Ne arıyorsunuz?

Çiğdem Dilek: “Lisanssız Güneş Enerjisi Sektörü Artık Tamamen Öztüketim Modeli İle İlerleyecek”

Çiğdem Dilek: "Lisanssız Güneş Enerjisi Sektörü Artık Tamamen Öztüketim Modeli İle İlerleyecek"

SolarVizyon 2025 konferansının son oturumunda enerji hukuku ve mevzuat değişiklikleri üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştiren CLA Partners Kurucu Avukatı Çiğdem Dilek, enerji sektörünün hukuki altyapısının diğer hukuk dallarına kıyasla çok daha dinamik olduğunu, normalde yılda bir iki kez değişen kanunların aksine enerji mevzuatında ayda 3-4 düzenleme yapıldığını belirterek sözlerine başladı. Dilek, konuşmasında özellikle yılın son çeyreğinde yürürlüğe giren veya taslak olarak sunulan düzenlemelerin güneş enerjisi (GES) ve depolama yatırımcıları üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Mesken elektriğindeki sübvansiyonların kademeli olarak kaldırılmasını doğru bir hamle olarak değerlendiren Dilek, bunun yanı sıra EPDK’nın lisanslı santrallerde şubat ayına kadar güç artışına izin vermesi, lisanssız elektrik üretim yönetmeliğindeki değişiklikler, akıllı sayaçlar, Yüzer GES düzenlemeleri ve yerli aksam teşvikleri gibi başlıkların sektörün gündemini belirlediğini ifade etti.

Sunumun odak noktasını oluşturan lisanssız elektrik üretim yönetmeliğindeki değişikliklere değinen Dilek, yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle birlikte üretim tesislerinin devrinin sınırlandırıldığını aktardı. Buna göre, bir yatırımcı sadece üretim tesisini devretmek isterse tekrar çağrı mektubuna başvuramıyor; ancak üretim tesisiyle birlikte fabrikayı (tüketim noktasını) da devrederse bu kısıtlamadan muaf tutuluyor. Dilek, bu hamlenin EPDK’nın “lisanssız santraller sadece öz tüketim içindir, elektrik ticareti için değildir” mesajını net bir şekilde verdiğini ve sektörü asıl amacına uygun hale getirmeye çalıştığını belirtti.

Dilek, sektörde büyük tartışma yaratan ve 5 Aralık’ta görüşe açılan yeni yönetmelik taslağına da geniş yer ayırdı. Taslakta, 2019 sonrası kurulan lisanssız santraller için ‘aylık mahsuplaşma’dan ‘saatlik mahsuplaşma’ya geçilmesinin öngörüldüğünü belirten Dilek, bu durumun yatırımcılar için işleri zorlaştıracağını ifade etti. Hukukçu kimliğiyle bu düzenlemeye getirdiği en büyük eleştiri ise uygulamanın geriye dönük (retroaktif) işletilmesi oldu. İdare hukukunun en temel ilkelerinden biri olan “kanunların geriye yürümezliği” ilkesinin ihlal edildiğini savunan Dilek, geçmişte dağıtım bedelleri ve öz tüketim düzenlemelerinde de benzer geriye dönük işlemler yapıldığını, açılan binlerce davaya rağmen Danıştay’ın genelde idare lehine karar verdiğini hatırlattı. Dilek, eğer saatlik mahsuplaşma uygulaması yürürlüğe girerse, tüketicilerin üretim ve tüketim dengesini yönetebilmek için depolama sistemlerine ve ‘toplayıcılık’ (aggregator) lisansına sahip şirketlere daha fazla ihtiyaç duyacağını, bu durumun toplayıcılık piyasasını hareketlendireceğini öngördü.

Enerji depolama yatırımlarının mevcut durumunu da analiz eden Dilek, lisanslı tarafta 34 GW’lık devasa bir kapasite tahsisi yapılmasına rağmen sürecin çok ağır işlediğine dikkat çekti. EPDK verilerine atıfta bulunarak, şu ana kadar sadece 29 MW’lık depolamalı güneş santralinin işletmeye alındığını ve 611 MW’lık kısmın lisanslanabildiğini belirten Dilek, imar, ÇED ve mera izinleri gibi bürokratik engellerin yatırımları yavaşlattığını, sektörün uzun süredir beklediği “Süper İzin” mekanizmasının henüz hayata geçmediğini vurguladı. Ayrıca, Yeşil Mutabakat ve İklim Kanunu gereği sanayicinin yeşil enerjiye dönüşmesi gerekirken, büyük kapasitelerin lisanslı projelere ayrılmasının ve lisanssız projelere kısıtlamalar getirilmesinin bir çelişki yarattığını ifade etti.

Sunumun son bölümünde Yüzer GES (Yüzer Güneş Enerjisi Santralleri) düzenlemelerine değinen Dilek, su yüzeylerinin kiralanması, kira bedellerinin hesaplanması ve sürelerine ilişkin belirsizliklerin giderildiğini aktardı. Buna göre belediyelerin 10 yıl, lisans sahiplerinin ise lisans süresi boyunca (49 yıla kadar) kiralama yapabileceğini, kira bedellerinin DSİ’ye ödeneceğini ve su kalitesinin sürekli izleneceğini belirtti. Çiğdem Dilek konuşmasını, lisanssız GES sektörünün bir evrim geçirdiğini, artık tamamen ticari kaygıdan uzak, öz tüketime dayalı bir modele dönüştüğünü ve bu yeni dönemde depolama faaliyetlerinin kaçınılmaz olarak hız kazanacağı tespitiyle sonlandırdı.

SolarVizyon2025-Oturum-10