ANKARA – Solarbaba kurucusu Ateş Uğurel moderatörlüğünde ve Pomega sponsorluğunda gerçekleşen SolarVizyon etkinliğinin ilk oturumu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji ekipmanları üretimindeki potansiyelini ve gelecek vizyonunu tartışmaya açtı. “Katma Değerli Yerli Üretim” başlığı altında gerçekleşen panelde, güneş hücresinden bataryaya, çelik konstrüksiyondan yatırımcı perspektifine kadar sektörün tüm bileşenleri ele alındı.
“Türkiye Yeşil Enerji Dönüşümünde Dünyada 6. Sırada”
Oturumda konuşan Pomega Başkan Yardımcısı Osman Çotuker, katma değerli üretimin sadece yerli pazara satış yapmak olmadığını vurguladı. Çotuker, Dünya Bankası verilerine atıfta bulunarak çarpıcı bir tablo çizdi: “Türkiye, yeşil enerji dönüşümüne yönelik ekipman üretiminde ‘Green Complexity Index’te dünyada 6. sırada yer alıyor. Bu inanılmaz bir potansiyel ancak üretim gerçekleşmelerinde henüz bu seviyede değiliz” Çin’in 15 yıllık planlı destek programının ardından üreticilerini serbest piyasaya açtığını hatırlatan Çotuker, Türk firmalarının da belli bir destek sonrası dünya ile rekabet edebilir hale gelmesi ve Güney Amerika’dan Afrika’ya ihracat yaparak Türkiye’nin bir “Hub” olması gerektiğinin altını çizdi. Osman Çotuker aynı zamanda yeni açıklanan yerli aksam destek yönetmeliğinde batarya üretimine beklenenden çok daha düşük bir destek verildiğini belirtti.
Güneşin İskeleti: “Katma Değer Tonajda Değil, Mühendisliktedir”
Oturumda güneş enerjisi sektörünün “öksüz çocuğu” olarak nitelendirilen konstrüksiyon sektörünü temsilen konuşan ERL Yönetim Kurulu Başkanı Halit Erol, çelik konstrüksiyonun sadece demir yığını olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Erol, “Biz bu işin iskeletiyiz. İtalya’da zemin etüdünü dikkate almadan ‘ucuz olsun’ diye yapılan bir projenin 1,5 yıl sonra fırtınada nasıl hasar gördüğüne şahit olduk. Katma değer tonajda değil, tasarım ve mühendisliktedir,” ifadelerini kullandı. Erol ayrıca, sektörün ikinci yarısında “Tracker” (Güneş Takip Sistemleri) teknolojisinin başrolde olacağını ve Türk firmalarının bu alanda %100 yerli tasarımla küresel rakiplerine kafa tuttuğunu belirtti.
“Hücre Üretimi Bir Teknoloji Rafinerisidir”
Schmid Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanı Özhan Olcay, Türkiye’nin güneş enerjisinde 25 GW kurulu güçle “Şampiyonlar Ligi”nde 10. sırada olduğunu hatırlattı. Hücre üretimini, 1200 derecelik fırınlar ve hassas kimyasal süreçler içeren bir “rafineri”ye benzeten Olcay, “Yerli sanayi yeni doğmuş bir bebektir. Onu hemen dünya devi rakiplerle ringe çıkarırsanız kaybeder. Büyüyüp serpilene kadar pozitif ayrımcılığa ihtiyacı vardır. Ancak büyüdükten sonra da mutlaka rekabete açmak lazım” diyerek yerli üretimin korunması gerektiğine dikkat çekti.
Yatırımcıdan Çözüm Önerisi: “Solar Baz Yük”
Rönesans Enerji Genel Müdürü Gökhan Gökdoğan ise yaşanan kapasite sorunlarına teknik ve finansal bir çözüm önerisi getirdi. Gökdoğan, “1 MW Güneş yanına 5 MWh Batarya kurarak zamanın %85’inde baz yük verebiliriz. Eğer bu santrallere baz yük taahhüdü karşılığında ekstra teşvik verilirse, iletim hatlarına yük binmeden kapasite sorunu çözülür. 2026 senesinde ilk baz yük YEKA GES yarışması yapılırsa, sektöre büyük fayda sağlar” dedi. Gökdoğan ayrıca, elektrik piyasasında taban fiyatların negatife inmesinin batarya yatırımlarını teşvik edecek en sağlıklı mekanizma olduğunu vurguladı