Ebru Arıcı: “Rüzgarın Önündeki Temel Problemler Bürokratik Süreçler ve Kapasite”

SolarVizyon 2025 konferansında Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkan Yardımcısı ve Ari Energy Kurucu Ortağı Ebru Arıcı, rüzgar ve güneş enerjisi sektörlerinin entegrasyonu, depolamalı santral süreçleri ve mevzuattaki son düzenlemeler hakkında kapsamlı bir tablo çizdi. Arıcı, sunumunda rüzgar ve güneşin artık ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayarak, sektörün önündeki izin süreçleri ve kapasite sorunlarına dair kritik veriler paylaştı.

Konuşmasına 19 Kasım 2022 tarihinde yürürlüğe giren ve sektörde yeni bir sayfa açan depolamalı rüzgar ve güneş santralleri düzenlemesine değinerek başlayan Arıcı, mevcut lisans tablosunun gerçekçiliğini sorguladı. Kağıt üzerinde 33 bin 400 megavat seviyesinde görülen depolamalı ön lisans kapasitesinin, iptaller ve süreçteki zorluklar nedeniyle fiiliiyatta yaklaşık 32 bin megavat seviyelerinde olduğunu belirtti. Arıcı, bu durumu geçmişte yaşanan “2 Mayıs 2015 sendromuna” benzeterek, önümüzdeki süreçte iadeler ve iptallerle bu rakamların revize edileceğini, ancak Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşması için lisanslı veya lisanssız her bir megavat yatırıma ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

Hibrit santraller konusuna özel bir parantez açan TÜREB Başkan Yardımcısı, bu sürecin jeotermal ile başladığını ancak en büyük faydayı rüzgar santrallerinin gördüğünü ifade etti. Özellikle İç Anadolu gibi rüzgar potansiyeli yüksek bölgelerde yüzde 25’e varan hibrit kurulum oranlarına ulaşıldığını belirten Arıcı, şu anda işletmede 1.160 megavat, inşaat ve izin aşamasında ise yaklaşık 2.200 megavatlık bir hibrit kapasitesinin bulunduğunu aktardı. Lisanssız rüzgar enerjisi tarafında ise 100 megavatlık işletme kapasitesi ve 465 megavatlık proje stoğu bulunduğunu, ancak bu alanın artık kapasite sınırlarına dayandığını ve büyük bir sıçrama beklenmediğini dile getirdi.

Arıcı, sektörde “Süper İzin” olarak adlandırılan ve yatırım süreçlerini hızlandırmayı amaçlayan mevzuat değişikliklerinin detaylarını da paylaştı. ÇED süreçlerinin artık diğer izin süreçleri için bir ön koşul olmaktan çıkarıldığını ve süreçlerin eş zamanlı yürütülebildiğini belirten Arıcı, orman izinleri konusunda ise belirsizliklerin sürdüğünü ifade etti. Orman izinlerinin tek bir kalemde toplanması hedeflense de, 8 Aralık’ta yayımlanan bir talimatın beklentileri karşılamadığını ve yeni bir yönetmelik hazırlığının devam ettiğini duyurdu. Ayrıca, kuş göç yolları üzerinde kurulacak santraller için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yeni bir veri tabanı oluşturulduğunu, yatırımcıların saha belirlerken bu sistemi kullanarak risk analizi yapabileceklerini ekledi.

Sektörün en büyük darboğazı olarak nitelendirilen imar ve ruhsat süreçlerinde ise yetkinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na devredilmesinin planlandığını açıklayan Arıcı, bu konudaki yönetmelik taslağının görüşe açıldığını ve uygulamanın 2026 yılı başında hayata geçmesini beklediklerini söyledi. Bu değişikliğin, yerel idarelerde yaşanan gecikmeleri önlemek ve standart bir metodoloji oluşturmak adına kritik olduğunu vurguladı.

Mevcut santrallere yönelik önemli bir uyarıda da bulunan Arıcı, geçmişte inşaat ruhsatı almadan devreye alınan veya idare tarafından ruhsata tabi olmadığı belirtilen santrallerin, ileride yaşanabilecek hukuki sorunların önüne geçmek adına “Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi” alması gerektiğini hatırlattı. Oturumun sonunda YEKA projelerine de değinen Arıcı, eski YEKA yarışmalarını kazanan projelerin de hibrit ve depolama imkanlarından faydalandırılması gerektiğini, bunun oyunun kuralını değiştirmek gibi algılanabileceğini ancak kapasite faktörlerinin artırılması için teknik bir zorunluluk olduğunu savundu. Arıcı, TÜREB olarak 4 yıl aradan sonra Mayıs ayında “Rüzgar Ankara’ya Dönüyor” mottosuyla başkentte geniş kapsamlı bir etkinlik düzenleyeceklerini duyurarak sözlerini tamamladı.

SolarVizyon2025-Oturum-6