SolarVizyon2025 etkinliğinin 5. Oturumunda konuşan Aran Enerji Kurucusu Anıl Akar, Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyelini tabana yayması beklenen mesken tipi çatı üstü güneş enerjisi santrallerinin (GES), ağır bürokrasi ve uygulama farklılıkları nedeniyle kilitlendiğini vurgulayarak, dünya genelindeki başarılı uygulama örnekleri üzerinden Türkiye için yeni bir yol haritası çizdi. Akar, Türkiye’de kurulumu teknik olarak 3-4 gün süren basit bir çatı sistemi için vatandaşların 6 ila 8 ay bürokratik onay beklemek zorunda kaldığını belirterek, bu durumun sürdürülebilir olmadığını ifade etti.
Konuşmasında Türkiye’deki mevcut durumu “bürokratik bir labirent” olarak nitelendiren Anıl Akar, en büyük sorunun elektrik dağıtım şirketleri arasındaki uygulama standartlarının yokluğu olduğunu dile getirdi. Bir bölgedeki dağıtım şirketinin istediği evraklar ile başka bir bölgedeki şirketin talep ettiği belgelerin tamamen farklılaştığını belirten Akar, bu durumun ulusal bir enerji politikasıyla bağdaşmadığını savundu. Özellikle itfaiye ve belediye onay süreçlerindeki tıkanıklıklara dikkat çeken Akar, İstanbul’da yaşadığı bir örneği paylaşarak, teknik dosyası tam olan bir proje için sadece personel yetersizliği ve yoğunluk gerekçesiyle 3 ay itfaiye görüşü beklediklerini, bunun yatırımcıyı bıktırdığını ve caydırdığını aktardı.
Aran Enerji Kurucusu, çözüm önerilerini sunarken Almanya, Hollanda, İngiltere ve ABD’deki “Fast Track” (Hızlı Geçiş) modellerini detaylandırdı. Almanya’da 10 kW altı sistemler için statik proje veya üniversite onayı gibi ağır şartların aranmadığını, sadece bildirim esasıyla sürecin 1 ile 7 gün arasında tamamlandığını aktardı. Hollanda örneğinde ise tüm dağıtım şirketlerinin tek bir dijital portal üzerinden süreci yönettiğini, tedarikçi değişse bile bürokrasinin standart kaldığını vurguladı. İngiltere modelinin Türkiye’nin elektrik altyapısına teknik olarak çok uygun olduğunu belirten Akar, orada 16 amper altı sistemlerin sertifikalı kurulum firmalarının sorumluluğunda bürokrasiden muaf tutulduğunu, denetimin ise kurulum sonrası rastgele örneklemeyle yapıldığını anlattı. ABD’de ise yapay zeka tabanlı proje doğrulama sistemlerinin devreye girdiğine dikkat çekti.
Türkiye için somut çözüm önerileri getiren Anıl Akar, öncelikle “E-Devlet Solar” adını verdiği, tüm başvuru, onay, belediye ve kabul süreçlerinin tek bir dijital çatı altında toplandığı merkezi bir sistemin kurulmasını talep etti. İkinci kritik öneri olarak, doğalgaz sektöründeki abonelik sürecine benzer bir “Yetkilendirilmiş Mühendislik” modelini sundu. Buna göre, bakanlık veya yetkili merciler tarafından sertifikalandırılmış, eğitimden geçmiş ve denetlenen EPC firmalarının yaptığı kurulumların, dağıtım şirketlerinin tekrar tekrar onayına gerek kalmadan devreye alınabilmesi gerektiğini savundu. Sorumluluğun yetkili mühendislik firmasında olduğu bu modelin, süreci aylardan günlere düşüreceği belirtildi.
Ayrıca, kurulum sonrası yaşanan sayaç değişimi krizine de değinen Akar, dağıtım şirketlerinin bazen çift yönlü sayaç, bazen yedek sayaç gibi farklı taleplerde bulunduğunu ve değişim için aylarca beklendiğini ifade etti. Bu konuda Avrupa’daki gibi “Hizmet Seviyesi Anlaşmaları” (SLA) yapılarak, sayaç değişiminin başvurudan itibaren en geç 72 saat içinde tamamlanması zorunluluğunun getirilmesini önerdi. Akar, konuşmasını Türkiye’nin bir güneş ülkesi olduğunu ve çatıların en değerli araziler olduğunu hatırlatarak, geçmişte bir bakanın “Çatıya GES kurmak, çanak anten kurmak kadar kolay olmalı” sözüne atıfta bulundu ve bürokrasinin sadeleştirilmesi durumunda meskenlerde gigavatlarca kapasitenin hızla devreye gireceğini belirterek sözlerini tamamladı.