Trump yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri genelindeki rüzgar enerjisi projelerini durdurma girişiminden vazgeçti. Başkan Donald Trump’ın federal izin ve kiralama süreçlerini donduran yürütme emrini iptal eden mahkeme kararına yapılan itiraz, Adalet Bakanlığı’nın gönüllü geri çekilme talebi üzerine ABD Birinci Daire Temyiz Mahkemesi tarafından reddedildi. Bu gelişme, enerji dönüşümüne karşı yürütülen politikalara karşı önemli bir hukuki zafer olarak değerlendiriliyor. Hukuki engellere rağmen temiz enerji üretimi artmaya devam ederken, sektördeki yatırım planları ve proje boru hattı gücünü koruyor.
New York Başsavcısı Letitia James liderliğindeki 17 eyalet ve Washington D.C.’den oluşan bir koalisyon tarafından Mayıs 2025’te açılan dava, rüzgar projelerine yönelik kapsamlı yasağın “keyfi” olduğunu ve başkanlık yetkilerini aştığını ortaya koymuştu. Aralık 2025’te Bölge Mahkemesi Hakimi Patti Saris tarafından verilen ve yürütme emrinin hukuka aykırı olduğuna hükmeden karar, bu son gelişmeyle birlikte kesinleşmiş oldu. Çevre örgütleri, yenilenebilir enerjinin tüm engellemelere rağmen uygun maliyetli ve sağlıklı bir çözüm olarak büyümeye devam ettiğini vurguladı.
Environmental Defense Fund ve Atlas Public Policy tarafından hazırlanan rapora göre, 2026 yılında ABD’de 79,7 GW kapasiteli temiz enerji projesinin devreye girmesi bekleniyor. Ülke genelinde planlanan veya inşaat aşamasında olan 222 GW’lık kapasite, sektörün geleceğine dair iyimserliği destekliyor. Yatırımcıların 2031 yılına kadar 377 milyar dolarlık yeni proje planladığı belirtilirken, güneş paneli ve batarya depolama sistemleri planlanan kapasitenin yüzde 85’ini oluşturuyor.
Hukuki süreçteki bu olumlu gelişme, rüzgar ve güneş enerjisi geliştiricileri için kritik bir vergi kredisi yolunu açan başka bir mahkeme kararından kısa bir süre sonra geldi. Haziran başında bir federal mahkeme, vergi kredisi almayı zorlaştıran Ağustos 2025 tarihli bir Hazine kuralını iptal ederek IRS’i (Gelir İdaresi) konuyu yeniden değerlendirmeye zorladı. Uzmanlar, Trump yönetiminin idari önlemlerle projeleri geciktirdiğini ancak sektörün bu engellere rağmen direnç gösterdiğini belirtiyor.
Öte yandan rapor, doğal gaz projelerinde de keskin bir artış olduğunu ortaya koyuyor. Planlanan doğal gaz kapasitesi 2025’in son çeyreğinden 2026’nın ilk çeyreğine kadar 44,8 GW’tan 65,5 GW’a yükseldi. Uzmanlar, bu durumun çevresel açıdan endişe verici olduğunu ve yönetim politikalarının yenilenebilir enerjiye engel çıkarıp fosil yakıtlara teşvik sağladığını ifade ediyor. Buna karşın, temiz enerji kapasitesinin büyük bir kısmının Cumhuriyetçi temsilcilerin olduğu bölgelerde yoğunlaşması, sektörün ekonomik temellerinin siyasi kutuplaşmanın ötesinde, arazi maliyeti ve verimlilik gibi faktörlerle şekillendiğini gösteriyor.