Büyük Britanya, 2025 yılında yenilenebilir enerji üretiminde tarihi bir rekora imza atarak 127 teravatsaat (TWh) barajını aşmayı başardı. Rüzgar enerjisi toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 30’unu tek başına karşılayarak en büyük kaynak olmaya devam ederken, güneş enerjisi üretimi de ülkenin kayıtlara geçen en güneşli yılını yaşaması ve panel kurulumlarının hızlanmasıyla bir önceki yıla göre yaklaşık üçte bir oranında artış gösterdi. Ancak fosil gaz kullanımındaki hafif yükseliş, hükümetin 2030 yılına kadar belirlediği tamamen temiz enerjiye geçiş hedefleri önündeki zorlukları ve enerji depolama ile şebeke altyapısının geliştirilmesi ihtiyacını bir kez daha gündeme getirdi.
Ulusal Enerji Sistemi İşletmecisi (Neso) tarafından paylaşılan öncü verilere göre, 2025 yılında rüzgar, güneş, hidroelektrik ve biyokütle kaynaklarından elde edilen toplam elektrik miktarı, 2024’teki 119 TWh’lik rekoru geride bırakarak 127 TWh seviyesine ulaştı. Rüzgar enerjisi 85 TWh üretimle yenilenebilir portföyünün lideri olurken, en dikkat çekici büyüme güneş enerjisi tarafında yaşandı. Güneş panelleri aracılığıyla üretilen elektrik, bir önceki yıla göre 4 TWh artarak 18 TWh’yi geçti. Özellikle Temmuz ayındaki güneşli dönemlerde, kısa süreliğine de olsa ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 40’ından fazlası sadece güneşten karşılandı.
Güneş enerjisindeki bu sıçramanın arkasında, Kent yakınlarındaki Cleve Hill gibi büyük ölçekli tesislerin devreye alınması ve konut çatılarında yaklaşık 250 bin yeni küçük ölçekli güneş paneli sisteminin kurulması yatıyor. Uzmanlar, güneş enerjisinin maliyetlerindeki düşüşle birlikte sistemin beklenenden daha büyük bir parçası haline geldiğini belirtiyor. Ancak bu olumlu tabloya rağmen, fosil gazdan elde edilen elektrik üretimi de 72 TWh’den 77 TWh’ye yükseldi. Bu artışta, Avrupa’dan ithal edilen elektriğin azalması, nükleer santrallerdeki üretimin düşmesi ve 2024’te son kömür santralinin kapanmasıyla oluşan boşluk etkili oldu.
Gaz kullanımındaki artış, üretilen elektrik başına düşen co2 emisyonu miktarının da 124 gramdan 126 grama yükselmesine neden oldu. Aurora Energy Research gibi düşünce kuruluşları, 2030 yılına kadar neredeyse hiç gaz kullanmadan elektrik üretme hedefinin oldukça iddialı olduğunu ve mevcut büyüme hızının bu hedef için yeterli olmayabileceğini vurguluyor. Uzmanlara göre, rüzgar ve güneşin olmadığı dönemlerde sistemi desteklemek için devasa batarya depolama tesislerine ve nükleer gibi baz yük sağlayacak düşük karbonlu kaynaklara olan ihtiyaç artıyor.
Siyasi kanatta ise konu tartışılmaya devam ediyor. Enerji Bakanı Ed Miliband, yerli temiz enerji yatırımlarının haneleri değişken fosil yakıt piyasalarından koruyacağını savunurken, muhalefet kanadı temiz enerji hedeflerinin kısa vadede faturalara ek maliyet getirdiğini öne sürüyor. Ayrıca, yeni yenilenebilir kaynakların sisteme entegre edilmesi için elektrik şebekesinin modernizasyonu gerekiyor. Mevcut durumda şebeke kapasitesinin yetersiz kaldığı anlarda rüzgar santralleri üretimi durdurmak zorunda kalabiliyor; bu da sistemin tam verimle çalışmasını engelliyor. Şebeke güncellemelerinin maliyetli olmasına rağmen, uzun vadede ucuz yenilenebilir enerjinin gazın yerini almasıyla faturaların düşmesi bekleniyor.