2026 yılının ilk yarısında dünya genelinde orta ve ağır ticari elektrikli kamyon satışları, dizel yakıt fiyatlarındaki artışın etkisiyle rekor seviyeye ulaştı. BloombergNEF verilerine göre, bu dönemde yaklaşık 160 bin adet elektrikli kamyon satılarak bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 75 oranında bir büyüme kaydedildi. Çin, güçlü devlet teşvikleri ve gelişmiş batarya tedarik zinciri sayesinde küresel pazarın liderliğini sürdürürken, ABD pazarı ise uygulanan kısıtlayıcı politikalar ve teşviklerin kaldırılması nedeniyle durgun bir süreçten geçiyor.
Küresel ölçekte elektrikli kamyonlara olan talep, dizel maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte ekonomik açıdan daha cazip hale geldi. Yüksek başlangıç maliyetlerine rağmen işletmeciler, uzun vadeli tasarruf potansiyeli nedeniyle elektrikli araçlara yöneliyor. Çin, 2026’nın ilk altı ayında satılan her 10 elektrikli kamyondan dokuzundan fazlasını tek başına karşılayarak pazardaki hakimiyetini korudu. Ülke, sadece iç pazarda değil, ihracat tarafında da büyük bir sıçrama yaparak, 2026’nın ilk yarısında gerçekleştirdiği elektrikli çekici ihracatı ile 2025 yılının toplam ihracat hacmini ikiye katladı. Norveç ve İsviçre ise toplam kamyon satışları içerisindeki elektrikli araç payı bakımından dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor.
ABD pazarında ise durum oldukça farklı bir seyir izliyor. Mevcut yönetimin sıfır emisyonlu araçlara yönelik vergi indirimlerini kaldırması, şarj altyapısı hibelerini askıya alması ve eyaletlerin bağımsız emisyon standartları belirleme yetkisini kısıtlama girişimleri, sektörde ciddi bir duraksamaya yol açtı. Ancak Kaliforniya, milyarlarca dolarlık eyalet bazlı teşviklerle bu dönüşümü desteklemeye devam ederek, ülkedeki en fazla sıfır emisyonlu ağır vasıtaya ev sahipliği yapmayı sürdürüyor.
ABD içindeki endüstriyel gelişmeler de hız kesmiyor. Nevada’daki tesisinde seri üretime başlayan Tesla’nın elektrikli tırı, 250 bin ile 300 bin dolar arasındaki fiyat etiketiyle dikkat çekiyor. Aracın sunduğu şarj hızı ve menzil kapasitesinin, geleneksel dizel modellerle rekabet edebilecek düzeyde olduğu belirtiliyor. Ulusal düzeydeki politika değişikliklerine rağmen, dünya genelindeki operatörlerin dizel alternatiflerine kıyasla elektrikli teknolojilere olan ilgisinin artmaya devam edeceği öngörülüyor.