Ne arıyorsunuz?

Lisanssız Elektrik Üretiminde Saatlik Mahsuplaşma ve Piyasa Etkileri

Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen “Lisanssız Elektrik Üretiminde Saatlik Mahsuplaşma ve Piyasa Etkileri” webinarında;• Saatlik mahsuplaşma uygulamasının hukuki çerçevesi, güncel mevzuat ve uygulama gelişmeleri, yatırımcılar ve tüketiciler açısından sonuçları ve elektrik piyasasına etkileri konuları, alanında uzman konuşmacılar tarafından değerlendirildi.

Süleyman Boşça, 1 Mayıs 2026’da yürürlüğe giren saatlik mahsuplaşma uygulamasının hukuki boyutlarını ve potansiyel uyuşmazlık alanlarını ele almaktadır. Sistemin 12 Mayıs 2019’da gelir elde etme odaklı olmaktan çıkıp öz tüketim odaklı bir yaklaşıma dönüştüğünü hatırlatmaktadır. Saatlik sisteme geçişin geçmişteki mevzuata güvenerek yatırım yapan ve kredi kullanan mevcut tesislerin gelir modelini doğrudan etkilediğini belirten Boşça, bu durumun hukuki bir kırılma yarattığını vurgulamaktadır. Yatırımcıların idare hukukunda dar yorumlanan kazanılmış hak argümanından ziyade, meşru beklenti ve hukuki güvenlik ilkeleri üzerinden itirazlarını temellendirmelerinin daha tutarlı olacağını ifade etmektedir. Ayrıca, üretilen ancak bedeli ödenmeden sisteme aktarılan enerjinin yani bedelsiz katkının ölçülülük ilkesi ve mülkiyet hakkı ihlali tartışmalarını beraberinde getireceğinin altını çizmektedir. Boşça sunumunun ikinci bölümünde, saatlik verilerin hesaba katılacak olması nedeniyle sayaç ve ölçüm hatalarının, tahmini verilerle yapılan profilleme yanlışlıklarının ve verilerin sistemler arası aktarımındaki sorunların sıklıkla uyuşmazlık konusu olacağını öngörmektedir. Sürece dağıtım şirketi, EPİAŞ ve tedarik şirketinden oluşan üç farklı aktörün dahil olduğunu hatırlatarak, olası bir hatanın kaynağını doğru tespit edip husumeti doğru kuruma yöneltmenin ve adli veya idari yargı yolunu doğru seçmenin büyük önem taşıyacağını belirtmektedir.

Burak Yitgin, saatlik mahsuplaşmanın lisanssız santrallerin finansal geri dönüşlerine ve piyasa etkilerine değinmektedir. Yatırımcıların sadece üretilen toplam enerjiye bakarak avantaj sağladığı eski düzenin geride kaldığını, artık üç vardiyalı bir sanayi tesisi ile sadece gündüz çalışan bir perakendecinin farklı finansal sonuçlarla karşılaşacağını belirtmektedir. Standart bir güneş enerjisi santrali tasarımı yerine, yatırımcıların tüketim profillerine uygun, adeta terzi usulü projeler geliştirilmesinin ve enerji okuryazarlığının artmasının şart olduğunu vurgulamaktadır. Yitgin ayrıca, mevcut tesislerin geri dönüş sürelerinin eskiden çok daha kısayken günümüzde bazı projeler için 12-13 yıla kadar çıkabileceğini ifade etmektedir. Yatırımcıların finansal optimizasyon sağlamak adına üretim ve tüketim zamanlamalarını dengelemeye zorlandığını, bu noktada depolamalı tesis ve batarya entegrasyonlarının güçlü bir çözüm sunabileceğini belirtmektedir. Ancak, yanlış fiyatlandırma varsayımlarıyla kurulacak batarya projelerinin pahalı bir risk unsuru oluşturabileceği konusunda da uyarılarda bulunmaktadır.

Cengiz Kılıç, işin uygulama ve operasyon matematiğini ele alarak, şebekenin artık sınırsız bir sanal batarya olmadığını net bir dille ifade etmektedir. Devletin sanayicilere veya diğer abonelere ticaret yapıp elektrik satmaları için değil, sadece kendi tükettikleri enerjiyi karşılamaları için bu hakkı tanıdığını hatırlatmaktadır. Tanınan iki katı üretim limitinin bir satış stratejisi olmak yerine, yenilenebilir enerjinin doğasından kaynaklanan üretim-tüketim dengesizliklerini yönetebilmek adına verilmiş bir esneklik mekanizması olduğunu belirtmektedir. Kılıç’a göre, tüketiminden çok daha büyük kapasiteli tesisler kurarak sadece satış geliri hedefleyen yatırımcılar, yeni saatlik sistemle birlikte zorluk yaşayacaklardır. Konunun teknik kısmında ise üretim limitlerinin aşılması durumunda sisteme bedelsiz olarak enerji verileceği konusunda uyarılarda bulunmaktadır. Hatta bu durumun yatırımcı açısından sadece gelir kaybı yaratmakla kalmadığını, sisteme bedava verilen enerji için veriş yönlü dağıtım bedeli ödenmek zorunda kalınabileceğini belirtmektedir. Bu zararın önüne geçmek için ihtiyaç fazlası üretimin sınırları aştığı saatlerde santrallerin uzaktan erişimle üretime kapatılmasını tavsiye etmektedir. Son olarak, işletmelerin mevcut makinelerinin çalışma saatlerini güneşin en yoğun olduğu öğle saatlerine kaydırarak bir tür iç enerji verimliliği ve optimizasyon stratejisi uygulaması gerektiğini önermektedir.

Webinarın Tamamını İzlemek İçin
https://www.youtube.com/watch?v=Al7QXaw_Q9M