Ne arıyorsunuz?

Şebekeden Bağımsız Yaşamda Mikro Şebekeler ve Depolama Merkeze Yerleşiyor

PDF İncele

4.Enerji Depolama Zirvesi’nin 10. oturumunda Fotoelektron’den Selkan Polatkan, “Elektrik Şebekesinden Bağımsız Yaşam ve Enerji Depolama” başlıklı sunumunda 21. yüzyılın enerji dönüşümünün elektrifikasyon, enerji bağımsızlığı ve mikro şebekeler üçlüsü üzerine oturduğunu vurguladı. 1882’de Edison’un New York’ta kurduğu ilk desantralize elektrik şirketini hatırlatan Polatkan, desantralize elektriğin yeni hibrit teknolojileri geliştireceğini, enerji ithalatını azaltacağını, erişim hakkını genişleteceğini ve birim üretim maliyetlerini düşüreceğini belirtti. Geleceğin teknolojik gelişim alanlarının hibrit invertörler, enerji depolama yöntemleri ve akıllı mikro şebeke yazılım-donanım çözümleri olacağını ifade etti.

Polatkan, off-grid sistemlerin tercih edilme nedenlerini enerji bağımsızlığı, yerel ve temiz enerjiye sahip olma, aylık faturalardan kurtulma, bürokratik engeller ve kapasite problemlerinden uzaklaşma ile kendi mikro şebekesini kurma olarak sıraladı. Türkiye’deki yasal çerçeveyi ele alan konuşmacı, lisanssız elektrik yönetmeliği kapsamındaki mahsuplaşmalı modelin ortalama 6 aylık izin süreçleri ve yüksek dağıtım bedeli ödeme zorunluluğu taşıdığını, buna karşın imdat grupları, şebekeden bağımsız sistemler ve jeneratörlerin muaf tutulduğunu hatırlattı. Şebekeden bağımsız öztüketim için Elektrik İç Tesisatları Yönetmeliği’nin esas alınabileceğini, bu yönetmeliğin akü gruplarını sisteme dahil ettiğini, ihtiyaç artışı halinde büyütmeye imkân tanıdığını ve “Öteki Tesisler” başlığı altında kuralı bulunmayan sistemler için TS şartlarının arandığını belirtti. İletim veya dağıtım sistemine hiçbir şekilde bağlanmayan izole tesislerin lisans alma yükümlülüğünden muaf olduğunu da vurguladı.

Mikro şebekelerin verimli, esnek, dağıtık, bağımsız ve sürdürülebilir enerji sistemleri olduğunu söyleyen Polatkan, dijitalleşme ve güneş elektriğinin bu sistemlerin iki temel itici gücü haline geldiğini, aynı anda güneş, rüzgar, biogaz, şebeke, dizel jeneratör, hidroelektrik ve depolama kaynaklarını kullanabildiğini anlattı. Tüketim ve üretimi akıllı algoritmalarla dengeleyen bu yapıların üreten tüketicilere ve şebekeden bağımsız yerlere kesintisiz, ekonomik ve güvenilir elektrik sağladığını, uzaktan izleme ve kontrolün sistemin sürekli güncellenerek daha verimli hale gelmesini mümkün kıldığını ifade etti. Grid forming, frekans-akım-voltaj kontrolü, AC-DC coupling ve programlama gibi teknik yeteneklerin mikro şebeke performansının temelini oluşturduğunu belirtti. Fotovoltaik sistemlerin 24 saat aktif olduğunu, performans oranının (PR) başarı göstergesi olduğunu ve akülerin dolum-boşaltım oranlarının yüzde 1’lik dilimlerle takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Polatkan, Motif Proje’nin hayata geçirdiği örnek sistemleri de paylaştı: Fethiye’de 150 kWh depolama / 45 kWe invertör / 45 kWp güneş, İstanbul-Şile’de 30 kWh / 30 kWe / 15 kWp ve Ankara-Gölbaşı’nda 60 kWh / 45 kWe / 30 kWp kapasiteli hibrit çözümler. Kullanılan ürünler arasında Victron Energy, CATL, Growatt, LG Energy Solution, Pylontech ve Dyness yer alıyor. Konuşmasını, güneş elektriğinde artık tarife destekli mekanizmalara gerek kalmadığı, ancak sistemlerin sınıflandırılması, ölçeklendirilmesi ve yapısal, hukuki, yönetsel adil düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu mesajıyla tamamlayan Polatkan, şebekeden bağımsız yaşamın yalnızca teknik bir tercih değil, enerji bağımsızlığının ve desantralize dönüşümün somut bir uygulaması haline geldiğini ortaya koydu.