Küresel Batarya Kapasitesi İlk Kez Hidroelektrik Santrallerini Geçti

Küresel enerji depolama pazarında tarihi bir dönüm noktasına ulaşıldı ve batarya enerji depolama sistemleri (BESS), toplam kapasitede ilk kez pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerini geride bıraktı. Rystad Energy’nin verilerine göre, dünya genelindeki operasyonel batarya kapasitesi 250 GW sınırını aşarak enerji sektöründe yeni bir dönemi başlattı. 2020 ile 2025 yılları arasında yıllık %100’ün üzerinde bir büyüme kaydeden bu teknoloji, sadece yenilenebilir enerjiyi desteklemekle kalmayıp, birçok bölgede doğalgaz santrallerinin yerini alarak şebeke dengesinde kritik bir rol oynamaya başladı.
2025 yılı, enerji depolama sektörü için rekorların yılı olarak kayıtlara geçti. Yıl boyunca sisteme dahil edilen 100 GW kapasite, 2023 verilerini neredeyse üçe katlayarak sektörün ne kadar hızlı bir ivme kazandığını gözler önüne serdi. Analizler, bu büyüme trendinin 2026 yılında da hız kesmeyeceğini ve küresel yeni kapasite eklemelerinin 130 GW seviyesini aşacağını öngörüyor. Çin, ABD, İngiltere ve Almanya gibi yerleşik pazarlar liderliğini korurken; İtalya, Suudi Arabistan ve Şili gibi ülkeler, gelişen politika çerçeveleri ve artan şebeke ihtiyaçları sayesinde pazarda daha görünür hale gelmeye başladı.
Batarya sistemlerinin en dikkat çekici etkisi, fosil yakıtlı santraller üzerindeki baskısı oldu. Avustralya’nın Victoria eyaletinde batarya üretimi, 2025 yılında ilk kez doğalgaz santrallerini geride bırakırken, benzer bir dönüşümün Kaliforniya’da da yaşandığı gözlemlendi. Kaliforniya’da akşam saatlerindeki enerji üretiminin %20’sinden fazlası artık bataryalar tarafından karşılanıyor. Bu durum, gündüz güneş paneli sistemlerinden elde edilen enerjinin gece saatlerine verimli bir şekilde aktarılmasını sağlayarak doğalgaza olan bağımlılığı ciddi oranda azaltıyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Çin’deki anahtar teslim kurulum maliyetlerinin yaklaşık %15 oranında düşerek kilovatsaat başına 150 dolara gerilemesi, küresel yayılımı tetikleyen en büyük unsurlardan biri oldu. Ancak 2026 yılı için Çin’deki vergi iadesi düzenlemeleri ve lityum fiyatlarındaki olası toparlanma nedeniyle maliyetlerdeki düşüş hızının bir miktar yavaşlaması bekleniyor. Buna rağmen, teknolojik iyileştirmeler sayesinde bataryaların kullanım ömürleri 20 yılı ve 10 bin çevrimi aşmış durumda. Bu gelişim, depolama maliyetlerini megavatsaat başına 50 dolar seviyelerine çekerek bataryaları birçok bölgede en rekabetçi yeni nesil güç kaynağı haline getiriyor.
Yatırımcı ilgisi de bu teknolojik ve ekonomik dönüşüme paralel olarak artış gösteriyor. Serbestleşmiş enerji piyasalarında batarya sistemleri, sadece şebekeye sunulan yan hizmetler vasıtasıyla değil, enerji ticareti ve arbitraj yoluyla da ciddi gelirler elde etmeye başladı. Özellikle Avustralya ve İngiltere gibi olgun pazarlarda, gelir modelinin yan hizmetlerden enerji ticaretine doğru kayması, bağımsız batarya yatırımlarının sürdürülebilirliğini kanıtlıyor. Gelişmekte olan pazarlarda ise henüz tam olarak değerlendirilmemiş olan yan hizmet fırsatları, yatırımcılar için büyük bir potansiyel barındırmaya devam ediyor.

