Ne arıyorsunuz?

Gökhan Durukan: “Düzgün Denetimi Yapılmayan Güneş Enerjisi Projeleri Hatalar Zincirine Sebep Oluyor”

Gökhan Durukan: "Düzgün Denetimi Yapılmayan Güneş Enerjisi Projeleri Hatalar Zincirine Sebep Oluyor"

SolarVizyon 2025 etkinliğinin konuşan Renworld Energy Kurucu ve CEO’su Gökhan Durukan, güneş enerjisi sektöründe kalite standartları, risk analizi ve denetim süreçlerinin hayati önemine dikkat çeken kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. “Güneş paneli ve güneş santrallerinde kalitesizliğin bedeli” başlığı altında, santral kurulumundan işletme sürecine kadar yapılan stratejik hataları ve çözüm yollarını, akredite bir denetim kuruluşu perspektifiyle ele aldı.

Durukan, konuşmasının başında güneş enerjisi sektörünün içinde bulunduğu ekonomik koşullara değindi. Günümüzde yaşanan ciddi finansal süreçler ve yatırımcıların maliyet odaklı yaklaşımları nedeniyle, EPC (Mühendislik, Tedarik ve Kurulum) firmalarının maliyetleri düşürmek adına büyük fedakarlıklar yaptığını belirtti. Ancak bu durumun, doğru bir kontrol mekanizması işletilmediği takdirde “hatalar zincirine” ve kalitesizliğe yol açtığı uyarısında bulundu. Renworld Energy olarak bu noktada, Türkak’tan akredite A tipi bir muayene kuruluşu kimliğiyle, projelerin uluslararası standartlara (IEC 6246, IEC 61724 vb.) uygunluğunu denetlediklerini ifade etti.

Bir güneş enerjisi santralinin (GES) başarısının, katma değerli bir tasarımla başladığını vurgulayan Durukan, sürecin 9 ana aşamada ele alınması gerektiğini belirtti. Özellikle proje sahasının değerlendirilmesi aşamasında yapılan zemin etütlerinin kritik olduğunu söyledi. Sahada kaya zemin, yumuşak zemin veya sıvılaşma gibi risklerin en başta analiz edilmemesi durumunda, çelik konstrüksiyon montajında (çakma veya beton maliyetleri gibi) öngörülemeyen maliyet artışlarının yatırımcıya yansıyabileceğini aktardı. Durukan, doğru bir finansal modelleme ve Capex/Opex maliyetlerinin çıkarılmasının, fizibilite ve sürdürülebilirlik açısından şart olduğunu kaydetti.

Durukan’ın sunumunda en çok üzerinde durduğu konulardan biri, teknik şartnamelerin hazırlanış biçimiydi. Yatırımcıların “Fotovoltaik modüller rüzgar ve kar yüküne dayanımlı olacaktır” gibi göreceli ifadeler yerine, uluslararası standartlara atıfta bulunan net ifadeler kullanması gerektiğini örneklerle açıkladı. İdeal bir şartnamede, “Modüller IEC 61730 T2 standardı, MQT17 mekanik yük testine göre %2 degradasyon limiti ile kar ve rüzgar yüküne dayanacaktır ve bu akredite bir test raporuyla belgelenecektir” şeklinde bağlayıcı hükümlerin yer alması gerektiğini belirtti. Bu tür detaylı şartnamelerin, yatırımcıyı hem teknik hem de hukuki açıdan koruduğunu ve kalitesiz ürün kullanımının önüne geçtiğini vurguladı.

Tedarik sürecinin tel çitinden panele, çelikten invertöre kadar çok zincirli bir yapı olduğunu hatırlatan Durukan, her bileşenin üretim aşamasında denetlenmesi gerektiğini savundu. Fabrika çıkışında “A Kalite” olarak satılan ürünlerin dahi, üreticinin kalite kriterlerine göre 10 mikro çatlak veya lehim hataları içerebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle yatırımcıların, satın aldıkları ürünün kalite speklerini (teknik özelliklerini) uluslararası standartlar çerçevesinde üreticiden talep etmeleri ve yerinde denetim yaptırmaları gerektiğini ifade etti.

Gökhan Durukan, iklim değişikliğinin santraller üzerindeki fiziksel etkilerine de geniş yer ayırdı. Özellikle dolu yağışlarının artık 25 mm (şişe kapağı büyüklüğü) yerine, 45 mm (ceviz büyüklüğü) çapına ulaşabildiğini ve bunun panellerde gözle görülmeyen mikro kırıklara yol açtığını belirtti. Sektörde genellikle “1 cent daha ucuz panel” tercihinin yapıldığını, ancak bu ucuzluğun dolu dayanımı veya kar/rüzgar yükü altında performans kaybı olarak yatırımcıya geri döndüğünü söyledi. 10 MW’lık bir santralde panelin yük altında %1 yerine %5 güç kaybetmesinin, uzun vadede ciddi bir üretim ve gelir kaybı anlamına geldiğinin altını çizdi. Ayrıca bifacial (çift yüzlü) modüller ve tracker (takip) sistemlerinin kurulumunda, albedo (yansıma) değerleri ve panel yüksekliklerinin doğru mühendislikle kurgulanmaması durumunda beklenen verimin alınamayacağını ekledi.

Konuşmasının son bölümünde santrallerin işletme ve bakım dönemine değinen Durukan, asansörlerin veya araçların periyodik muayeneleri olduğu gibi, milyonlarca dolarlık santral yatırımlarının da yıllık periyodik muayeneye tabi tutulması gerektiğini savundu. Termal analizler, performans ölçümleri ve elektriksel kontrollerin yapılmadığı, “nasıl olsa üretiyor, yağmur yıkar” mantığıyla kaderine terk edilen santrallerin sürdürülebilir olmadığını belirtti. Örnek olarak, aynı marka ve model panellerin farklı cam geçirgenliği veya yüzey özellikleri nedeniyle sahada farklı tozlanma oranlarına sahip olabildiğini ve bunun da üretim kaybı yarattığını görsel örneklerle sundu. Son olarak, depolamalı santrallerin (GES+Depolama) devreye alınma süreçlerinde yangın yönetmelikleri ve termal döngü testlerinin önemine vurgu yaparak sözlerini tamamladı.

SolarVizyon2025-Oturum-9