4.Enerji Depolama Zirvesi’nin 10. oturumunda SOLION Enerji’den Barış Açıkgöz, “Geri Dönüşüm, İkinci Ömür ve Yeni Nesil Bataryalar” başlıklı sunumunda 2013’ten bu yana yüzde 100 yerli endüstriyel lityum akü üreten şirketin Antalya Döşemealtı’ndaki 5.000 m²’lik tesisinde tasarım, üretim ve testi aynı çatı altında yürüttüğünü, 50 kişilik ekibinin 22’sinin mühendis olduğunu ve Türkiye geneli bayi-servis ağıyla 1 haftada teslimat yaptığını anlattı. Endüstriyel lityum akü çözümlerinde batarya paketlerinden akıllı BMS’ye, özel uygulamalardan izleme ekranlarına kadar akünün içindeki elektronik ve yazılımı da kendilerinin tasarlayıp ürettiğini, solar tarafında ise 5 kWh’den 250 kWh’e kadar LFP/NMC hücre kimyasıyla tak-çalıştır sistemler sunduklarını belirtti.
Açıkgöz, yeni nesil bataryalar kapsamında hedefledikleri yerli sodyum-iyon akü ailesini detaylandırdı. 2027’de Türkiye’nin ilk yerli sodyum-iyon Start-Stop aküsünü otomotiv ve yenileme pazarına sunmayı planladıklarını, H5’ten H8’e dört boyda, araca doğrudan takılan, kurşunsuz, uzun ömürlü, soğukta güvenilir ve ithal ikamesi ile ihracat potansiyeli taşıyan bir ürün ailesi geliştirdiklerini söyledi. Start-Stop araçların aküden yüksek akım, soğukta çalışabilme ve her duruşta motoru çalıştırma beklediğini hatırlatan konuşmacı, kurşun-asit akülerin ömrünü doldurduğunu, lityumun (LFP 12 V) soğukta şarj olmakta zorlandığını ve tamamen boşalınca bozulduğunu, sodyum-iyonun ise soğukta çalışabildiğini, boşalsa da bozulmadığını, yüksek akım verdiğini ve hammadde bolluğu ile düşük maliyet avantajı sunduğunu vurguladı.
İkinci ömür tarafında mobil enerji depolama istasyonu projesini tanıtan Açıkgöz, ikinci ömür hücrelerle 110 kWh’lik, güneşle çalışan, römork veya panelvan üzerinde taşınabilir bir sistem geliştirdiklerini, 2027’de sahada çalışacak Türkiye’nin ilk yerli ikinci ömür enerji sistemini hedeflendiğini belirtti. Şantiye, etkinlik, tarım ve afet gibi farklı kullanım alanlarına uygun olan bu sistemin, elektrikli araç dalgasıyla birlikte öneminin artacağını söyledi. TÜİK verilerine göre Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye’de trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısının 472 bine ulaştığını, yıllık artışın yüzde 53 olduğunu hatırlatan Açıkgöz, her aracın bir lityum akü demek olduğunu, yıllar içinde bu akülerin ilk ömrünü tamamlayacağını ve ikinci ömür ile geri dönüşüm altyapısının şimdiden kurulması gerektiğini ifade etti.
Hücreleri ölçmeden hurdaya göndermemenin önemine değinen Açıkgöz, güvenli söküm, hücre ölçümü (kapasite, iç direnç, gerilim), A/B/C sınıfı ve QR kimlikle sınıflandırma, kendi BMS ve dar voltaj modülüyle uyumlu paketleme ve mobil şarj istasyonunda yeniden kullanım sürecini anlattı. İki basit kural olarak “hücreyi tahminle değil ölçerek değerlendirin; ikinci ömür hücreyi araca değil mobil enerjiye verin” mesajını verdi. Geri dönüşüm projesinde TÜBİTAK 1501 başvurusu yaptıklarını, ikinci ömre uygun olmayan hücrelerin çöp değil hammadde olduğunu, zayıf hücrelerden lityum karbonat elde ederek yeni hücreye dönüştürülebileceğini, Türkiye’nin lityumu tamamen ithal ettiğini, AB’nin lityum geri kazanım hedefini 2027’de yüzde 50, 2031’de yüzde 80 olarak belirlediğini ve LFP payının araç, forklift ve depolamada büyüdüğünü vurguladı. Döngüyü “kullan → ölç → yeniden kullan → geri kazan” olarak özetleyen Açıkgöz, yerli üretim, ikinci ömür ve geri dönüşümün bir araya gelmesiyle batarya ekosisteminin kapalı döngüye dönüşmesinin hem ithalat bağımlılığını azaltacağını hem de sürdürülebilirliği güçlendireceğini ortaya koydu.