Dernek yaklaşık 66 üyeyle 57 GW’lık tüm kaynak portföyünü temsil ediyor; Orhan sektörde dokuzuncu yılına yaklaşıyor. Konu başlığı netti: kapasite tahsisinden sistem değerine. Türkiye’de depolama mevzuatı artık var, teknik şartnameler duruyor, yatırım kalemi tanımlı. Eşik aşıldı. Sıradaki soru nicelik değil nitelik. Önlisanslı depolama kapasitesi 32.200 MW, lisanslı 701 MW. 2035 yolunda 120 GW yenilenebilir hedefi ve 510,5 TWh talep projeksiyonu var; bugünkü portföy yaklaşık 126,5 GW, güneş yüzde 21,7, rüzgâr yüzde 12,1. Depolama yalnızca yatırım alanı değil, üretim ve sistemde esneklik aracı.
Kamu beklentisi üç başlıkta toplandı. Birincisi öngörülebilirlik. Lisans, bağlantı, teknik uygunluk, kabul ve devreye alma uzun vadeli yatırımın takvimini belirler. Ön lisans kâğıdı değil, çalışan tesis değerlidir. Uluslararası konjonktür, teknoloji ve finansman maliyeti sabit kalmaz; süre ve uygulanan mevzuat ne kadar öngörülebilirse yatırım o kadar yürür. İkincisi kurumsal koordinasyon. EPDK ve bakanlık yetmez; Çevre, Sanayi, Ticaret ve TÜBİTAK aynı dosyada. Her kurumun kendi önceliği olur, fakat depolama sahaya inecekse kararlar birbirini tamamlamalı. Üçüncüsü yatırılabilir ekosistem. Özel sektör henüz ilk uygulama yıllarında; kamuyla veri paylaşılmaz, deneyim yönetmeliğe dönmezse ikinci dalga aynı hataları tekrarlar.
Dördüncü not düzenleme yöntemi. Hedef ve strateji yürüsün diye metin yazılır, fakat kritik değişiklikler bazen 12–15 düzenleme bir anda yayımlanır. Dernekler, özel sektör ve akademi görüş derler, kurumlar yığının altında kalır. Orhan, kural koyan kurumların yöntemini gözden geçirmesini istedi: görüş alma işi hem piyasayı hem kamuyu yoruyor. Depolama ve yan hizmetler çalışma grubu DGP yönetmeliği ile yan hizmetlere katılımı izliyor; metinler ihtiyaçla revize edilecek, ama zemin oluşmuş durumda.
Piyasa altyapısı sorusu arbitrajın ötesine çekildi. Depo ucuz saatte doldurup pahalı saatte satan basit bir araç değil. Sistem dengeleme, frekans hizmeti ve gelir yığılması (revenue stacking) Avrupa’da aynı tesisi birden fazla pazarda çalıştırıyor. Yan hizmetlere entegrasyon son düzenleme adımlarından biri. Üreticinin sorusu buradan çıkıyor: Tahsis edilen kapasite şebekeye nasıl değer katar? Miktar dolu, mevzuat duruyor. Eksik olan öngörülebilir takvim, kurumlar arası tek tablo ve arbitraj dışındaki gelir katmanlarının fiilen açılması. Aksi halde 32 GW’lık stoğun çoğu sistem esnekliği değil, kâğıt kapasitesi olarak kalır.