Ağustos 2025, enerji hukukunda önemli gelişmelere ev sahipliği yaptı. Nükleer santraller için acil durum güç kaynaklarını düzenleyen yeni yönetmelik yayınlandı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), bildirime dayalı süreçlerini dijital ortama taşıyarak siber güvenlik bildirimlerini zorunlu kıldı. Ayrıca, doğal sit alanlarında ÇED süreçlerinde yetki dağılımı netleşti. Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay’ın son kararları, idari ve adli yargı ayrımını belirgin hale getirirken, EPDK’nın yeni lisans çalışmaları dikkat çekti.
Nükleer Santrallerde Tesis İçi Doğru Akım Güç Kaynakları Yönetmeliği, acil durum güç sistemlerinde kullanılacak doğrultucu ve bataryalar için uluslararası standartlarla uyumlu güvenlik kuralları getirdi. Bu yeni düzenlemenin gereği olarak, işletmeciler, kendilerinden talep edilecek yük listeleri, tek hat şemaları ve güvenlik raporlarını Nükleer Düzenleme Kurumu’na sunmak zorunda kalacak. Bataryaların acil durumlarda en az iki saat süreyle çalışabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılırken, zorlu koşullarda kapasite hesaplamalarının yapılacağına ve gerilim düşümünün de dikkate alınacağına vurgu yapıldı. Hızlı şarj ve sıcaklık dengelemesi gibi uygulamaların zorunlu hale gelmesiyle birlikte, kontrol panellerinde sürekli izleme ve alarm kaydı talep edilecek. Yahut, havalandırma sistemlerinin de güvenlik açısından belirli kurallara uyması gerekecek.
EPDK, 21 Ağustos 2025 tarihli Karar ile Enerji Piyasası Bildirim Sistemi’ni dijitalleşmeye yönlendirdi. Elektrik ve doğalgaz piyasalarında sınırlı bildirimlerin büyük bir kısmı için elektronik imza zorunlu hale getirildi. Petrol ve LPG piyasalarında da dijitalleşme ilerlemesi kaydedildi. Böylelikle, enerji sektöründe siber güvenlik yükümlülükleri ile ilgili yeni tanımlar belirlendi. Bu değişiklik, idari denetim süreçlerini hızlandırsa da bilgi güvenliği maliyetlerini artırma riski taşıyor.
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini yeniden düzenleyen ilke kararı, doğal sit alanları ve tabiat varlığı bölgelerinde yetkili makamları netleştirdi. ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 bölümünde büyük ölçekli projeler, ilgili Bakanlıkça değerlendirilecekken, Ek-2 kapsamındaki projeler ise il müdürlüklerinin yetki alanında olacak. Yeni düzenlemeler, şantiye kurulumları için tabiat koruma komisyonu onayı gerektirecek. Bu durum, koruma sistemini güçlendirse de yeni izinlerin alınması sürecinde projelerin zamanlamasında gecikmelere neden olabileceği belirtiliyor.
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 1 Temmuz 2025 tarihli kararı, EPDK tarafından uygulanan idari para cezalarının iadesine dair davaların hangi mahkemede görüleceğini belirledi. Aynı şekilde Yargıtay’ın kararları, voltaj dalgalanmalarının sorumluluğunun dağıtım şirketinde olduğunu ortaya koyarak, alacak davalarında idari yargının yolunu sınırladı. Ayrıca, kaçak elektrikle ilgili tarihlerde uzlaşma imkânlarının varlığı, borçların iptali için engel teşkil etmeyecek.
Lisanslama süreçlerinde ise Ağustos 2025’te elektrik piyasasında dört yeni üretim ve toplayıcı lisansı verildi. Ek olarak, petrol ve LPG piyasalarında yeni lisanslar uzatıldı veya verildi. Toplayıcı lisanslarının sayısındaki artış ise bu alandaki trendin sürdüğünü gösteriyor.
Genel olarak, düşük işlem hacmine rağmen, enerji sektöründe mevzuat, denetim ve yargı kararlarının sektör dinamiklerini nasıl etkileyebileceği açıkça görülüyor. Şirketlerin dijitalleşme ve siber güvenlik konularına daha fazla önem vermesi gerekirken, proje sahiplerinin ÇED süreçlerini titizlikle planlaması gerektiği vurgulanıyor.