Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Türkiye’nin enerji sektöründeki dönüşümünü ve iklim hedeflerine ulaşma yolundaki stratejilerini mercek altına alan “Türkiye 2026 Enerji Politikası İncelemesi” raporunu yayımladı. Türkiye’nin bölgesel bir enerji koridoru olarak stratejik konumuna dikkat çekilen raporda, ülkenin ekonomik büyüme ve nüfus artışıyla paralel olarak artan enerji talebini yönetirken, aynı zamanda yenilenebilir enerji ve nükleer güç gibi temiz enerji kaynaklarına yönelmesi kritik bir başarı olarak değerlendiriliyor. İthal yakıtlara olan bağımlılığın azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması ve 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda atılan adımlar, Türkiye’nin enerji geleceği için temel yapı taşları olarak öne çıkıyor.
Türkiye, 2022 yılında kabul edilen ilk Ulusal Enerji Planı (TNEP) ve 12. Kalkınma Planı ile uzun vadeli vizyonunu kısa vadeli uygulama araçlarıyla destekleyen kapsamlı bir çerçeve oluşturdu. Temmuz 2025’te kabul edilen ilk İklim Kanunu, ülkenin iklim yönetişimini güçlendirerek karbon fiyatlandırması için yasal bir temel sağladı. Bu düzenlemeler, Türkiye’nin uluslararası iklim taahhütlerini iç hukuka aktarması açısından tarihi bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Enerji arz güvenliğini sağlamak ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla Türkiye, yerli enerji üretimini artırmaya odaklanıyor. Yenilenebilir enerji kapasitesinin 2024 yılındaki 70 gigavattan (GW) 2035 yılına kadar 160 GW’a çıkarılması hedefleniyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisi, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Ayrıca, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin tam kapasiteyle devreye girmesiyle nükleer enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının %10’un üzerine çıkması bekleniyor.
Sanayi sektöründe ise rekabetçiliği korumak adına enerji verimliliği ve karbon fiyatlandırması öncelikli konular arasında yer alıyor. Organize sanayi bölgelerinin, enerji verimliliği uygulamalarının yaygınlaştırılmasında “tek durak noktası” olarak kullanılması öneriliyor. Ayrıca, büyük enerji tüketicilerini kapsayacak bir Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulması ve bunun dışındaki firmalar için karbon vergisi uygulanması, sanayinin yeşil dönüşümünü destekleyecek temel mekanizmalar olarak planlanıyor.
Ulaşım sektöründe ise elektrikli araçlara (EV) geçiş hız kazanmış durumda. 2030 yılına kadar otomobil pazarında elektrikli araçların payının %35’e çıkarılması hedefleniyor. Togg gibi yerli üreticilerin başarısı ve şarj altyapısının genişletilmesi, bu hedefe ulaşmada önemli bir rol oynuyor. Bununla birlikte, binalarda enerji verimliliğinin artırılması ve depreme dayanıklılıkla birleştirilmiş yenileme projeleri, hem enerji tasarrufu sağlamak hem de sosyal hedeflere ulaşmak için kritik bir öncelik olarak görülüyor. Türkiye, bu stratejik adımlarla bölgesel bir enerji lideri olma yolunda ilerlemeyi hedefliyor.