Ne arıyorsunuz?

Ümit Şen: “Güneş Takip Sistemleri Bataryaların Dengeli ve Sağlıklı Şarjını Mümkün Kılıyor”

Ümit Şen: "Güneş Takip Sistemleri Bataryaların Dengeli ve Sağlıklı Şarjını Mümkün Kılıyor"

SolarVizyon 2025 etkinliğinin ikinci gününde sahne alan Başarı Enerji Genel Müdürü Ümit Şen, güneş takip sistemlerinin (tracker) depolamalı güneş enerjisi santralleri (DGES) ile entegrasyonunun yaratacağı teknik ve ekonomik avantajları, gerçek saha verileri ve savunma sanayi tecrübeleri ışığında detaylandırdı. Şen, sunumunda teorik simülasyonlardan ziyade, 2013 yılından bu yana geliştirdikleri teknolojiler ve sahip oldukları 32 MW’lık lisanssız santrallerden elde ettikleri ampirik veriler üzerinden bir analiz gerçekleştirdi.

Konuşmasına Başarı Enerji’nin kurumsal yapısını özetleyerek başlayan Şen, firmanın Sanayi Bakanlığı onaylı bir AR-GE merkezi olduğunu ve aynı zamanda Savunma Sanayii Başkanlığı onaylı bir tedarikçi olarak ASELSAN, Roketsan ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumlar için üretim yaptığını belirtti. Enerji ve savunma teknolojilerinin birbirini besleyen bir yapıda olduğunu vurgulayan Şen, güneş takip sistemlerinde kullanılan hassas yönlendirme teknolojilerinin, savunma sanayindeki füze ve drone takibi yapan hava savunma sistemleriyle (örneğin Çelik Kubbe projesi) benzer elektromekanik altyapıya sahip olduğunu ifade etti. Şen, firmanın Ankara Başkent OSB’deki fabrikasına ek olarak Havacılık ve Uzay OSB’de inşası süren ve 2026’da faaliyete geçecek yeni tesisiyle kapasite artışına gideceği bilgisini paylaştı.

Sunumun teknik odak noktasını, sabit açılı sistemler ile güneş takip sistemlerinin karşılaştırmalı analizi oluşturdu. Şen, Adana’da bulunan ve tüm bileşenleri (panel, inverter, trafo) aynı olan, sadece taşıyıcı konstrüksiyonu farklılık gösteren (sabit açı ve tracker) iki santralin verilerini paylaştı. Verilere göre, güneş takip sistemlerinin özellikle yaz aylarında enerji üretimini yüzde 35’lere varan oranlarda artırdığı, yıllık bazda ise coğrafi konuma göre yüzde 14 ila yüzde 20 arasında bir üretim artışı sağladığı belirtildi. Ancak Şen, asıl kritik avantajın depolamalı sistemler için ortaya çıktığını vurguladı.

Depolamalı GES projelerinde batarya şarj stratejilerinin önemine değinen Şen, sabit açılı sistemlerin gün ortasında “sinüzoidal” (çan eğrisi) bir üretim profili çizdiğini, buna karşın güneş takip sistemlerinin sabah erken ve akşam geç saatlerde de güneşi dik açıyla yakalayarak üretim eğrisini “yamuk” (trapezoid) bir forma dönüştürdüğünü anlattı. Bu form değişikliğinin batarya şarj sürelerine doğrudan etki ettiğini belirten Şen, sabit sistemlerde bataryayı şarj etmek için yüksek güçte sadece 4-5 saatlik bir zaman dilimi bulunurken, tracker sistemlerinde bu sürenin 7,5 ila 10,5 saate kadar uzadığını grafiklerle gösterdi.

Şen, bu genişleyen zaman aralığının batarya sağlığı ve ömrü (SOH – State of Health) üzerindeki hayati etkisine dikkat çekti. Daha uzun şarj süresinin, bataryaların daha düşük akımla (düşük C-rate) şarj edilmesine olanak tanıdığını, bunun da batarya hücrelerindeki ısınmayı azalttığını ve yaşlanmayı geciktirdiğini ifade etti. Elektrikli araç şarj mantığından örnek veren Şen, hızlı şarjın bataryayı yorduğunu, tracker sistemlerinin ise doğal bir “yavaş ve dengeli şarj” imkanı sunarak yatırımın en pahalı kalemi olan batarya paketlerinin ömrünü uzattığını savundu.

Ekonomik analiz kısmında ise Şen, güneş takip sistemlerinin sadece üretim miktarını değil, geliri de optimize ettiğini belirtti. Piyasa Takas Fiyatı’nın (PTF) gün ortasında düştüğü, sabah ve akşam saatlerinde ise yükseldiği piyasa koşullarında, tracker sistemlerinin daha geniş bir üretim aralığına sahip olması sayesinde elektriği daha değerli saatlerde sattığını veya depoladığını vurguladı. Bu durumun gelirde yüzde 6 ila yüzde 8 arasında ek bir artış sağladığını belirtti. Ayrıca, tracker kullanımının DC/AC yükleme oranlarında yüzde 5’lik bir artışa imkan tanıdığını ve arbitraj (fiyat farkından yararlanma) fırsatlarını genişlettiğini sözlerine ekledi. Şen, konuşmasını Türkiye’de tracker simülasyonlarının genellikle standart kütüphanelerle yapıldığını ve bunun hatalı sonuçlar doğurabildiğini, doğru projelendirme için sertifikalı ürünlerin ve gerçek saha verilerinin baz alınması gerektiği uyarısıyla tamamladı.

SolarVizyon2025-Oturum-7