SolarVizyon 2025 konferansında sahne alan Aksay Enerji Kurucusu Cemalettin Aksay, şirketin yeni depolama markası Aksess’in lansmanını yaparken enerji depolama sistemlerinde verimlilik ve sistem mühendisliğinin önemine dair kapsamlı bir teknik sunum gerçekleştirdi. Aksay, konuşmasında şebeke ölçekli enerji depolama sistemlerinde yatırımcıların sadece katalog verilerine değil, gerçek saha verilerine ve sistem mühendisliğine odaklanması gerektiğini vurgulayarak, sektörde ‘Round Trip Efficiency’ (RTI) olarak bilinen gidiş-geliş verimliliğinin yatırımların finansal başarısındaki kritik rolüne dikkat çekti. Depolama sistemine şebekeden çekilen enerjinin, sisteme geri verilen enerjiye oranı olarak tanımlanan RTI değerinin, şu an piyasadaki ticari sistemlerde ortalama yüzde 88 ile 92 arasında değiştiğini belirten Aksay, buradaki yaklaşık yüzde 10’luk kaybın özellikle enerjinin ucuz olduğu saatlerde alınıp pahalı olduğu saatlerde satıldığı arbitraj modellerinde çok ciddi bir maliyet kalemi oluşturduğunu ifade etti.
Aksay, bir depolama tesisinde toplam verimliliği etkileyen faktörleri batarya tipi, şarj-deşarj hızı (C-rate), Güç Dönüşüm Sistemi (PCS) verimi, Enerji Yönetim Sistemi (EMS) verimi ve iklimlendirme sisteminin iç tüketimi olarak sıraladı ve bu bileşenlerin tek başına verimli olmasının yetmediğini, bir bütün olarak nasıl çalıştıklarının sistemin nihai verimini belirlediğini aktardı. Batarya teknolojileri özelinde, şebeke ölçekli projeler için şu an en uygun çözümün, yüksek döngü (cycle) ömrü ve maliyet avantajı nedeniyle LFP (Lityum Demir Fosfat) bataryalar olduğunu belirten Aksay, elektrikli araç sektöründe tercih edilen NMC bataryaların aksine enerji depolama yatırımlarında LFP’nin standartlaştığını, ancak 10 yıl sonra bu bataryalar değiştirilirken teknolojinin evrilebileceğini öngördü.
Sunumun teknik detaylarında, şarj ve deşarj hızını ifade eden C oranı ile verimlilik arasındaki ters orantıya dikkat çekildi; Aksay, piyasada 10 MWh’lik bir sistemi 1 saatte şarj ve deşarj edebilen 1C sistemlerin revaçta olduğunu, ancak hızı artırmanın iç direnç kayıplarını ve ısıyı yükselterek verimliliği yüzde 92 seviyelerinden yüzde 90’ın altına düşürdüğünü, dolayısıyla yüksek gücün her zaman daha iyi verimlilik anlamına gelmediğini belirtti. Sistemin kalbi olarak nitelendirilen ve çift yönlü invertör görevi gören PCS verimliliğinin önemine de değinen Aksay, PCS’teki yüzde 1’lik bir verim kaybının, hem şarj hem de deşarj sürecinde yaşanması nedeniyle toplam RTI verimliliğine katsayı etkisiyle yüzde 2’lik bir kayıp olarak yansıdığını açıkladı.
Sistemin beyni olan EMS’nin (Enerji Yönetim Sistemi) ise batarya ve PCS’i koordine ederek verimliliği yüzde 1-2 oranında artırabildiğini, ancak kötü tasarlanmış bir yönetim sisteminin batarya yaşlanmasını hızlandırarak uzun vadede sistem performansında yüzde 5’e varan farklar oluşturabileceğini vurguladı. İklimlendirme sistemlerinin yardımcı enerji tüketimi (auxiliary consumption) içindeki en büyük paya sahip olduğunu hatırlatan Aksay, LFP bataryaların optimum 25 derece sıcaklıkta çalıştığını, yüksek sıcaklıkların bataryayı yaşlandırarak ömrünü kısalttığını, düşük sıcaklıkların ise kapasiteyi düşürdüğünü belirtti. Ayrıca, batarya modülleri arasındaki sıcaklık farklarından kaynaklanan termal degradasyonun, bir güneş panelindeki hücre kırığı gibi tüm sistemi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Konuşmasının sonunda Aksay, yüksek verimli bir enerji depolama sisteminin sadece marka veya katalog bilgisiyle değil, doğru sistem mühendisliğiyle elde edilebileceğini, aksi takdirde artan birim maliyetler, hızlanan batarya yaşlanması ve uzayan geri ödeme süreleriyle karşılaşılabileceğini belirterek Aksess markasıyla bu mühendislik çözümünü sunduklarını ifade etti.