Gelişmekte olan ülkeler, geleneksel fosil yakıt altyapılarına bağımlı kalmadan doğrudan yenilenebilir enerji teknolojilerine yönelerek enerji dönüşümünde yeni bir model oluşturuyor. Güneydoğu Asya ve Sahra Altı Afrika’daki düşük ve orta gelirli devletler, güneş enerjisi ve depolama teknolojilerinin maliyet avantajlarını kullanarak elektrik taleplerini karşılıyor. Sanayileşmiş ülkelerin aksine, kömür ve gaz gibi eski sistemlerin kısıtlamalarına takılmayan bu bölgeler, güneş paneli kurulumlarını hızlandırarak hem ekonomik büyümeyi destekliyor hem de enerji bağımsızlığına doğru ilerliyor. Bu stratejik hamle, küresel enerji üretim merkezlerinin güneş enerjisi potansiyeli yüksek olan bu bölgelere kayabileceğini gösteriyor.
Güneydoğu Asya ve Sahra Altı Afrika’daki gelişmekte olan ekonomiler, 19. ve 20. yüzyılda kömür ve doğal gaz üzerine kurulu devasa altyapılar inşa eden sanayileşmiş ülkelerin aksine, enerji ihtiyaçlarını karşılamak için doğrudan güneş ve rüzgar enerjisine odaklanıyor. Yenilenebilir enerji düşünce kuruluşu Ember’in verilerine göre, güneş paneli ve batarya depolama maliyetlerindeki düşüş, yenilenebilir elektriği bu ülkeler için en mantıklı ekonomik seçenek haline getirdi.
2023 yılı verileri, bu değişimin hızını gözler önüne seriyor. Hindistan’da elektriğin yüzde altısı, Vietnam’da ise yüzde onu güneş enerjisinden sağlandı; bu oranlar yüzde beş olan küresel ortalamanın oldukça üzerinde. Ayrıca Hindistan, Endonezya ve Vietnam gibi ülkelerde elektrikli scooter ve motosikletler, benzinli modellerle fiyat eşitliğine ulaşarak ulaşımda da dönüşümü tetikledi.
Sahra Altı Afrika’da ise güneş enerjisi, güvenilir ve bağımsız bir enerji kaynağı olarak görülüyor. Sustainable Energy Africa’dan Joel Nana, işletmelerin güneş enerjisi yatırımlarını iki yıl gibi kısa bir sürede amorti edebildiğini, bu durumun güneş enerjisini pahalı dizel jeneratörlere karşı tercih sebebi kıldığını belirtiyor. 2026 yılında Afrika genelinde günlük yaklaşık 100.000 güneş paneli kurulumu gerçekleştirildi; bu da bir önceki yıla göre yüzde 45’lik bir artış anlamına geliyor. Namibya, Güney Afrika, Kenya ve Senegal, bu kapasite artışında başı çeken ülkeler arasında yer alıyor.
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Birliği’nden Aleksi Lumijärvi, bu değişimin küresel ekonomiyi yeniden şekillendirebileceğini ve endüstriyel üretimin düşük maliyetli güneş enerjisine sahip bölgelere kayabileceğini öngörüyor. Ember enerji stratejisti Kingsmill Bond ise, gelişmekte olan pazarlardaki bu hızlı elektrifikasyonun yaşam kalitesini artırdığını ve Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri’ndeki durağan enerji geçiş süreçleriyle keskin bir tezat oluşturduğunu vurguluyor. Bu ülkeler, yenilenebilir kaynakları ulusal stratejilerine entegre ederek merkeziyetçi olmayan, daha esnek enerji şebekelerine doğru hızla ilerliyor.