Avustralya hükümetinin 2035 yılına kadar toplam nihai enerji tüketiminde elektriğin payını yüzde 35’e çıkarma hedefi, uzmanlar tarafından kullanılan ölçüm yöntemindeki hatalar nedeniyle eleştiriliyor. Elektrikli araçlar ve ısı pompaları gibi teknolojilerin yüksek verimliliği, toplam enerji ihtiyacını düşürdüğü için “nihai enerji” verisi, teknolojik dönüşümün gerçek etkisini yansıtmaktan uzak kalıyor. Uzmanlar, bu durumun matematiksel olarak yanıltıcı hedeflere yol açtığını belirterek, enerji politikalarında “faydalı enerji” ölçümüne geçilmesi gerektiğini savunuyor.
Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen tarafından açıklanan yüzde 35’lik elektrikleşme hedefi, karbonsuzlaşma yolunda önemli bir adım olarak görülse de, kullanılan “nihai enerji” metriği “nihai enerji yanılgısı” olarak adlandırılan bir sorunu beraberinde getiriyor. Elektrikli teknolojiler, fosil yakıtlı muadillerine göre çok daha verimli çalıştığı için, aynı işi yapmak için çok daha az enerji tüketiyor. Örneğin, içten yanmalı motorlu bir araç elektrikli bir modelle değiştirildiğinde, elektrik motorunun yüksek verimliliği sayesinde toplam nihai enerji tüketimi yaklaşık yüzde 80 oranında azalıyor.
Bu durum, bir ülke teknolojik dönüşümde büyük ilerleme kaydetse bile, nihai enerji istatistiklerinde bu gelişmenin düşük görünmesine neden oluyor. Norveç örneği, bu istatistiksel kopukluğu net bir şekilde ortaya koyuyor. Ülkede 2025 yılı itibarıyla yeni araç satışlarının yüzde 96’sı elektrikli olmasına rağmen, bu araçların tükettiği elektrik, ulaştırma sektöründeki nihai enerjinin sadece yüzde 14’ünü oluşturuyor. Mevcut araç filosunun dönüşüm süreci de göz önüne alındığında, yüzde 35’lik hedefin ölçülebilirliği ve ulaşılabilirliği konusunda ciddi şüpheler bulunuyor.
Uzmanlar, politika yapıcıların enerji geçişinin gerçek etkisini görebilmesi için “faydalı enerji” yani bir evi ısıtmak veya bir aracı hareket ettirmek için gereken gerçek enerji miktarının ölçülmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak şu an için bu verileri sağlayacak güncel ve yetkili bir kaynak bulunmuyor. Bu eksikliği gidermek isteyen savunucular, Uluslararası Enerji Ajansı gibi kuruluşların şeffaf ve standart bir “faydalı enerji” veri seti oluşturması için çağrıda bulunuyor. Bu veriler, liderlerin hatalı hesaplamalar yerine teknoloji odaklı ve gerçekçi hedefler belirlemesine olanak tanıyacak.