Pomega Energy Başkan Yardımcısı Osman Çotuker’in konuşması, Türkiye’nin yenilenebilir enerji ekipmanları üretiminde (özellikle batarya ve enerji depolama) global bir hub olma potansiyeli, yerli üretim zorlukları, ihracat stratejisi ve devlet desteğinin önemi üzerine yoğunlaşıyor. Çotuker konuşmasına, Türkiye’nin “sadece bir ekosistem değil, global bir hub” olma hedefini vurgulayarak başlıyor.
Dünya Bankası’nın Green Complexity Index sıralamasında Türkiye’nin 6. sırada yer aldığını, ancak gerçek üretim ve katma değer yaratmada geride kaldığını belirtiyor. Potansiyelin çok yüksek olduğunu, fakat fiili üretim hacminin düşük kaldığını ifade ediyor.Yerli Üretim ve Kalite VurgusuYerli üretimin ithal ürünlerle en az eşit kalitede olması gerektiğini, aksi takdirde bunun en kötü senaryo olacağını söylüyor.
“Yerel üretim ama kalite düşük olursa bu en kötü şey” diyerek kalite standardının vazgeçilmez olduğunu vurguluyor. Batarya hücresi üretiminin “yeni doğmuş bir bebek” gibi korunup desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Güneş hücresi üretimindeki 14 farklı hassas süreci (fosfor difüzyonu, bor difüzyonu, metalizasyon, gümüş kaplama, iyon implantasyonu vb.) örnek vererek, hijyenik ve kontrollü ortamların zorunluluğunu anlatıyor.
İhracat ve Rekabet Gücü İhracatın sadece yerel sanayiyi güçlendirmekle kalmayıp, dünya standartlarını takip etme zorunluluğu getirdiğini söylüyor.
Çin’in 15 yıllık devlet destekli planıyla 10 ana sektörde dünya lideri olduğunu örnek göstererek, Türkiye’de de benzer uzun vadeli destek politikalarının gerekli olduğunu savunuyor.
İlk aşamada devlet desteğiyle rekabetçi fiyatlara ulaşılıp, sonrasında desteğe ihtiyaç kalmadan ayakta kalınabileceğini belirtiyor.
Pomega ve Üretim SüreciPomega’nın yerli batarya hücresi üretiminde ramp-up sürecinin Şubat 2026’da başlayacağını duyuruyor. 1500 kişilik bir ekip ve inşaat aşamasında 800 kişi çalıştığını, toplamda 300 milyon dolar civarında yatırım yapıldığını ifade ediyor. Yıllık 400-500 milyon dolarlık nihai ürün değeri hedeflediklerini belirtiyor.”Bu ülke bir varlık, know-how ve teknoloji transferi burada” diyerek Türkiye’nin bu alandaki potansiyeline güvenini dile getiriyor.
Ekonomik ve Cari Açık BoyutuTürkiye’nin batarya ithalatından kaynaklı yaklaşık 45 milyar dolarlık kayıp yaşadığını, üretim yapılmaması halinde bunun katlanarak devam edeceğini söylüyor.
İhracat potansiyelinin 3-5 kat daha fazla olabileceğini, cari açığın (özellikle Çin’le) inanılmaz boyutlara ulaştığını vurguluyor. Yerli üretimin katma değerini artıracağını, mühendislik ve Ar-Ge ile desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Gelecek Beklentileri ve Çözüm Önerileri: 2026’da yerel batarya kullanımının sınırlı kalabileceğini (yaklaşık 2 GW saat) söylüyor. Ekosistemin acilen oluşturulması gerektiğini, Avrupa’da “Made in EU” yaklaşımının Türkiye’de yerli üretim için fırsat yarattığını belirtiyor. İhracat hedef pazarlar olarak Avrupa, Afrika ve Amerika’yı işaret ediyor. Genel olarak, batarya yatırımlarının gerçekleşme oranını sorguluyor ve sektörün acil şekilde entegre bir ekosistem oluşturması gerektiğini vurguluyor.
Konuşma boyunca iyimser ama gerçekçi bir ton hâkim: Türkiye’nin yeşil enerji dönüşümünde ciddi bir oyuncu olabileceğini, ancak bunun kaliteli üretim, uzun vadeli devlet desteği, teknoloji koruması ve ihracat odaklı stratejiyle mümkün olacağını savunuyor.