SolarVizyon 2025 etkinliğinde sahne alan E-Mobilite Operatörleri Derneği (E-MOD) Yönetim Kurulu Başkanı ve Zebra Elektronik (Voltrun) CEO’su Berkay Somalı, Türkiye’nin elektrikli araç dönüşümünde geldiği noktayı, şarj altyapısının şebeke üzerindeki etkilerini ve sektörün önündeki regülatif engelleri kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. 2022 yılında kurulan ve bugün Türkiye şarj pazarının yaklaşık yüzde 70’ini temsil eden 20 üyeli E-MOD adına konuşan Somalı, sektörün büyüme hızının beklentilerin üzerine çıktığını ancak altyapı yatırımlarının bu hıza yetişmekte zorlandığını verilerle ortaya koydu.
Somalı’nın paylaştığı güncel EPDK verilerine göre, Ekim ayı itibarıyla Türkiye yollarında 330 bin adet elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç bulunuyor. Özellikle 2024 yılı içinde satılan 185 bin aracın, toplam elektrikli araç parkının yarısından fazlasını oluşturması, pazardaki ivmelenmenin en somut göstergesi olarak sunuldu. Yıl sonu itibarıyla satışların 200 bin bandını aşması ve toplam araç sayısının 400 bine yaklaşması beklenirken, Türkiye’deki elektrikli araç pazar payının yüzde 15-20 aralığına oturarak Avrupa standartlarını yakaladığı, ancak yüzde 60 penetrasyona ulaşan Çin gibi ülkelerin henüz gerisinde olduğu belirtildi. Şarj altyapısı tarafında ise Türkiye genelinde 15 bini hızlı şarj (DC) olmak üzere toplam 36 binin üzerinde halka açık şarj noktasına ulaşıldığı aktarıldı.
Konuşmasında projeksiyonlar ile gerçekleşmeler arasındaki farka dikkat çeken Somalı, EPDK’nın iki yıl önceki senaryolarına göre araç sayısında “yüksek senaryonun” aşıldığını, ancak şarj istasyonu kurulumlarında “orta senaryo” seviyelerinde kalındığını ifade etti. Sektörün ilk yıllarında atıl güçlerin kullanılmasıyla kurulumların daha kolay yapılabildiğini hatırlatan Somalı, bugün gelinen noktada artan araç batarya kapasiteleri ve yüksek hızlı şarj talepleri nedeniyle şebeke tarafında ciddi tıkanıklıklar yaşandığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığına bağlı Şura Enerji Merkezi’nin raporuna atıfta bulunarak, 2035 yılındaki net sıfır senaryosunda yollarda 11 milyon elektrikli araç olacağının öngörüldüğünü, bunun üretim tarafında toplam kapasitenin sadece yüzde 10’unu talep edeceğini ancak asıl sorunun elektriğin son noktaya iletimi ve dağıtımında yaşanacağını belirtti. Dağıtım şebekesine yapılması gereken ilave yatırım ihtiyacının yüzde 12’lere varabileceği uyarısında bulundu.
Sektörün bu darboğazı aşmak için geliştirdiği çözüm önerilerine ve teknolojik trendlere de değinen E-MOD Başkanı, özellikle “dinamik tarife” uygulamasının önemine işaret etti. Mevcut yönetmelikte ülke genelinde sabit tarife zorunluluğu bulunduğunu, ancak EPDK’nın yeni taslağında dinamik fiyatlandırmaya yer verildiğini belirten Somalı, bu sayede bayram seyran gibi yoğun dönemlerde veya belirli saatlerde fiyat teşvikleriyle kullanıcıların daha sakin lokasyonlara yönlendirilebileceğini, böylece şebeke yükünün pik yapmasının engellenebileceğini savundu.
Konuşmanın en çarpıcı bölümlerinden biri, yenilenebilir enerji ve depolama sistemlerinin şarj istasyonlarına entegrasyonu konusundaki mevzuat engelleriydi. Tesla’nın Oasis projesi ve Hollanda’daki bir ofis binası örneği üzerinden, düşük şebeke gücüne (örneğin 50 kW) sahip noktaların batarya desteğiyle yüksek hızlı şarj (250 kW) sunabileceğini anlatan Somalı, Türkiye’deki mevcut depolama yönetmeliğinin buna izin vermediğini söyledi. Mevzuattaki “şebeke gücün kadar depolama yapabilirsin” kuralının, şebeke yatırımlarını minimize edecek inovatif çözümlerin önünü tıkadığını ifade etti. Ayrıca, tek bir güç hattına birden fazla cihaz bağlanarak yük dengelemesi (load balancing) yapılmasına dağıtım şirketlerinin henüz onay vermediğini, Güneş Enerjisi Santrali (GES), depolama ve şarj istasyonunun bir arada çalıştığı hibrit yapıların mevzuatta tanımlanmamış olmasının da belirsizlik yarattığını ekledi.
Somalı, sunumunu yapay zeka destekli akıllı şarj algoritmaları ve araçtan şebekeye (V2G) teknolojilerinin gelecekteki rolüne değinerek tamamladı. Sektörün belediyelerle olan izin süreçlerinde ve bürokraside yaşadığı zorlukların aşılması için “süper izin” mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu belirten Somalı, milli servet niteliğindeki şebeke yatırımlarını korumak ve verimli kullanmak için regülasyonların teknolojinin hızına ayak uydurması gerektiği mesajını verdi.