BNEF: Güneş ve Rüzgar Pahalanırken Batarya Maliyetleri Ucuzladı

2025 yılı temiz enerji sektörü maliyetleri açısından oldukça zıt gelişmelerin yaşandığı bir dönem oldu. BloombergNEF’in yayımladığı son rapora göre, güneş enerjisi ve rüzgar santrali kurulum maliyetleri tedarik zinciri sıkıntıları ve artan talep nedeniyle yükselişe geçerken, batarya depolama sistemleri maliyetlerinde tarihi bir düşüş kaydedildi. Dört saatlik batarya projelerinin maliyeti megavat saat başına 78 dolara gerileyerek tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştı. Bu durum, özellikle veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı ve fosil yakıtlı santrallerin yükselen maliyetleri karşısında yenilenebilir enerji ve depolama çözümlerini çok daha stratejik bir konuma taşıyor.
BloombergNEF tarafından hazırlanan “2026 Elektrik Maliyeti Raporu”, temiz enerji teknolojilerinde maliyetlerin 2025 yılında karmaşık bir seyir izlediğini ortaya koydu. Geçtiğimiz yıllarda sürekli düşüş gösteren güneş paneli, kara ve deniz üstü rüzgar enerjisi maliyetleri; tedarik zinciri kısıtlamaları, kaynak verimliliğindeki değişimler ve Çin’deki pazar reformları gibi nedenlerle yönünü yukarı çevirdi. Ancak bu genel artış eğiliminin aksine, batarya depolama projelerinde maliyetler keskin bir düşüşle rekor kırdı.
Rapora göre, dört saatlik bir batarya projesinin küresel gösterge maliyeti, bir önceki yıla göre yüzde 27 azalarak megavat saat başına 78 dolara geriledi. Bu düşüşte, elektrikli araç pazarındaki üretim fazlasının batarya paketi fiyatlarını aşağı çekmesi, üreticiler arasındaki yoğun rekabet ve gelişen sistem tasarımları belirleyici oldu. Düşen batarya maliyetleri, güneş enerjisi ve depolamanın bir arada kullanıldığı hibrit projeleri de hızlandırıyor. 2025 yılında devreye alınan 87 gigavatlık bu tür projeler, elektriği ortalama 57 dolar/MWh gibi oldukça ekonomik bir maliyetle sunmayı başardı.
Buna karşılık, geleneksel enerji kaynakları ve diğer yenilenebilir teknolojilerde maliyet baskısı hissediliyor. Sabit eksenli bir güneş enerjisi santralinin maliyeti yüzde 6 artarak 39 dolara, kara yolu rüzgar enerjisi 40 dolara ve deniz üstü rüzgar enerjisi ise 100 dolara yükseldi. Termal enerji tarafında ise veri merkezlerinin inşasındaki artışla birlikte doğalgaz türbinlerine olan talep patlaması yaşandı. Bu durum, kombine çevrim doğalgaz santrallerinin maliyetini yüzde 16 artırarak 102 dolar ile rekor seviyeye taşıdı. Uzmanlar, veri merkezlerinin yarattığı bu yoğun talebin doğalgaz santrali maliyetlerini öngörülebilir gelecekte yüksek tutacağını tahmin ediyor.
Bölgesel bazda bakıldığında rüzgar enerjisi maliyetlerinin farklılaştığı görülüyor. Çin, üretim ve kurulum avantajıyla düşük maliyet liderliğini korurken, İngiltere gibi pazarlarda deniz üstü rüzgar projelerinin maliyeti son beş yıla oranla yüzde 69 artış gösterdi. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise rüzgar enerjisi, doğalgaz maliyetlerindeki aşırı yükseliş sayesinde 2023’ten bu yana ilk kez en ucuz yeni elektrik üretim seçeneği olarak yeniden öne çıktı.
Geleceğe yönelik projeksiyonlar, temiz enerji teknolojilerindeki bu maliyet dalgalanmalarının uzun vadede yerini tekrar düşüşe bırakacağını gösteriyor. BloombergNEF, 2035 yılına kadar güneş enerjisi maliyetlerinde yüzde 30, batarya depolamada yüzde 25 ve rüzgar enerjisinde yüzde 20’nin üzerinde bir azalma öngörüyor. Özellikle güneş enerjisi ve batarya depolama sistemlerinin birlikte kullanılması, doğalgaza kıyasla çok daha ekonomik bir çözüm sunarak enerji dönüşümünde temel sürükleyici güç olmaya hazırlanıyor.

