Tamer Çalışır: “Büyük 5.1.h Lisanssız GES Yatırımları Artık Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmalarına Evrilmeli”

SolarVizyon 2025 konferansının ikinci gününde Elektrik Üreticileri Derneği (EÜD) Başkanı ve Gama Enerji CEO’su Tamer Çalışır, Türkiye enerji piyasasının en tartışmalı konularından biri olan 5.1.h kapsamındaki lisanssız güneş enerjisi yatırımları ve bunların elektrik şebekesi üzerindeki etkilerine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sektörün ve kamunun nabzını tutan bir isim olarak konuşan Çalışır, lisanssız üretimdeki kontrolsüz büyümenin sistem güvenliği için ciddi bir “balyoz etkisi” yarattığını vurguladı.

Çalışır, konuşmasının odak noktasına lisanssız elektrik üretiminin orijinal çıkış amacı ile bugün geldiği nokta arasındaki sapmayı yerleştirdi. Lisanssız üretimin başlangıçta çatı tipi uygulamalar ve sanayicinin öz tüketimini karşılaması amacıyla kurgulandığını hatırlatan EÜD Başkanı, bugün gelinen noktada Türkiye’nin 24 GW’ı aşan güneş kurulu gücünün yaklaşık 22 GW’lık kısmının lisanssız santrallerden oluştuğuna dikkat çekti. Çalışır’a göre, tüketim noktasından bağımsız, sadece şartların uygun olduğu bölgelere kurulan ve devasa kapasitelere ulaşan bu tesisler, sisteme teknik anlamda ağır darbeler vuruyor.

Tamer Çalışır, 5.1.h kapsamındaki projelerin yarattığı teknik ve ticari adaletsizlikleri detaylandırırken, bu tesislerin iki farklı trafo merkezi üzerinden iletim hattını kullandığını, ancak dengesizlik yönetiminden sorumlu tutulmadığını belirtti. Lisanslı üreticilerin tabi olduğu kurallara, izin süreçlerine ve dengeleme yükümlülüklerine uymadan sisteme dahil olan bu oyuncuların, oyun başladıktan sonra kuralları değiştiren bir yapı oluşturduğunu ifade etti.

Sistem güvenliği konusundaki endişelerini somut bir örnekle dile getiren Çalışır, düşük elektrik talebinin olduğu bir bayram günü senaryosu çizdi. Sisteme baz yük olarak giren nükleer santralin ve durdurulması zor olan 22 GW’lık lisanssız güneş kapasitesinin aynı anda devrede olması durumunda, sistem işletmecisinin elinde dengeleme yapacak araç kalmayacağı uyarısında bulundu. Lisanslı santrallerin talimatla durdurulabildiğini ancak lisanssızların bu esnekliğe sahip olmadığını belirten Çalışır, bu durumun büyük enerji kesintilerine (blackout) yol açabileceğine işaret etti. İspanya ve Portekiz’deki kesinti örneklerine atıfta bulunarak, sorunun güneş enerjisinden değil, sistemin optimize edilememesinden kaynaklandığını vurguladı.

Sektörde tartışma yaratan aylık mahsuplaşmadan saatlik mahsuplaşmaya geçiş kararını da değerlendiren Çalışır, bu değişikliği “geç kalınmış ancak doğru bir adım” olarak nitelendirdi. Trakya’daki bir tekstilcinin Mardin’de ürettiği elektriği, şebekeyi bedava bir depo gibi kullanarak aylık bazda mahsuplaşmasının sürdürülebilir olmadığını savunan Çalışır, sistemin ayakta kalması için bu tür “öldürücü darbelerin” ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti.

Çözüm önerisi olarak Avrupa modelini işaret eden Tamer Çalışır, sanayicilerin enerji maliyetlerini yönetmek için santral kurup işletmek yerine, Uzun Dönemli Elektrik Alım Anlaşmaları’na (YETA) yönelmesi gerektiğini söyledi. Avrupa’da 5.1.h benzeri bir uygulamanın olmadığını, yeni yatırımların PPA garantisi olmadan finansman dahi bulamadığını hatırlatan Çalışır, “Fırıncı kendi ekmeğini yapsın ama arabasını kendi üretmeye kalkmasın” benzetmesiyle, sanayicilerin kendi ana faaliyet alanlarına odaklanıp enerjiyi profesyonel üreticilerden tedarik etmesinin daha sağlıklı bir model olacağını sözlerine ekledi.

SolarVizyon2025-Oturum-6