Ne arıyorsunuz?

Türkiye Enerji Bağımsızlığı İçin Elektrifikasyon Sürecine Odaklanıyor

Türkiye’nin enerji geleceği ve elektrik sistemindeki dönüşüm süreci, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Araştırma Koordinatörü Hasan Aksoy’un katılımıyla masaya yatırıldı. Türkiye’nin elektrik kurulu gücünde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı %60’ı aşmış durumda olsa da, toplam enerji tüketiminde ithal fosil yakıtlara olan %80’lik bağımlılık ekonomik kırılganlığı artırıyor. COP 31 süreciyle birlikte gündeme gelen %35’lik elektrifikasyon hedefi, hem iklim kriziyle mücadele hem de enerji bağımsızlığı için kritik bir eşik olarak görülüyor. Uzmanlar, bu dönüşümün ancak sanayi, ulaşım ve binalarda fosil yakıtların yerini elektrikli sistemlere bırakmasıyla mümkün olabileceğini vurguluyor.

Türkiye’nin elektrik üretiminde rüzgar, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir kaynakların payı kurulu güç bazında oldukça yüksek olsa da, üretim miktarı hava koşullarına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Üretimin yaklaşık %43-44’ü yenilenebilir kaynaklardan, üçte biri ise kömürden karşılanıyor. Ancak asıl sorun, elektrik dışındaki nihai tüketim noktalarında yaşanıyor. Sanayi, ulaşım ve binalarda kullanılan enerjinin %80’i hala ithal fosil yakıtlara dayanıyor. Bu durum, enerji dış ticaret açığını yükselterek enflasyonu tetikliyor ve ekonomik kırılganlığı artırıyor. 2022 yılında enerji kaynaklı dış ticaret açığının 80 milyar dolara ulaşması, bu bağımlılığın ulusal güvenlik ve ekonomi üzerindeki risklerini gözler önüne seriyor.

Elektrifikasyon süreci, fosil yakıtların elektrikle ikame edilmesini sağlayarak bu bağımlılığı kırmayı hedefliyor. Isı pompaları ve elektrikli araçlar gibi teknolojiler, standart içten yanmalı motorlara veya doğal gazlı sistemlere göre üç kata kadar daha yüksek verimlilik sunuyor. Uzmanlar, 2050 yılına gelindiğinde elektrifikasyon sayesinde toplam enerji tüketiminin, verimlilik artışı nedeniyle bugünkü seviyelerin altında kalabileceğini öngörüyor.

Sistemin sürdürülebilirliği için enerji depolama teknolojileri hayati önem taşıyor. Güneş ve rüzgar gibi kesintili kaynakların sisteme entegrasyonunda, gün içi dengeleme sağlayan batarya sistemleri ve uzun vadeli çözüm sunan yeşil hidrojen teknolojileri öne çıkıyor. Ayrıca, elektrikli araçların şebekeye enerji verebildiği çift yönlü sistemlerin gelecekte şebeke güvenliğinde kilit rol oynayacağı belirtiliyor.

Konutlarda ve sanayide dönüşümün hızlanması için ise teşvik mekanizmalarına ihtiyaç duyuluyor. Mevcut kademeli tarife sisteminin elektrifikasyona geçişi zorlaştırdığına dikkat çekilirken, ısı pompası kullanan tüketiciler için özel destekler veya vergi avantajları gibi devlet politikalarının gerekliliği vurgulanıyor. Türkiye’nin 2035 hedefleri doğrultusunda, dışa bağımlılığa giden yıllık 40-80 milyar dolarlık kaynağın, bu dönüşümün finansmanına aktarılmasıyla tam bağımsız bir enerji yapısına kavuşulabileceği ifade ediliyor.

KAYNAK