Londra merkezli enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından yayımlanan Küresel Elektrik Görünümü Raporu, Türkiye’nin temiz enerji dönüşümünde katettiği mesafeyi gözler önüne serdi. Geçen yıl güneş enerjisinden elektrik üretimini en fazla artıran dünyadaki 7. ülke olan Türkiye, rüzgar ve güneşin toplam üretimdeki payını yüzde 22’ye çıkararak küresel ortalamayı geride bıraktı. Dünya genelinde ise yenilenebilir enerji kaynakları, son bir asırda ilk kez kömürün payını geçerek toplam üretimin üçte birinden fazlasını oluşturdu. Güneş enerjisindeki bu rekor büyüme, fosil yakıt kullanımının sınırlandırılmasında kritik bir rol oynadı.
Dünya çapındaki elektrik talebinin büyük bölümünü temsil eden 91 ülkenin verilerini analiz eden rapor, enerji piyasalarında tarihi bir kırılma yaşandığını ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji kaynakları, küresel elektrik üretiminin yüzde 33,8’ini karşılayarak kömürün hakimiyetine son verdi. Özellikle güneş enerjisi, geçtiğimiz yıl sergilediği yüzde 30’luk büyüme oranıyla son sekiz yılın en hızlı yükselişini gerçekleştirdi. Rüzgar ve güneş enerjisinin toplamı, küresel elektrik talebindeki artışın neredeyse tamamını karşılayarak fosil yakıtlara olan ihtiyacın daha fazla büyümesini engelledi.
Türkiye, bu küresel değişim sürecinde güneş enerjisi kapasitesini en hızlı artıran ilk 10 ülke arasına girerek dikkat çekici bir başarıya imza attı. Çin ve ABD gibi devlerin başı çektiği listede 7. sırada yer alan Türkiye, son iki yıllık süreçte güneşin elektrik üretimindeki payını iki katına çıkararak yüzde 10,5 seviyesine ulaştırdı. Rüzgar enerjisiyle birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin temiz enerji karnesi, yüzde 17 olan dünya ortalamasının 5 puan üzerine çıkarak yüzde 22 seviyesine ulaştı. Bu ivme, Türkiye’yi bölgesel bir enerji aktörü olarak konumlandırıyor.
Ancak raporda, temiz enerji kaynaklarındaki bu artışa rağmen hidroelektrik üretiminde yaşanan düşüşün yarattığı risklere de değiniliyor. Brezilya’nın ardından hidroelektrik üretiminde en büyük kaybı yaşayan ikinci ülke olan Türkiye, kuraklık kaynaklı bu açığı doğal gaz santralleriyle kapatmak zorunda kaldı. Bu durum, ekonomiye yaklaşık 1,8 milyar dolarlık ek bir ithalat yükü getirdi. Uzmanlar, güneş paneli ve rüzgar türbinlerinin yaygınlaşmasının, hidroelektrikteki dalgalanmaları dengeleyerek enerji güvenliğini pekiştireceğini vurguluyor.
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, Türkiye’nin komşu coğrafyalar için kritik bir rol model haline geldiğini ifade ediyor. COP31 iklim zirvesine ev sahipliği yapmaya aday olan Türkiye’nin, temiz enerji dönüşümünde yakaladığı bu ivmeyi sürdürmesinin bölgesel liderliğini güçlendireceğini belirten Alparslan, güneş ve rüzgarın fosil yakıt bağımlılığını azaltmada en önemli enstrümanlar olduğunu hatırlatıyor. Yenilenebilir kaynakların stratejik kullanımı, sadece çevresel hedeflere ulaşılmasını sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda ekonomik maliyetlerin düşürülmesine de doğrudan katkı sunuyor.