SolarVizyon 2025 etkinliğinde Siemens Türkiye Satış Müdürü Mehmet Zafer Onat, güneş enerjisi santralleri ve bataryalı enerji depolama sistemlerinde evirici (inverter) seçimi, yeni nesil yarı iletken teknolojileri ve enerji sektöründe siber güvenlik konularına odaklanan kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Onat, konuşmasına Siemens’in enerji altyapısı, üretimi ve değişen enerji dünyasına uyum sağlama vizyonunu aktaran ve “enerji zekası” kavramını öne çıkaran bir tanıtım ile başladı.
Sunumunun teknik bölümünde güç elektroniği cihazlarının temel bileşeni olan transistör teknolojisindeki dönüşüme dikkat çeken Onat, endüstrinin geleneksel silikon (Si) tabanlı teknolojiden silisyum karbür (SiC) teknolojisine geçişini detaylandırdı. Onat, silisyum karbür teknolojisinin getirdiği avantajları sıcaklık dayanımı, termal iletkenlik ve anahtarlama hızı başlıkları altında topladı. Geleneksel silikon transistörlerin 150 derece yüzey sıcaklığında operasyonu durdurduğunu, ancak silisyum karbür teknolojisinin 200 dereceyi aşan sıcaklıklarda dahi çalışmaya devam edebildiğini belirtti. Ayrıca bu yeni malzemenin termal iletkenliğinin üç kat daha yüksek olduğunu, bunun da cihazların daha hızlı soğumasına ve yüksek sıcaklıklara dayanımına olanak tanıdığını ifade etti.
Onat, PV panellerden veya bataryalardan gelen doğru akımın şebekeye uygun alternatif akıma dönüştürülmesi sürecinde transistörlerin saniyede binlerce kez anahtarlama yaptığını hatırlatarak, silisyum karbürün sağladığı yüksek anahtarlama hızının çıkış güç kalitesini artırdığını vurguladı. Bu teknolojinin aynı zamanda cihazların gerilim darbelerine karşı daha dayanıklı olmasını sağladığını, bunun da inverterlerin ömrünü uzatarak delinme ve bozulma risklerini azalttığını, sonuç olarak daha kompakt, hafif ve güç yoğunluğu yüksek cihazlar üretilebildiğini aktardı. Siemens’in yeni nesil cihazlarında maksimum verimliliğin yüzde 99 seviyelerine ulaştığı bilgisini paylaştı.
Güneş enerjisi santrallerinde tek yönlü akış varken bataryalı depolama sistemlerinde hem şarj hem deşarj süreçlerini içeren iki yönlü bir enerji akışının söz konusu olduğunu belirten Onat, yatırımcıların ürün seçimi yaparken bu dinamikleri göz önünde bulundurması gerektiğini söyledi. Özellikle Türkiye gibi yaz aylarında sıcaklıkların 35-45 derecelere, hatta bazı bölgelerde 50 derecelere ulaştığı coğrafyalarda, inverterlerin sıcaklığa bağlı güç düşümü (derating) eğrilerinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Siemens’in 100 kW’lık ürününün 60 dereceye kadar, 125 kW’lık ürününün ise 53 dereceye kadar güç düşümü yaşamadan tam kapasite çalışabildiğini belirten Onat, Fraunhofer Enstitüsü tarafından yapılan bir çalışmaya atıfta bulunarak, yüksek sıcaklıklarda güç kaybı yaşamayan cihazların yatırım geri dönüşünde ve uzun vadeli maliyet avantajında ciddi fark yarattığını ifade etti.
Konuşmasının son bölümünü enerji sektöründe genellikle göz ardı edilen ancak hayati önem taşıyan siber güvenlik konusuna ayıran Onat, bu konuyu enerji arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak nitelendirdi. Tesislerin izlenmesi ve enerji yönetimi için cihazların internete bağlanmasının kaçınılmaz olduğunu, ancak bunun siber saldırılara açık bir kapı bıraktığını belirtti. Avrupa’nın ve Amerika’nın bu konuda çok sıkı standartlar (örneğin UN standartları) geliştirdiğini hatırlatan Onat, kullanılan cihazların bu güncel mevzuatlara uyum sağlamasının zorunluluğuna vurgu yaptı.
Siber güvenlikte “en zayıf halka” prensibinin geçerli olduğunu belirten Onat, inverterlerin güvenli olmasının tek başına yeterli olmadığını, üzerine kurulan SCADA ve enerji yönetim sistemlerinin de aynı güvenlik standartlarını karşılaması gerektiğini söyledi. Ayrıca, yazılım güncellemelerinin otomatik yapılması durumunda sızıntı risklerinin oluşabileceği uyarısında bulunarak, bu sürecin dengeli yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Onat, siber güvenliğin sadece yazılımla sınırlı olmadığını, kullanılan çiplerin ve donanım bileşenlerinin de üretim aşamasından itibaren güvenlik standartlarına uygun tasarlanması gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.