Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan COP31 iklim zirvesi öncesinde, Aksu Çayı havzasında yer alan Expo 2016 Antalya sahası için ani sel ve taşkın riski üzerine bir ön çalışma hazırlandı. Geçmiş meteorolojik veriler, taşkın modellemeleri ve güncel topluluk tahminlerini bir araya getiren analiz, zirve alanının korunmasına rağmen çevresindeki ulaşım yollarının olası bir taşkın durumunda risk altında kalabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu çalışmanın bir uyarı değil, planlama süreçlerine destek amaçlı bir modelleme olduğunu vurguluyor.
COP31 zirvesinin yapılacağı Antalya EXPO Merkezi, Aksu ve Tehnelli çaylarının arasındaki düz ovada konumlanıyor. Bölge, Akdeniz ikliminde kurak yazdan yağışlı kışa geçiş dönemine denk gelen Kasım ayında, şiddetli sağanak yağışlara açık bir yapıda bulunuyor. Resmî taşkın risk haritalarına göre 100 yıllık taşkın alanı içerisinde yer alan saha, DSİ tarafından önerilen ve 12,10 metre yüksekliğinde bir sedde halkasıyla korunuyor. Hazırlanan modellemeler, bu sedde halkasının kesintisiz olması durumunda, 100 ve 500 yıllık taşkın senaryolarında dahi Expo parselinin kuru kalacağını öngörüyor.
Ancak risk, yalnızca saha sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Model sonuçlarına göre, bölgedeki ova sular altında kaldığında, sahaya ulaşımı sağlayan ana arterlerin ve çevre yollarının önemli bir kısmı araç trafiği için güvensiz hale gelebiliyor. Özellikle Antalya-Alanya karayolu (D400) üzerindeki bazı kesimlerde su derinliğinin 1 metreyi aşabileceği tahmin ediliyor. Bu durum, zirveye katılması beklenen 100.000 kişilik yoğun trafiğin tahliye ve ulaşım planlamasında, sadece saha güvenliğinin değil, çevresel ulaşım altyapısının da kritik bir faktör olduğunu ortaya koyuyor.
Atmosferik tahminler açısından bakıldığında, 6 Kasım 2026 itibarıyla yapılan topluluk tahminleri, zirvenin ilk haftasında kuvvetli yağış olasılığının düşük olduğunu gösteriyor. Günlük 20 mm üzerindeki yağış ihtimali %10 seviyelerinde seyrederken, zirvenin son günleri için belirsizlik devam ediyor. Uzmanlar, tahminlerin her gün güncellendiğini ve meteorolojik uyarılar için Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile AFAD’ın resmî duyurularının esas alınması gerektiğini hatırlatıyor.
Bu çalışma, fiziksel iklim risklerinin sigorta ve lojistik planlamalarda nasıl bir parametre olarak kullanılabileceğine dair bir örnek teşkil ediyor. Saha ölçümü yapılmadan açık uydu verileriyle oluşturulan bu model, karar vericilere “sel olur mu” sorusundan ziyade, “olası bir durumda neyi, ne zaman ve ne kadar kaybedebiliriz” sorusuna yanıt arama konusunda bir yöntem sunuyor. Analiz, taşkın planlarının sadece tesisin kendisini değil, tüm lojistik ve tahliye güzergâhlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini vurguluyor.