Amerika Birleşik Devletleri’nde 2026 yılı itibarıyla hız kazanan balkon tipi güneş paneli sistemleri, tüketicilerin artan elektrik faturalarına karşı geliştirdiği yeni bir çözüm olarak öne çıkıyor. Prize doğrudan takılabilen bu teknoloji, dokuz eyalette yasal statü kazanarak enerji piyasasında önemli bir dönüşümü tetikledi. Aynı dönemde nükleer enerjiye yönelik yatırımların desteklenmesi, Avrupa’da karbon yakalama projelerinin hayata geçmesi ve ABD’nin güneş enerjisi kapasitesindeki güçlü artış, küresel enerji geçişinin karmaşık yapısını gözler önüne seriyor. Yatırımlardaki bölgesel farklılıklar ve jeopolitik etkiler, temiz enerji sektörünün geleceği üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Balkon tipi güneş panelleri, Almanya’daki başarısının ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde de temiz enerji trendi haline geldi. Yılın başında sadece Utah eyaletinde yasal olan bu sistemler, Nisan ayından itibaren Virginia, Colorado ve çeşitli Kuzeydoğu eyaletlerinin de katılımıyla dokuz eyalette yaygınlaştı. Tüketicilerin enerji maliyetlerini düşürme arayışı, bu sistemlere olan talebi artırsa da, federal ve eyalet düzeyindeki karmaşık elektrik yönetmeliklerine uyum sağlayan tedarikçi sayısının sınırlı olması pazarın gelişimini kısıtlıyor.
Nükleer enerji sektöründe ise iki partinin desteğiyle dikkat çekici bir canlanma yaşanıyor. Trump yönetimi, NextEra Energy’nin Iowa’daki Duane Arnold Enerji Merkezi’ni yeniden faaliyete geçirmesi için 1,9 milyar dolarlık bir krediyi onayladı. Kaliforniya’da ise Diablo Canyon nükleer santralinin ömrünün 2045 yılına kadar uzatılması gündemde; bu adım, Enerji Bakanlığı’ndan sağlanan 271 milyon dolarlık federal fonla destekleniyor.
Avrupa, karbon yakalama teknolojilerinde önemli adımlar atıyor. Hollanda’daki Yara International amonyak tesisinde kurulan ve yıllık 800 bin ton CO2 emisyonunu deniz tabanında depolamayı hedefleyen tesis, kıtadaki en büyük proje olma özelliğini taşıyor. Almanya’da ise Holcim çimento fabrikasında kurulan daha küçük ölçekli bir tesis, yıllık 10 bin ton CO2’yi endüstriyel kullanım için yakalıyor. Ancak yüksek operasyonel maliyetler ve bu teknolojinin uzun vadeli başarısına yönelik şüpheler, sektörün önündeki temel engeller olarak varlığını koruyor.
ABD güneş enerjisi sektörü, federal teşviklerden yararlanmak isteyen geliştiricilerin etkisiyle yılın ikinci çeyreğinde 11,4 GW’lık kapasite artışına ulaştı. Buna karşın, küresel temiz teknoloji yatırımları 2026’nın ilk yarısında yüzde 17 oranında geriledi. Batarya depolama endüstrisi, yabancı menşeli şebeke bileşenlerine yönelik kısıtlamalarla karşı karşıya kalırken, jeopolitik istikrarsızlıklar ve El Niño kaynaklı artan soğutma ihtiyacı, küresel kömür talebinin yükselmesine neden oluyor.