Türkiye Bankalar Birliği verileri ışığında Cengiz Güneş tarafından hazırlanan bu güncel rapor, enerji sektörünün proje finansmanındaki stratejik ağırlığının yıllar içinde geçirdiği dönüşümü gözler önüne seriyor. 2016 yılında proje kredilerinin %45’ini domine eden enerji sektörü, 2025 yılı sonunda %29 seviyesine gerilerken liderliği %40 pay ile altyapı projelerine devretti. Buna rağmen enerji projelerine sağlanan toplam kredi hacmi 564 milyar TL gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Sektör içindeki en dikkat çekici gelişme ise finansmanın %55’inin doğrudan yenilenebilir enerji üretimine kanalize edilmesi oldu.
Türkiye’nin enerji finansmanı haritasında son on yılda yaşanan değişim, sürdürülebilir kaynaklara olan ilginin mali verilere yansıdığını kanıtlıyor. 2025 yılı sonu itibarıyla enerji kredilerinin alt kırılımları incelendiğinde, yenilenebilir enerji üretiminin %55 ile aslan payını aldığı görülüyor. Dağıtım ve iletim gibi üretim dışı faaliyetler pastadan %24 pay alırken, yenilenebilir olmayan geleneksel enerji kaynaklarının payı %21’de kaldı. Özellikle üretim odaklı krediler içinde yenilenebilir enerjinin %73’lük bir hakimiyet kurması, finans dünyasının yeşil dönüşüme verdiği desteğin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Kredi büyüme hızındaki dalgalanmalar ise ekonomik konjonktürün etkilerini yansıtıyor. 2023 yılında bir önceki yıla göre %31 artış gösteren enerji kredileri, 2024 yılında %6’lık bir yavaşlama dönemine girmiş, 2025 sonu itibarıyla ise yeniden %13’lük bir ivme yakalamıştır. Bu finansal hareketlilik, Türk Lirası ve ABD Doları bazındaki faiz oranlarının yükseldiği bir dönemde gerçekleşti. Özellikle TL bazlı faizlerdeki keskin artış ve imalat sanayi kapasite kullanım oranlarının %76,20’den %73,50’ye gerilemesi, yatırımcıların daha temkinli ama odaklı hareket ettiğini gösteriyor.
Proje finansmanı kapsamında değerlendirilen bu krediler, sadece Türkiye bilançolarına dahil olan ve belirli kriterleri karşılayan yüksek hacimli yatırımları kapsıyor. Rapora göre, bir kredinin bu kategoride yer alabilmesi için en az 5 yıl vadeye ve 20 milyon doların üzerinde bir taahhüde sahip olması gerekiyor. Sağlanan bu kaynaklar; yeni yatırımların hayata geçirilmesi, mevcut tesislerin kapasite artırımı, özelleştirme ve satın alma süreçleri gibi ekonomiye doğrudan katma değer sağlayan alanlarda kullanılmaya devam ediyor.