Ne arıyorsunuz?

Türkiye Enerji Dönüşümünde Yenilenebilir Kaynaklarla Rekor Kırdı

PDF İncele

Türkiye’nin enerji dönüşümü 2025 yılında yenilenebilir enerji kapasitesindeki rekor artışla yeni bir evreye girerken, artan enerji talebi ve yüksek ithalat bağımlılığı temel zorluklar olarak kalmaya devam ediyor. Toplam kurulu gücün %62’sini yenilenebilir kaynakların oluşturduğu bu dönemde, özellikle güneş ve rüzgar yatırımları arz güvenliğinde kritik rol üstlendi. Ancak rapor, net sıfır hedeflerine ulaşmak için şebeke esnekliğinin artırılması, elektrifikasyonun hızlandırılması ve enerji verimliliği politikalarının daha etkin uygulanması gerektiğini vurguluyor.

2025 yılı verilerine göre Türkiye’nin toplam kurulu gücü 122,5 GW seviyesine ulaşırken, yıl içinde devreye alınan 7 GW’lık yeni kapasitenin neredeyse tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandı. Güneş enerjisinin 25,1 GW, rüzgarın ise 14,8 GW sınırına dayandığı bu süreçte, hidroelektrik üretiminde yaşanan kuraklık kaynaklı düşüşler rüzgar ve güneşin stratejik önemini bir kez daha kanıtladı. Yenilenebilir kaynakların toplam elektrik üretimindeki payı %43,1 olarak gerçekleşse de, iklim koşullarına bağlı üretim dalgalanmaları sistemin esneklik ihtiyacını ön plana çıkardı.

Enerji talebindeki %6’lık artış, verimlilik konusundaki iyileşme hızının yavaşlamasıyla birleşince emisyon oranlarını da yukarı çekti. 2024 yılında 584,5 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaşan toplam sera gazı emisyonlarının %71,8’i enerji sektöründen kaynaklandı. Bu tablo, Türkiye’nin enerji yoğunluğunu azaltma ve üretim süreçlerini karbonsuzlaştırma hedeflerine odaklanmasının zorunluluğunu ortaya koyuyor. Özellikle sanayide yüksek katma değerli ve düşük karbonlu bir yapıya geçiş, hem çevresel hedefler hem de makroekonomik istikrar için hayati önem taşıyor.

Ulaştırma ve binalarda elektrifikasyon süreci hız kazanırken, elektrikli araç sayısındaki %101’lik devasa artış dikkat çekici bir gelişme olarak kayda geçti. Trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısının 370 bini aşmasıyla birlikte şarj altyapısı da %50 oranında büyüyerek 39 bin soket sayısına ulaştı. Ancak elektriğin nihai enerji tüketimindeki %20’lik payının 2053 hedefleri doğrultusunda %55’e çıkarılması için ısı pompaları ve endüstriyel elektrifikasyon gibi alanlarda daha güçlü teşvik mekanizmalarına ihtiyaç duyuluyor.

Politika tarafında ise İklim Kanunu’nun yayımlanması ve Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) temellerinin atılması, 2025’in en önemli dönüm noktalarından biri oldu. 2026 yılında Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi, bu yapısal reformların küresel ölçekte karşılık bulması ve yeşil finansman kaynaklarının mobilize edilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. Enerji ithalat bağımlılığının %77,6 gibi yüksek bir seviyede seyretmesi, yerli ve temiz enerji kaynaklarına dayalı dönüşümün sadece çevresel değil, aynı zamanda bir arz güvenliği meselesi olduğunu gösteriyor.