Garanti BBVA, sürdürülebilirlik odaklı finansman stratejileriyle iklim kriziyle mücadelede bankacılık sektörünün rolünü yeniden tanımlıyor. Banka, kredi süreçlerinde artık sadece finansal tabloları değil, şirketlerin çevresel performanslarını ve sürdürülebilirlik hedeflerini de temel alıyor. Bu kapsamda, çevresel bilinci yüksek ve somut adımlar atan şirketlere daha avantajlı kredi limitleri ve faiz oranları sunuluyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, bankanın 2029 yılına kadar 3,5 trilyon liralık sürdürülebilir finansman sağlama hedefi olduğunu belirterek, bu kaynağın büyük kısmının güneş paneli ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji yatırımlarına aktarıldığını vurguluyor.
Bankanın kredi değerlendirme süreçlerinde çevresel skorlama artık kritik bir faktör haline geldi. Sektördeki benzer finansal verilere sahip iki şirketten, sürdürülebilirlik konusunda somut projeler üreten ve karbon emisyonunu azaltma taahhüdü verenler, kredi komiteleri tarafından daha öncelikli değerlendiriliyor. Mahmut Akten, bir şirkete kredi vermenin aslında onun geleceğine ortak olmak anlamına geldiğini, bu nedenle çevresel riskleri yönetemeyen şirketlerin uzun vadede rekabetçiliklerini kaybederek finansal risk oluşturabileceğini ifade ediyor.
Garanti BBVA, COP31 kapsamında küresel iş birliklerini güçlendirmeyi ve Türkiye’deki sanayi kuruluşlarını uluslararası yatırımcılarla bir araya getirmeyi hedefliyor. Özellikle veri merkezleri gibi yüksek enerji tüketen alanlarda, temiz enerji kullanımı ve suyun geri dönüştürülmesi gibi kriterler finansman şartlarının başında geliyor. Teknoloji ve yapay zekanın enerji verimliliği üzerindeki etkisini yakından takip eden banka, sanayideki yeşil dönüşümün sadece bir maliyet değil, rekabet gücünü artıran bir zorunluluk olduğunun altını çiziyor. Banka, COP31’de 70 farklı panel ve 400’e yakın konuşmacıyla sürdürülebilir finansman çözümlerini küresel ölçekte tartışmaya açmaya hazırlanıyor.