SolarVizyon 2025 etkinliğinde konuşan Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, Türkiye yenilenebilir enerji sektörünün mevcut durumunu, karşılaşılan yapısal sorunları ve çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Anbar, sektördeki mevzuat belirsizliklerinden şebeke kapasitelerine, nitelikli iş gücü göçünden finansman erişimine kadar birçok kritik başlıkta önemli uyarılarda bulundu.
Konuşmasına enerji sektöründe kadın yönetici olmanın zorluklarına ve sektörün kaotik yapısına değinerek başlayan Anbar, ENSİA’nın sadece kar amacı gütmeyen bir dernek olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin temiz enerji kümelenmesinin önünü açmayı hedefleyen geniş bir portföye sahip olduğunu belirtti. Sektörün en temel problemlerinden birinin yönetmelik ve mevzuatların sık sık değişmesi olduğunu vurgulayan Anbar, kervan yolda dizilir mantığıyla hareket edilmesinin yatırımcılar üzerinde bir korku unsuru yarattığını ifade etti. Mevzuat değişikliklerinin hızına yetişmenin zorlaştığını belirten Anbar, bu durumun uzun vadeli ve öngörülebilir yatırım planlamasını imkansız hale getirdiğini, hatta bir sektör temsilcisi olarak güncel mevzuat hakkında net bilgi vermekte dahi zorlandıklarını dile getirdi.
Kamu otoriteleri ile sektör paydaşları arasındaki iletişim kopukluğuna da değinen Anbar, sektör temsilcilerinin geri bildirim verirken ülke çıkarlarından ziyade şirket çıkarlarını ön planda tuttuğunu, bu nedenle kamunun tüm talepleri karşılamasının mümkün olmadığını belirtti. Çözüm olarak sivil toplum kuruluşlarının birlik olup sektörün kanayan yaralarına dair ortak ve vatanperver bir dille çözüm önerileri sunması gerektiğini savundu.
Şebeke bağlantı kapasitelerindeki yetersizliğin sektördeki EPC firmalarını ve yatırımcıları yurt dışına ittiğini belirten Anbar, özellikle 500 kW ile 10 MW arasındaki çatı GES yatırımcılarına hizmet veren firmaların iç pazarda iş yapamaz hale geldiğini söyledi. Türkiye’nin depolamalı enerji lisansları konusundaki stratejisini de eleştiren Anbar, 35 GW’lık depolama kapasitesinin ilan edilmesinin ardından herkesin bir gecede depolama üreticisi olduğunu ve sektörün sağlıksız bir başvuru yığınına dönüştüğünü ifade etti. 2007 yılındaki rüzgar enerjisi başvurularından örnek vererek, alınan lisansların tamamının yatırıma dönüşmeyeceğini öngördüğünü, ancak kapasitelerin atıl kalmaması için lisans yükümlülüklerini yerine getirmeyen firmaların lisanslarının iptal edilerek kapasitenin gerçek yatırımcılara açılması gerektiğini vurguladı.
Kalite ve standardizasyon konusunu da gündeme taşıyan Anbar, özellikle EPC süreçlerinde ve malzeme seçiminde yaşanan denetimsizliklere dikkat çekti. Ucuz maliyet odaklı yaklaşımların uzun vadede yatırımcıya zarar verdiğini belirten ENSİA Başkanı, panel üretiminde Türkiye’nin başarılı bir noktada olduğunu ancak invertör ve diğer bileşenlerde de belirli bir standardın oturtulması gerektiğini savundu. Ayrıca kamu kurumları arasındaki koordinasyonsuzluğa değinerek, özellikle mesken tipi güneş enerjisi kurulumları ve elektrikli araç şarj istasyonları konusunda belediyeler ve itfaiye gibi kurumların birbirinden habersiz farklı prosedürler uyguladığını, bunun da süreçleri tıkadığını belirtti.
Yerli üretimin önemine vurgu yapan Anbar, enerji ithalatının cari açığa etkisine dikkat çekerek yerli ekipman kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle HIT-30 programı kapsamındaki batarya hücresi ve yeni nesil güneş hücresi yatırımlarına yönelik desteklerin gecikmesini eleştirdi. YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) projeleri için Enerji Bakanlığı’nın son dönemdeki performansını takdir etmekle birlikte, sanayicinin yatırım yapabilmesi için en az 5 yıllık ve yıllık minimum 2000 MW rüzgar ve 2000 MW güneş kapasiteli şeffaf bir YEKA takvimine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Konuşmasının son bölümünde finansmana erişim zorluğuna ve nitelikli iş gücü kaybına değinen Anbar, yüksek faiz oranları nedeniyle krediye erişimin olsa bile geri ödemenin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Ayrıca eğitim sistemindeki sorunlar ve beyin göçü nedeniyle sektörde nitelikli personel bulmakta zorlandıklarını, mevcut iş gücünün de yurt dışına veya farklı sektörlere kaydığını belirterek, 2026 yılının sorunlardan ziyade başarıların konuşulduğu bir yıl olması temennisini dile getirdi.