Türkiye’nin elektrikli araç (EV) pazarı, son yıllarda kaydettiği hızlı büyüme ile Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki en önemli merkezlerden biri haline geldi. 2025 yılı itibarıyla 238 bin adetlik satış hacmine ulaşan sektör, toplam binek araç satışlarında yüzde 22’lik bir paya sahip. Hükümetin vergi teşvikleri ve yerli üretim odaklı sanayi politikaları, pazarın genişlemesinde kritik rol oynuyor. Ancak, montaj kapasitesindeki artışa rağmen batarya tedariki ve yerelleşme süreçleri henüz başlangıç aşamasında bulunuyor. Uzun vadeli hedefler, 2030 yılına kadar elektrikli araçların pazar payının yüzde 42’ye, 2040 yılına kadar ise yüzde 82’ye çıkacağını öngörüyor.
Türkiye’nin otomotiv sektörü, geleneksel içten yanmalı motorlu araçlardan elektrikli modellere doğru stratejik bir dönüşüm yaşıyor. 2019 yılından bu yana elektrikli araç satışları, içten yanmalı araçlara kıyasla çok daha yüksek bir ivme yakaladı. Togg gibi yerli markaların yanı sıra BYD gibi Çinli üreticilerin pazara girişi, rekabeti artırarak model çeşitliliğini destekledi. Özellikle vergi avantajları ve şarj altyapısına yönelik devlet destekleri, tüketicilerin elektrikli araçlara olan ilgisini canlı tutan temel unsurlar arasında yer alıyor.
Üretim tarafında ise Türkiye, Avrupa’ya yönelik güçlü bir ihracat üssü olma konumunu koruyor. Ford, Stellantis, Toyota ve Hyundai gibi küresel devler, mevcut üretim hatlarını elektrikli ve hibrit araçları da kapsayacak şekilde esnek hale getiriyor. Yerli marka Togg, Gemlik tesisindeki üretim kapasitesini artırmaya devam ederken, batarya teknolojilerinde yerelleşme çalışmaları da hız kazandı. Togg ve Faras’ın ortak girişimi olan Siro, batarya modülleri ve paketleri üretimiyle bu alandaki dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Şarj altyapısı, elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla eş zamanlı olarak genişliyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye genelindeki şarj noktası sayısı 35 bine ulaşırken, Togg’un şarj operatörü Trugo ve diğer özel sektör oyuncuları tüm illeri kapsayan bir ağ kurdu. Yine de araç sayısındaki artış, şarj noktası başına düşen araç oranını 9.6’ya yükselterek altyapı yatırımlarının daha da hızlanması gerektiğini gösteriyor. Hükümet, yüksek kapasiteli hızlı şarj istasyonlarının kurulumu için yatırımcılara ciddi teşvikler sunarak bu açığı kapatmayı planlıyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin elektrikli araç dönüşümü, politika destekleri ve yerel üretim kapasitesiyle desteklenen bir süreç izliyor. Gelecek dönemde, düşük maliyetli modellerin pazara girmesi ve batarya tedarik zincirinin yerelleşmesi, bu büyümenin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacak. 2030 yılına kadar elektrikli araçların toplam satışlar içindeki payının yüzde 42’ye ulaşması, Türkiye’nin küresel elektrikli araç pazarındaki konumunu daha da güçlendirecek.
Kaynak Belge: pdf-BNEF-Turkeys-EV-Boom-Tests-Its-Localization-Push-_-Full-Report-_-BloombergNEF.pdf