Ne arıyorsunuz?

Türkiyenin 2035 Enerji Hedefleri Için Köklü Dönüşüm Şart

PDF İncele

Ember tarafından hazırlanan yeni rapor, Türkiye’nin 2035 yılına kadar nihai enerji tüketiminde elektriğin payını %35’e çıkarma hedefine ulaşabilmesi için mevcut enerji politikalarında köklü bir dönüşümün şart olduğunu ortaya koyuyor. 2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin nihai enerji tüketiminde elektriğin payı %22 seviyesinde kalırken, fosil yakıtların kullanım oranı 1990’lardan bu yana %70 civarında sabit seyrediyor. Rapor, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde 2035 hedefinin yakalanamayacağına dikkat çekerek, ulaşım, binalar ve sanayi sektörlerinde fosil yakıtların yerini elektriğin almasını sağlayacak somut adımların atılması gerektiğini vurguluyor.

Türkiye, son on yılda güneş ve rüzgar enerjisi üretiminde kayda değer bir ivme yakalayarak temiz elektrik üretimindeki payını %4,5’ten %22’ye yükseltti. Ancak üretilen bu temiz enerjinin ekonominin geneline yayılması, binalarda ısı pompalarının, ulaşımda elektrikli araçların ve sanayide elektrikli üretim teknolojilerinin eş zamanlı olarak yaygınlaştırılmasına bağlı. Mevcut veriler, Türkiye’nin nihai enerji talebinin yaklaşık %85’inin bugünkü teknolojilerle elektriğe dönüştürülebilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Buna rağmen, ulaşım sektöründe elektrifikasyon oranı henüz %1’in altında seyrediyor.

Rapor, sadece elektrikli araç satışlarını artırmanın tek başına yeterli olmayacağını, otomobillerin enerji verimliliği avantajı nedeniyle elektrifikasyon oranındaki artışın başlangıçta yavaş görünebileceğini belirtiyor. Örneğin, yeni araç satışlarının tamamının elektrikli olduğu bir senaryoda dahi, 2035 yılında otomobillerdeki elektrifikasyon oranının %17’de kalacağı öngörülüyor. Bu durum, hedefe ulaşmak için sadece ulaşımda değil, sanayi ve konut ısıtma sistemlerinde de kapsamlı bir dönüşümün zorunlu olduğunu kanıtlıyor.

2035 hedefine ulaşmak için önerilen stratejiler arasında, ısı pompaları için elektrik tarifelerinin rekabetçi hale getirilmesi, kamu kurumlarında elektrikli araç dönüşümüne öncülük edilmesi ve sanayideki karbon emisyonlarını azaltacak teşviklerin hayata geçirilmesi yer alıyor. Ayrıca, artan elektrik talebinin fosil yakıtlı santrallerle değil, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve şebeke altyapısının güçlendirilmesiyle karşılanması gerektiği vurgulanıyor. Türkiye’nin bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirmesi, hem dışa bağımlılığı azaltacak hem de enerji güvenliğini güçlendirerek ülkeyi küresel iklim hedefleri doğrultusunda öncü bir konuma taşıyacaktır.