Küresel elektrik üretiminde 2025 yılı, yenilenebilir enerji kaynaklarının kömürü ilk kez geride bırakmasıyla tarihi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından yayımlanan rapora göre, temiz enerji kaynakları dünya genelindeki toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 34’ünü karşılayarak yüzde 33 paya sahip olan kömürü tahtından indirdi. Bu süreçte güneş enerjisi, rüzgarı geride bırakarak dünyanın lider yenilenebilir enerji kaynağı haline geldi. Birçok ülkede güneşin payı rekor seviyelere ulaşırken, teknolojik yenilikler ve hukuki kazanımlar sektörün geleceğine yön vermeye devam ediyor.
Enerji dünyasında geçtiğimiz yıl yaşanan bu köklü değişim, özellikle güneş enerjisi kapasitesindeki devasa artışla tetiklendi. Modern tarihte ilk kez güneş, rüzgar, hidroelektrik ve biyoyakıtların toplam üretimi, kömürün küresel enerji karmasındaki payını geride bıraktı. Bu dönüşümün en kritik aktörü olan güneş enerjisi, resmen dünyanın birincil yenilenebilir enerji kaynağı statüsüne yükseldi. Veriler, elektriğinin en az yüzde 10’unu güneşten elde eden ülke sayısının 2020’den bu yana üç katından fazla artarak 15’ten 50’ye çıktığını gösteriyor.
Şili ve Macaristan, temiz enerjiye geçiş sürecinde sergiledikleri performansla dikkat çeken ülkeler arasında yer aldı. Geçtiğimiz yıl Şili toplam elektriğinin yüzde 25’ini, Macaristan ise yüzde 27’sini güneşten tedarik etti. Bu rakamlar, her iki ülkenin de güneşin payının yüzde 10’un altında olduğu 2020 seviyelerinden ne kadar hızlı bir sıçrama yaptığını kanıtlıyor. Güneş üretiminin yoğunluğu özellikle öğle saatlerinde zirveye ulaşıyor. 2025 yılının Mayıs ayında, dünya genelinde öğle saatlerindeki elektrik ihtiyacının ortalama yüzde 25’i güneşten karşılanırken; Hollanda’da bu oran yüzde 77’ye, Macaristan’da ise yüzde 91 gibi rekor bir seviyeye ulaştı.
Elde edilen bu başarılara rağmen, enerji talebinin hızla arttığı bazı bölgelerde hala değerlendirilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri yeni güç talebinin yüzde 88’ini temiz enerjiden karşılarken, küresel talep artışında ikinci sırada yer alan Hindistan, yeni ihtiyaçlarının yarısından fazlası için hala fosil yakıtlara bağımlı durumda. Analistler; Hindistan, Suudi Arabistan, Endonezya ve Mısır gibi ülkelerin devasa güneş kaynaklarına sahip olduğunu ancak fosil yakıt altyapılarını genişletmeye devam ettikleri için bu potansiyeli yeterince kullanmadıklarını belirtiyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde temiz enerji sektörü, federal kısıtlamalara karşı önemli bir hukuki zafer kazandı. Bir mahkeme, federal arazilerdeki rüzgar ve güneş projelerini donduran idari politikalara karşı geçici durdurma kararı verdi. Söz konusu düzenlemeler, tüm proje kararları için üst düzey onay şartı getirerek 57 GW’lık kapasiteyi ve yaklaşık 905 milyon dolarlık yatırımı riske atmıştı. Mahkemenin mevcut engellemenin federal yasaları ihlal edebileceğine dair görüşü, sektörde iyimserlik yarattı. Öte yandan, küresel deniz üstü rüzgar sektörü, 2025’te eklenen 9 GW ile toplam 92 GW kapasiteye ulaşarak istikrarlı büyümesini sürdürdü.
Teknolojik inovasyonlar ise arka planda hız kesmeden devam ediyor. Yeni girişimler, standart bir güneş paneli verimliliğini önemli ölçüde artırabilecek perovskit kristal yapılarını kullanarak “sandviç tipi” panelleri ticarileştirmek için çalışıyor. Yerel düzeyde ise küçük topluluklar jeotermal ısıtma projelerine odaklanırken, eğitim kurumları rüzgar enerjisinin kullanımını maksimize etmek ve co2 emisyonu seviyelerini düşürmek amacıyla termal batarya pilot uygulamalarını hayata geçiriyor.