Ne arıyorsunuz?

Cem Aşık: “Yurtdışında Yatırım Yapmak İsteyenler 1 veya 2 Ülkeye Odaklanmalı”

Cem Aşık: "Yurtdışında Yatırım Yapmak İsteyenler 1 veya 2 Ülkeye Odaklanmalı"

SolarVizyon 2025’in 2. oturumunda IC Enterra Genel Müdürü Cem Aşık, Türk enerji yatırımcılarının yurtdışı pazarlarındaki fırsatları, riskleri ve stratejileri üzerine bir özet konuşma yaptı.

Dünya genelinde enerji yatırımları artış göstermekte olup, 10 yıl önce 2.7 trilyon dolar olan yatırım miktarı günümüzde 3.3 trilyon dolara çıkmıştır. Bu yatırımların büyük kısmını yaklaşık 2.2 trilyon dolar ile yenilenebilir enerji oluştururken, fosil yakıt yatırımlarında düşüş gözlenmektedir. Çin, teknolojiyi üretme ve kopyalama aşamasından kendi teknolojisini koruma moduna geçmiş durumdadır ve rüzgar enerjisi alanında da giderek daha agresif bir oyuncu haline gelmektedir.

Türk özel sektörü, 20 yıl öncesine kıyasla artık işi bilen, yetişmiş insan gücüne ve ciddi bir bilgi birikimine sahiptir. Türk şirketleri dinamik ve esnek yapıları sayesinde fiyat rekabetinde avantajlıdır. Ancak, Türkiyedeki regülasyon belirsizlikleri, geriye dönük düzenlemeler ve riskleri coğrafi olarak dağıtma isteği, Türk şirketlerini yurtdışında yatırım yapmaya yöneltmektedir.

Yatırımcılar için farklı coğrafyaların avantajlarını ve zorluklarını incelemek gerekirse, Batı Avrupada yeşil enerji destekleri güçlüdür ancak bürokrasi oldukça ağırdır. Özellikle yerel yönetimlerin gücü fazladır ve merkezi yönetimden bağımsız kurallar işleyebilir, bazı bölgelerde veriler dijital ortamda bile bulunmayabilir. Kar marjları ve riskler, Türkiyeye kıyasla daha düşüktür.

Doğu Avrupa, Türk yatırımcılar için popülerdir ve Avrupa Birliğine giriş potansiyeli iştah kabartmaktadır ancak regülasyon riskleri Batıya göre daha yüksektir ve pazar çok kalabalıklaştığı için bazı oyuncuların başarısız olma riski vardır.

Türki Cumhuriyetlerde işler ilişki yönetimi üzerinden yürürken, Afrikada yüksek riskler ve esneklik gerektiren farklı iş etiği kuralları söz konusudur. ABDde ise Enflasyonu Düşürme Yasası teşvikleri sona ermek üzeredir. ABD tek bir pazar değil, her biri farklı kurallara sahip eyaletlerden oluşur, bu nedenle yerel yönetimlerle görüşmek beklenmedik fırsatlar doğurabilir. Ancak Türk firmaları, yerel rakiplerine göre finansman maliyetlerinde dezavantajlıdır.

Yurtdışında başarılı olmak isteyen yatırımcılar için 10 farklı ülkeye saldırmak yerine bir veya iki ülkeyi seçip oraya odaklanmak ve o pazarın bürokrasisini öğrenmek gerekir. Özellikle proje geliştiricilerin öncelikleri yatırımcıyla aynı olmayabilir, bu nedenle spekülatif projelere karşı dikkatli olunmalı ve mümkünse yerel, güçlü bir ortakla çalışılmalıdır.

Türk firmaları finansman konusunda dezavantajlı olduğundan, projelerin inşaata hazır aşamasında olması veya depolama gibi değer yaratan eklentilerle sunulması gerekebilir. Gelecekteki en büyük problemlerden birinin suya erişim olacağı öngörülmektedir. Önümüzdeki 5 ila 15 yıl içinde su kıtlığı kaynaklı göçler ve sorunlar artacaktır. Bu bağlamda, deniz suyundan su üretimi gibi enerji yoğun işlemler, yenilenebilir enerji sektörü için büyük bir fırsat alanı yaratabilir ve fazla üretilen enerjinin bu alanda kullanılması bir avantaj haline gelebilir.

Sunum – Cem Aşık