Ne arıyorsunuz?

Bilal Akgündüz: “Kuru Elektrot Kaplama Bataryalarda Oyun Değiştirici Bir Rol Oynayacak”

Bilal Akgündüz: "Kuru Elektrot Kaplama Bataryalarda Oyun Değiştirici Bir Rol Oynayacak"

SolarVizyon 2025 etkinliğinde konuşan Dolu Batarya Kurucusu ve enerji teknolojileri yayıncısı Bilal Akgündüz, enerji depolama ve elektrikli araç sektörünü önümüzdeki 5 yıl içinde kökten değiştirecek teknolojik kırılımları ve üretim metodolojilerini detaylı bir sunumla ele aldı. Akgündüz, Çin’in batarya üretimindeki mutlak hakimiyetine karşı Batı dünyasının ve Türkiye’nin geliştirdiği stratejileri, üretim teknolojilerindeki yenilikleri ve şebeke entegrasyonundaki küresel örnekleri katılımcılarla paylaştı.

Konuşmasının ilk bölümünde batarya üretim süreçlerindeki enerji maliyetlerine dikkat çeken Akgündüz, Çin’in madencilikten hücre üretimine kadar tüm tedarik zincirini elinde tuttuğunu belirtti. Avrupa ve Türkiye gibi elektrik maliyetlerinin yüksek olduğu bölgelerin Çin ile rekabet edebilmesinin tek yolunun, üretimdeki enerji sarfiyatını düşürmek olduğunu vurguladı. Mevcut konvansiyonel “ıslak” üretim sürecinde, 1 kWsaatlik bir batarya hücresi üretmek için fırınlama ve kurutma işlemlerinde yaklaşık 50-60 kWsaat enerji harcandığını, bunun da maliyetleri yukarı çektiğini ifade etti.

Bu noktada “Kuru Elektrot Kaplama” (Dry Electrode Coating) teknolojisinin oyun değiştirici bir rol oynayacağını belirten Akgündüz, Tesla’nın 2017 yılında Maxwell firmasını satın alarak geliştirdiği ve Volkswagen’in de PowerCo aracılığıyla yatırım yaptığı bu teknolojinin detaylarını aktardı. Kuru kaplama teknolojisinin, devasa kurutma fırınlarını ve toksik solvent kullanımını ortadan kaldırarak enerji tüketimini yarı yarıya düşürdüğünü, fabrika kurulum alanını küçülterek CapEx (yatırım) maliyetlerinde yüzde 20’nin üzerinde avantaj sağladığını kaydetti. PTFE (Teflon) bazlı bağlayıcılar kullanılarak yapılan bu üretimin, Batı dünyasının ve Türkiye’nin batarya üretiminde rekabetçi hale gelmesi için 2025 ve sonrasındaki en kritik teknoloji olacağı öngörüsünde bulundu.

Batarya kimyasındaki gelişmeleri de değerlendiren Akgündüz, Nobel ödüllü John Goodenough tarafından bulunan ancak düşük enerji yoğunluğu nedeniyle uzun süre geri planda kalan LFP (Lityum Demir Fosfat) bataryaların, Çin’in stratejik yatırımlarıyla bugün pazarın hakimi olduğunu hatırlattı. Ancak sektördeki yeni trendin “Hibrit Katot” yapıları olduğunu belirten Akgündüz, Tesla ve Jeff Dahn ekibi tarafından alınan yeni bir patente atıfta bulundu. Bu yeni yapıda, katot malzemesinin yüzde 90 oranında LFP, yüzde 10-15 oranında ise yüksek nikelli NMC (Nikel Mangan Kobalt) karışımından oluştuğunu, bu sayede daha uzun ömürlü, hızlı şarj olabilen ve yüksek voltajlı bir “mucize” batarya ortaya çıkarıldığını anlattı.

ABD pazarındaki gelişmelere de değinen Akgündüz, Ford ve General Motors gibi devlerin LMR (Lityum Mangan Zengin) bataryalara yöneldiğini aktardı. Ford’un yakın zamanda 20 milyar dolarlık yatırım planını revize etmesinin arkasında, pahalı ve tedariği zor olan nikel yerine, daha ucuz ve bol bulunan mangana dayalı batarya teknolojilerine geçiş stratejisinin yattığını belirtti. Bu hamlenin, ABD’nin Çin’den bağımsız bir yerli tedarik zinciri oluşturma çabasının bir parçası olduğunu vurguladı.

Sunumunun son bölümünde enerji depolama sistemlerinin şebeke ile entegrasyonuna (Vehicle to Grid – V2G) ve güneş enerjisi ile birleşimine değinen Akgündüz, dünyadan çarpıcı örnekler sundu. Çin’de yeni kurulan şarj istasyonlarında güneş paneli, depolama ünitesi ve V2G teknolojisinin zorunlu hale getirildiğini, Güney Kore’de ise 1000 metrekare üzerindeki tüm otoparkların üzerinin güneş panelleriyle kapatılması zorunluluğu getirildiğini paylaştı. Nükleer enerji ağırlıklı Güney Kore’nin bile ucuz elektrik için güneşe yöneldiğini belirten Akgündüz, Türkiye’deki mevcut regülasyonları eleştirdi.

Türkiye’de elektrikli araç sayısının hızla arttığını ve park halindeki araçların aslında devasa birer depolama kapasitesi sunduğunu hatırlatan Akgündüz, şarj istasyonlarına güneş enerjisi ve depolama entegrasyonunun teşvik edilmesi yerine mevzuat engelleriyle zorlaştırıldığını ifade etti. “Milli servet” olarak nitelendirdiği araç bataryalarının ve güneş potansiyelinin ekonomiye kazandırılması için, şebekeye yük olan değil, şebekeyi destekleyen hibrit yapıların önünün açılması gerektiği çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı.

SolarVizyon2025-Oturum-9