Türkiye’nin elektrik sisteminde rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların payının artması, elektrikli araçların yaygınlaşması ve sanayinin elektrikleşmesi, şebekenin arz ve talebi dengeleme kapasitesini, yani “esneklik” kavramını hukuki bir zorunluluk haline getirmiştir. Bosca Law tarafından hazırlanan çalışma, Türkiye’de esneklik ihtiyacının belirlenmesine yönelik sistematik bir usulün eksikliğine dikkat çekerek, mevcut mevzuatın yatırımcılar için öngörülebilirliği zayıflattığını ve idari kararların gerekçelendirilmesinde sorunlar yarattığını ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, TEİAŞ koordinasyonunda ve EPDK gözetiminde, kamuya açık ve düzenli güncellenen bir “Ulusal ve Bölgesel Esneklik İhtiyaç Analizi” rejiminin kurulması önerilmektedir.
Elektrik sistemindeki dönüşüm, güvenilirlik kavramını geleneksel “arz yeterliliği” sorusundan, sistemin değişken koşullara uyum sağlama kabiliyeti olan “esneklik” boyutuna taşımıştır. Ancak mevcut Türk mevzuatında, esneklik ihtiyacını bağımsız, önceden ilan edilen ve gerekçelendirilen bir analize bağlayan açık bir hukuki yükümlülük bulunmamaktadır. Özellikle 2026 yılı başında depolamalı üretim tesisi başvurularının toplu reddiyle somutlaşan idari uygulamalar, bu ihtiyacın belirlenmesinin teknik takdire dayalı, bölgesel boyuttan yoksun ve itiraza kapalı bir süreçte yürütüldüğünü göstermektedir. Bu durum, yatırımcılar için hukuki güvenlik beklentisini karşılamamakta ve yargısal denetimi zorlaştırmaktadır.
Avrupa Birliği’nin 2024 Piyasa Tasarımı Reformu ile Elektrik Regülasyonu’na eklenen 19e maddesi, esneklik ihtiyaç analizini bağlayıcı ve usule bağlı bir yükümlülük haline getirmiştir. Çalışma, bu modelin Türkiye’nin kurumsal yapısına uyarlanarak, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenecek bir 23/A maddesi ile hayata geçirilmesini önermektedir. Önerilen model, esneklik analizini “çürütülebilir bir karine” olarak konumlandırarak, idarenin takdir yetkisini korurken aynı zamanda keyfiliği sınırlamayı ve idari işlemleri daha denetlenebilir kılmayı hedeflemektedir.
Bu yeni rejim ile TEİAŞ’ın teknik koordinasyonu altında, EPDK’nın düzenleyici gözetiminde yürütülecek analizlerin, bağlantı görüşleri ve kapasite tahsisleri için nesnel bir zemin oluşturması öngörülmektedir. Böylece, depolama yatırımlarının bölgesel ihtiyaçlara göre yönlendirilmesi ve şebeke yatırımlarının daha verimli planlanması mümkün olacaktır. Çalışma, esneklik ihtiyacının belirlenmesinin sadece teknik bir mesele değil, kıt bir kaynağın tahsisine ilişkin temel bir hukuk sorunu olduğunu vurgulayarak, çözümün teknik kapasiteden ziyade hukuki güvencelerin tesisiyle mümkün olacağını savunmaktadır.