Dünya iklim sisteminin en önemli parçalarından biri olan Atlantik Meridyonal Devrilme Dolaşımı (AMOC), insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle yavaşlıyor ve çökme riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu devasa okyanus akıntısının zayıflamasının sadece Atlantik bölgesini değil, küresel ölçekte atmosferik nemi ve fırtına düzenlerini kökten değiştireceğini ortaya koyuyor. Özellikle Kuzey Amerika’nın batı kıyılarında, Kaliforniya özelinde fırtınaların şiddetleneceği öngörülürken, bu durumun hem su kaynakları hem de doğal afet riskleri üzerinde ciddi etkileri olacağı belirtiliyor.
Dünya ikliminin “gezegen ölçeğinde bir taşıma bandı” gibi çalışan AMOC, tropik bölgelerden gelen ılık suyu Avrupa’ya taşıyıp soğuyan suyu deniz tabanından güneye geri göndererek kritik bir denge sağlıyor. Ancak araştırmacılar, bu sistemin yavaşlamasının gökyüzündeki “atmosferik nehirler” olarak adlandırılan yoğun su buharı hatlarını doğrudan etkilediğini vurguluyor. Atmosferik nehirler, özellikle Kaliforniya gibi bölgelerin yıllık yağışlarının yarısını karşılasa da, aynı zamanda yıkıcı sel risklerini de beraberinde getiriyor.
Araştırma ekibi, NASA verileri ve iklim simülasyonlarını kullanarak, AMOC zayıfladıkça atmosferik nehirlerin sıklığının küresel çapta yaklaşık yüzde 50 oranında artabileceğini hesapladı. Bu değişim, Kuzey Amerika’nın batı kıyılarından Alaska’ya kadar uzanan bölgede daha fazla yağış ve fırtına anlamına gelirken; Grönland, Arktik bölge ve Kuzey Asya gibi yerlerde ise yağışların azalmasına neden olacak. Güney Yarımküre’de ise atmosferik nemin artması bekleniyor.
Bilim insanları, bu sürecin geri dönülemez olmadığını ancak sanayi faaliyetlerinin ve fosil yakıt kullanımının yarattığı sera gazı emisyonlarının durdurulması gerektiğini belirtiyor. Özellikle Kaliforniya gibi bölgelerin, bu değişen yağış rejimine uyum sağlamak için doğal peyzaj restorasyonu gibi yöntemlerle su yönetimi stratejilerini geliştirmesi gerektiği ifade ediliyor. Araştırma, okyanus akıntılarındaki bir değişimin binlerce kilometre ötedeki fırtınaları tetikleyebileceğini ve gezegenin tüm süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.