Ember’in “Türkiye Elektrik Görünümü 2026” raporu, SolarEX İstanbul kapsamında düzenlenen bir oturumla kamuoyuna tanıtıldı. Panelde, Türkiye’nin rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesindeki rekor artışın yanı sıra kuraklığın hidroelektrik üretimi üzerindeki ekonomik baskıları ve yerli kömür üretimindeki riskler detaylıca ele alındı. Uzmanlar, Türkiye’nin Avrupa genelindeki yenilenebilir enerji konumunu değerlendirirken, 33 GW’a ulaşan devasa batarya depolama hattının geleceği ve çatı tipi güneş paneli sistemlerine duyulan ihtiyaç gibi kritik başlıklar üzerinde durdu.
Panelde söz alan Alparslan, Türkiye elektrik sektörünü şekillendiren temel eğilimlere dikkat çekti. Rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinde yaşanan tarihi büyümenin altını çizen Alparslan, kuraklık nedeniyle hidroelektrik üretiminde meydana gelen düşüşün ekonomik yansımalarını analiz etti. Türkiye’nin Avrupa ve çevre bölgelerdeki yenilenebilir enerji liderliği potansiyeline değinen Alparslan, yerli kömüre sağlanan alım garantilerinin yeni bir üretim zirvesine yol açabileceği ve bunun beraberinde getireceği riskler konusunda uyarılarda bulundu.
Tamer Çalışır, yerli kömürün sanıldığı gibi düşük maliyetli bir elektrik kaynağı olmadığını vurgulayarak, yenilenebilir enerjinin hızla yaygınlaşmasının doğal gaz santralleri üzerindeki rekabet baskısını artırdığını ifade etti. Deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisinin Türkiye için taşıdığı jeopolitik öneme değinen İbrahim Erden ise, önümüzdeki yıllarda kurulum rekorları beklendiğini ve yıllık 5 GW’lık rüzgar kapasitesi artışının hedeflendiğini dile getirdi.
Kuraklık kaynaklı hidroelektrik sorunlarına yönelik çözüm önerileri sunan Elvan Tuğsuz Güven, mevcut barajlı santrallerin doğal bir enerji depolama birimi olarak işlev gördüğünü hatırlattı. Güneş enerjisindeki ivmeyi olumlu bulan Ateş Uğurel ise, bu büyümenin büyük oranda büyük ölçekli santral projeleri üzerinden ilerlediğine işaret etti. Uğurel, enerji dönüşümünün tabana yayılması için çatı tipi güneş paneli kurulumlarına yönelik desteklerin artırılması çağrısında bulundu.
Sektör temsilcileri ayrıca, Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkelerini geride bırakan 33 GW’lık batarya depolama projesi portföyünü de masaya yatırdı. Uğurel ve Çalışır bu kapasitenin yaklaşık yarısının fiilen hayata geçebileceğini öngörürken, Erden özellikle depolama entegreli rüzgar projeleri konusunda daha iyimser bir tablo çizdi. Öte yandan Güven, mevcut hidroelektrik rezervuar kapasitesinin varlığı nedeniyle, bu ölçekte bir batarya yatırımına gerçekten ihtiyaç olup olmadığını sorgulayarak farklı bir perspektif sundu.
https://ember-energy.org/latest-updates/launch-of-embers-turkiye-electricity-review-2026/