İçerigi 2012 yilindan bugüne sadece abonelerinin erişimine açık olan Enerji IQ Weekly’nin bu haftaki bu önemli haberini, bilgileri dahilinde paylaşmak istedik.
(Enerji IQ – 6.8.2026) Enerji piyasasındaki yatırım trendleri, son üç yılda Türk yatırımcıların yeni yatırım alanı olarak yurtdışındaki projelere belirgin şekilde ağırlık verdiğini ve portföylerini bu projeleri önceliklendirerek büyütmeye çalıştıklarını gösteriyor. Kamuoyuna açıklanan yatırımlar değerlendirildiğinde, yenilenebilir enerji yatırımlarının öne çıktığı görülürken, Asya ve Afrika gibi elektrik arzının talebi karşılamakta zorlandığı bölgelerde ise termik santral yatırımları ağırlık kazanıyor.
Enerji IQ’nun yurtdışı projelere ağırlık veren şirketlerin yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde, yatırımcıları bu alana yönlendiren temel motivasyon portföy ve gelir çeşitlendirme olarak özetlense de iç piyasadaki yatırım iklimi ile birlikte ekonomik ve siyasi riskleri yönetmek de ifade edilen nedenler arasında sayılıyor.Türkiye’deki yenilenebilir enerji yatırımlarında büyük ölçekli bağlantı kapasitesinin YEKA modelli ihalelere endekslenmesi ve ihalelerde oluşan fiyatların, belirli ölçekte portföye sahip şirketlerin bir kısmının IRR (iç kârlılık) beklentileriyle örtüşmemesi de gösterilen nedenler arasında yer alıyor.
Kapasiteye erişimdeki güçlük, sınırlı bağlantı kapasitesi ve depolamalı projelerde olduğu gibi sektörce tartışılan kapasite tahsis yöntemleri de yatırımcıların değindiği konular arasında yer alıyor.
Türkiye’de oluşan enerji fiyatlarının yoğun regülasyonlarla sıkı bir kontrole tabi olması nedeniyle dar bir alana sıkışan arbitraj olanakları, yüksek borçlanma maliyeti ve düzenlemelerdeki sık ve keskin değişiklikler de Enerji IQ’ya görüşlerini aktaran yatırımcıların değindiği konular arasında bulunuyor. Piyasanın bütününe bakıldığında, Türkiye enerji piyasasında faaliyet gösteren şirketlerin yurtdışında sadece santral (asset/varlık) yatırımına değil, enerji ve emtia ticaretinden teknoloji, optimizasyon ve yazılım operasyonuna kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığı görülüyor. Ayrıca, daha önce EPC yüklenici olarak piyasa deneyimi edinen şirketlerin de varlık yatırımlarına yöneldiği görülüyor.
Konuyu varlık yatırımı bağlamında Enerji IQ’ya değerlendiren bir sektör temsilcisi, “Türkiye’deki piyasa mimarisi, şirketleri batırmıyor ama yükseğe çıkartabilecek olanakları da belirgin şekilde kısıtlıyor. Bir genelleme yaparsak, yatırımların Yap-İşlet modeline evrildiğini söyleyebiliriz.” dedi.
Bir başka sektör temsilcisi ise aynı konuyu şöyle değerlendirdi: “YEKA ihalelerini ve depolamalı projeleri hariç tutarsak, yeni yatırım alanlarının kapasite artışı, repowering ve hibrit yatırımların arasına sıkıştığını görüyoruz. Türkiye’deki fiyat sinyalleri de bu alanı genişletmeye yetecek kadar güçlü değil. Örneğin Avrupa’da geçen hafta hemen hemen tüm piyasalarda elektrik fiyatları 100 €/MWh’ın üzerinde seyretti. Ancak bizde fiyatlar 55 €/MWh altında kalıyor. Bu da yurtdışındaki bataryalı depolama sistemleriyle entegre yenilenebilir santrallerdeki arbitraj olanaklarını daha cazip hale getiriyor.”
Yine yurtdışında yatırımları olan bir diğer sektör yetkilisi ise Türkiye’nin Avrupa piyasalarından riskler ve öngörülebilirlik bağlamında ayrıştığını şöyle ifade etti: “YEKDEM, yeni yatırımların proje finansmanı için zemin oluşturmaya devam ediyor. Ancak bu zemin, alım garantilerinin ilk yıllarındaki kadar güçlü değil. Çünkü enflasyonu düşürmeyi öncelikleyen para politikası, YEKDEM fiyatının eskalasyonundaki önemli parametreler üzerinde baskı oluşturuyor. Piyasadaki ticari riski (merchant risk) yönetmek ise ayrı bir konu. Zaten YEKA ihaleleri, uzun PPA süreleri ile bu riski minimize ettiği için yeni yatırımların önünü açabiliyor. Bence bir piyasanın sağlık düzeyini gösteren en önemli tahlillerden biri bu. Piyasada, ticari operasyon ve riskleri alan bir yatırımcı finansmana erişebiliyor mu yoksa erişemiyor mu? Veya çok kısıtlı mı erişebiliyor? Ya da finansmanın tamamı, sadece garanti edilen fiyata dayalı uzun dönemli PPA’lere mi dayanıyor? Cevapları size ve okuyucularınıza bırakıyorum…”
Enerji IQ’ya konuyu değerlendiren bir başka sektör temsilcisi şu görüşleri aktardı: “Türkiye’de şu anda bir arz fazlası var. 2000’li yılların başında denge farklıydı ve yeni yatırıma duyulan ihtiyaç nedeniyle, daha cazip ve kolay bir yatırım ortamı vardı. Ama şu anda bu tablo değişmiş durumda. Kapasite kısıtından da kaynaklanan nedenlerle, devlet daha seçici oluyor yatırımları değerlendirirken. Yatırımcılar da talebin daha güçlü olduğu ülkelere yönleniyor.”
Güneş’te Romanya ve İtalya öne çıkarken, rüzgarda coğrafya genişliyor
Halka açık şirketlerin KAP’a yaptıkları açıklamalar ve şirketlerin faaliyet raporları incelendiğinde, yurtdışındaki enerji yatırımlarının daha çok yakın coğrafyalarda ve ticaret olanaklarının geliştiği Avrupa’da yoğunlaştığı görülüyor. Büyüyen pazarlardan biri olarak Romanya güneş yatırımlarında öne çıkarken, İtalya ve Yunanistan da yatırımcıların odaklandığı pazarlar olarak dikkat çekiyor.
Romanya pazarına yatırım yapan veya proje geliştirme sürecinde olan şirketlere bakıldığında, Koç Topluluğu’na bağlı Entek Elektrik ile birlikte YEO Teknoloji’nin öne çıktığı görülürken, Yeşilyurt Enerji, Astor Enerji, Saves Enerji, Pasifik Holding ve Synergy Grup da bu pazardaki aktif şirketler olarak sıralanıyor. Romanya pazarında yatırım planlayan şirketler arasında, Fiba Holding de yer alıyor. Yine pazara ilgisi süren şirketlerden biri de Murat Çeçen’in sahibi olduğu CCN Holding. Romanya’da büyük ölçekli bir hastane projesi üstlenen şirket, bir süre önce 200 MW kapasiteli D-RES projesi için MoU imzaladı.
İtalya pazarında ise IC Enterra Yenilenebilir Enerji rüzgar projeleriyle öne çıkarken, yatırım süreçlerini yürüten şirketler arasında Galata Wind, MTG Enerji (Margün), YEO Teknoloji sıralanıyor.
Sanko Enerji bünyesinde 2024 yılında yurtdışı proje geliştirme ve yatırım amacıyla kurulan Actto Renewables B.V. de İtalya, Romanya ve Yunanistan pazarlarını yakından takip eden ve proje süreçlerine dahil olan şirketler arasında yer alıyor.
Çalık Renewables’ın yurtdışı yenilenebilir enerji yatırımlarının ise daha çok Polonya’da yoğunlaştığı görülürken, şirketin Kosova’da inşa halinde 72 MW kapasiteli RES projesi bulunuyor.
Polat Enerji ise Macaristan’a odaklanan bir yatırımcı olarak Avrupa pazarında faaliyet gösteren Türk şirketleri arasında yer alıyor. Şirketin işletmedeki RES kurulu gücü 200 MW’ın üzerinde bulunuyor.
Eksim Enerji ise geçen yıl Ukrayna’daki 67 MW kapasiteli Skole RES’i işletmeye alarak yurtdışında portföy yatırımlarını sürdüreceğinin sinyallerini vermişti. Şirket, daha önce Gürcistan’da da HES projeleri tamamlamıştı.
Yurtdışında çeşitlendirilmiş bir yenilenebilir portföyle yatırım yapan şirketlerden biri de Gürış. Şirket, Kosova ve Ukrayna’da toplam 65 MW kapasiteye ulaşan iki RES işletirken, Romanya ve Ukrayna’da iki büyük ölçekli BESS’i de tamamlayarak devreye aldı.
Ayen Enerji ise yurtdışında enerji yatırımlarına, son trendden önce başlayan şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirketin 2015 yılından itibaren Arnavutluk’ta işletmeye aldığı 110 MW civarında HES kapasitesi bulunuyor. Ayrıca, Slovenya ve Sırbistan’da enerji ticareti için kurduğu iki bağlı ortaklığı da bulunuyor.
Doğal gaz alanında ise önceki senelerde Aksa Doğalgaz ve PALMET Enerji gibi Türkiye’de deneyime sahip şirketlerin, Balkanlar ve Asya’daki dağıtım projelerine ilgisi gözlemlenmişti.
Bunların dışında, Türkiye’de taşımalı doğal gaz pazarını oluşturan CNG ve LNG sektörlerinde faaliyet gösteren Naturelgaz’ın G. Afrika’da sürdürdüğü LNG depolama ve dağıtım projesi bulunuyor.
Enerji ticareti alanında ise Enerjisa Üretim’in iştiraki Enerjisa Commodities ve Akenerji’ye bağlı Aken Europe öne çıkarken, İstanbul ve Düsseldorf ofisleriyle faaliyet gösteren Pure Energy ise varlık yönetimi ve ticari optimizasyon ile ticaret alanlarında geniş bir coğrafyada faaliyetlerini sürdürüyor.
Büyük ölçekli yatırımda Asya, Amerika ve Afrika öne çıkıyor
Büyük ölçekli termik ve yenilenebilir enerji yatırımları, Asya, K. Amerika ve Afrika’da yoğunlaşıyor.
Aksa Enerji, Cengiz Enerji ve ODAŞ Enerji’nin, Özbekistan ve Kırgızistan’da doğal gaz kombine çevrim yatırımları bulunuyor. Aksa Enerji, aynı zamanda bazı şehirlerde elektrik dağıtım hizmeti vermek üzere de anlaşmalar imzalamıştı.
Afrika kıtasında ise büyük ölçekli elektrik üretim projelerinin tamamına yakınını Aksa Enerji üstlenmiş durumda. Şirketin kıta bütünündeki kurulu gücü, devam eden projeler tamamlandığında 2.240 MW’a yükselecek.
K. Amerika’da ise en büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımlarını Sabancı Holding’e bağlı Sabancı Renewables gerçekleştiriyor. Şirketin Mayıs 2024’te devreye almaya başladığı güneş enerjisi portföyü, inşaatı devam eden projelerle birlikte 790 MWdc civarında.
Büyük ölçekli projeler arasında, İhlas Holding’in Haziran ayında imzalandığını açıkladığı Kırgızistan’daki 912 MW kurulu güce sahip olacak HES projesi de bulunuyor. Ancak, bu projenin ilerlemesi hakkında bir bilgi bulunmuyor.