Kutay Mıhlıardıç – İklim Değişikliğinin Yenilenebilir Enerji Yatırımlarına Etkisi

İklim Değişikliği Kıskacında Yenilenebilir Enerji – Türkiye’yi Neler Bekliyor?
Solarbaba platformunda gerçekleştirilen E-Sohbet’in son konuğu, WeatherX girişimi kurucusu ve Meteoroloji Yüksek Mühendisi Kutay Mıhlıardıç oldu. Ateş Uğurel moderatörlüğünde gerçekleşen yayında, El Niño etkisinden yapay zeka destekli hava tahminlerine, hidrolojik kuraklıktan güneş ve rüzgar santrallerinin geleceğine kadar enerji sektörünü doğrudan ilgilendiren kritik başlıklar masaya yatırıldı.
Küresel Isınma ve 1.5 Derece Eşiği: “Şalterer Atmak Üzere”
Program, küresel iklim fenomenlerinin analiziyle başladı. Pasifik Okyanusu kökenli El Niño ve La Niña olaylarının dünya iklimini nasıl yönlendirdiği aktarılırken, bu yıl El Niño etkisiyle küresel sıcaklıkların artış eğiliminde olduğu belirtildi.
Kutay, dünyanın küresel ısınmada kritik bir eşik olan 1.5 derece artış sınırına dayandığını, ancak bu sınıra buzulların erimesi gibi soğutucu faktörlerin etkisiyle, yani “buzdolabının kapağı açıkken evi ısıtarak” ulaşıldığını vurguladı. Kutuplardaki ısınmanın 4-5 dereceyi bulması, soğuk havayı tutan jet akımlarını zayıflatarak, küresel ısınmaya rağmen şiddetli soğuk hava dalgalarının (örneğin ABD’de yaşananlar) daha sık görülmesine neden oluyor.
Enerji Kaynaklarına Sektörel Bakış ve Gelecek Projeksiyonları
Yayın boyunca Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarının iklim değişikliğinden nasıl etkileneceği üç ana başlıkta detaylandırıldı:
1. Rüzgar Enerjisi: Ege ve Marmara İçin İyimser Tablo
Türkiye’nin rüzgar rejimi üzerine yapılan değerlendirmelerde, iklim değişikliğinin rüzgar profillerini değiştireceği öngörülüyor.
Bölgesel Farklılıklar:Ege ve Marmara bölgelerinde ortalama rüzgar hızlarında dönemsel olarak hafif bir artış bekleniyor. Ancak iç kesimlerde zayıflamalar görülebilir.
Yaz Dönemi Riski:Yaz aylarında yüksek basınç alanlarının etkisiyle “yaprak kımıldamayan” durgun periyotların uzayabileceği, bunun da üretimde kesintilere yol açabileceği belirtildi.
Offshore Vurgusu:Enerji üretiminde süreklilik için deniz üstü (offshore) rüzgar santrallerinin Türkiye için kritik bir adım olduğu ifade edildi.
2. Güneş Enerjisi: Potansiyel Artıyor Ancak Riskler Büyüyor
Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücündeki rekor artışa dikkat çekilen programda, güneş santrallerini (GES) bekleyen fiziksel riskler ön plana çıktı.
Dolu Riski ve Teknoloji:Güneş santralleri için en büyük tehdidin dolu yağışları olduğu, ancak doğru hava tahmini verisiyle tracker (takip) sistemlerinin 15 dakika önceden dikey konuma getirilerek hasarın minimize edilebileceği vurgulandı.
Isı Paradoksu:İklim değişikliğiyle bulutluluğun azalması ve radyasyonun artması beklenirken, aşırı sıcakların panellerde verim kaybına yol açtığı (ısı paradoksu) hatırlatıldı.
Agrivoltaics (Tarım GES):Kuraklığın tarımı tehdit ettiği bir dönemde, tarım alanlarının üzerine kurulacak GES’lerin hem bitkiyi aşırı sıcaktan/doludan koruyacağı hem de su buharlaşmasını azaltacağı belirtilerek, Türkiye’nin bu alanda mikro-bölgesel çalışmalar yapması gerektiği savunuldu.
3. Hidroelektrik: Su Stresi ve Hibrit Çözümler
En karamsar tablo hidroelektrik santraller (HES) için çizildi.
Akışlarda Azalma:İklim projeksiyonlarına göre önümüzdeki on yıllarda yüzey akışlarında %20 ile %30 oranında azalma öngörülüyor.
Yağış Rejimi Değişikliği:Yağışların artık daha kısa sürede ve şiddetli düşmesi (sel riski), toprağın suyu emmesine fırsat vermeden denize akmasına neden oluyor. Bu durum “meteorolojik kuraklık” ile “sel” felaketlerini kardeş hale getiriyor.
Hibrit Santraller:HES’lerin baraj gölü yüzeylerine veya arazilerine GES kurularak hibrit hale getirilmesi, kurak dönemlerde enerji arz güvenliği için hayati önem taşıyor.
Veri Yönetimi ve Yapay Zeka Devrimi
Meteorolojik tahminlerde teknolojinin rolüne değinen Kutay, 2000 yılında 3 gün sonrası için verilen güvenilir tahminlerin, yapay zeka ve artan işlemci gücü sayesinde bugün 6-7 güne kadar uzadığını belirtti.
– WeatherX ve Enerji Sektörü:Enerji şirketlerinin operasyonel verimlilik için “hava zekası” (weather intelligence) kullanmasının önemi vurgulandı. Şirketlerin, türbinlerini yıldırımdan korumak veya bakım planlamak için ham veri yerine işlenmiş, sektöre özel verilere ihtiyaç duyduğu belirtildi.
– Veri Merkezleri Sorunu:Yapay zeka kullanımının artmasıyla devasa elektrik tüketen veri merkezlerinin soğutulması büyük bir çevresel sorun haline geliyor. Gelecekte bu merkezlerin uzaya taşınarak güneş enerjisiyle beslenmesi ve doğal soğukluktan yararlanması gibi fütüristik projelerin gündemde olduğu aktarıldı.
Sonuç: Adaptasyon ve Gerçekçilik
Programın kapanışında, iklim değişikliğiyle mücadelenin sadece emisyon azaltımı değil, aynı zamanda adaptasyon süreci olduğu vurgulandı. Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı gerçeğiyle yüzleşerek, şehir planlamasından (nüfus kontrolü) tarım politikalarına kadar radikal değişikliklere gitmesi gerektiği belirtildi. “Kuraklık ve sel kardeştir” tespitiyle, aşırı hava olaylarının ekonomik etkilerinin, jeopolitik risklerin önüne geçerek dünyada bir numaralı tehdit haline geleceği uyarısı yapıldı.

