Enerji Depolamanın Stratejik Rolü, ‘Yanma Testleri’ ve Uzun Dönemli Servis Modelleri

Wayon Energy sponsorluğunda ve Solarbaba’dan Erdem Sert moderatörlüğünde gerçekleşen sekizinci oturumda; Türkiye’nin enerji dönüşümü, batarya güvenliğinde sınırları zorlayan testler, küresel pazarın röntgeni ve satış sonrası hizmetlerin evrimi ele alındı.

“Fiyat Rekabeti ile Kalite Rekabeti Birlikte İlerlemezse, Yatırımcıyı Öngörülemeyen Maliyetler Bekliyor”

Wayon Energy Teknik Danışmanı Turan Çiçekçi, Türkiye’nin 120 GW’lık 2035 rüzgar ve güneş hedefine ulaşırken şebekede oluşacak esneklik ihtiyacına dikkat çekti. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kesintili yapısının şebekede frekans ve gerilim dalgalanmalarına yol açtığını belirten Çiçekçi, bataryaların sadece pasif bir depolama aracı değil, milisaniyeler içinde tepki veren aktif bir şebeke bileşeni olduğunu vurguladı. Çiçekçi, “Fiyat rekabeti ile kalite rekabeti paralel ilerlemezse, yatırımcılar öngörülemeyen kapasite düşüşleri, yüksek işletme maliyetleri (O&M) ve güvenlik riskleri ile karşılaşabilir” uyarısında bulunarak, doğru mühendislik ve termal yönetim altyapısının kritik olduğunu belirtti.

“Söndürme Sistemlerini Kapattık ve Konteyneri Yaktık: Güvenlik, En Kötü Senaryoda Bile Komşu Üniteyi Korumaktır”

Sungrow Satış Müdürü Cem Akkuş, enerji depolama sistemlerindeki en büyük kabus olan “Thermal Runaway” (termal kaçak) senaryosunu, gerçekleştirdikleri ekstrem bir “Yanma Testi” (Burning Test) ile anlattı. 20 MW saatlik bir platformda, yangın söndürme sistemlerinin tamamen devre dışı bırakıldığı ve bir konteynerin 26 saat boyunca yanmasına izin verildiği testte, yanan ünitede sıcaklık 1300 derecelere çıkarken, sadece 15 cm mesafedeki diğer ünitelerin 40 derecede kalarak hasar görmediğini paylaştı. Akkuş, “Güvenlik, yangını sadece söndürmeye çalışmak değil, en kötü senaryoda bile zincirleme reaksiyonu engelleyerek yatırımın tamamını kaybetmemeyi sağlamaktır; patlama panellerinin ve izolasyonun başarısı burada ortaya çıkar” dedi.

“Anton Çehov’un Dediği Gibi: ‘Size Bir İyi Bir De Kötü Haberim Var. İyi Haber Henüz Ölmedik, Kötü Haber Hala Yaşıyoruz'”

T Dinamik Enerji Depolama Direktörü Muhsin Mazman, batarya pazarındaki Çin dominasyonunu ve teknolojik dönüşümü çarpıcı bir dille özetleyerek sektörün “henüz ölmediğini ama zorlu bir yaşam mücadelesi verdiğini” belirtti. Dünyanın kömür ve petrol çağından elektrik ve dijitalizasyon çağına geçtiğini, bu yeni çağda bakır, lityum ve nikel gibi kritik minerallere sahip olanların oyunu kurduğunu ifade eden Mazman, pillerin kapasitesinin 280 Ah’den 500 Ah seviyelerine çıktığını ve depolama sürelerinin 4 saate doğru uzadığını aktardı. Mazman, “Eski dünyanın efendileri yerini kritik minerallere ve üretim gücüne sahip olanlara bırakıyor; Türkiye bu dönüşümde hem Batı ile hem de Doğu ile dengeli bir strateji izlemeli” değerlendirmesinde bulundu.

“Garanti Ürün Kusurunu Kapsar, Uzun Dönem Servis Anlaşması İse Performansı ve Riski Yönetir”

Alarko Altek Enerji Depolama Sistemleri Direktörü Nihat Aksüt, yatırımcılar ve finans kuruluşları için “Uzun Dönem Servis Anlaşmaları”nın (LTSA) artık bir standart haline geldiğini anlattı. Standart garantilerin sadece ürün kusurlarını kapsadığını, ancak LTSA’nın kullanılabilirlik, kapasite garantisi, çevrim verimliliği ve müdahale süreleri gibi performans kriterlerini 15-20 yıl boyunca taahhüt ettiğini belirten Aksüt, “Dünya genelindeki projelerin %84’ünde artık bu anlaşmalar yapılıyor. Bu, işletme riskini ve öngörülemeyen OPEX maliyetlerini tedarikçiden hizmet sağlayıcıya devretmek demektir” dedi.