Ne arıyorsunuz?

Türkiye Enerji Dönüşümüyle Küresel Bir Oyuncu Oluyor

Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecine dair değerlendirmelerde bulunan yetkililer, ülkenin sanayi altyapısının karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine büyük ölçüde hazır olduğunu vurguladı. Enerji sektörünün küresel sera gazı emisyonlarındaki payının yüzde 75 seviyesinde olduğuna dikkat çekilirken, Emisyon Ticaret Sistemi’nin şirketleri cezalandırmaktan ziyade temiz teknolojilere yönlendirmeyi amaçladığı belirtildi. Türkiye, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrikli araç altyapısı ve hidrojen ekonomisi gibi alanlarda attığı kararlı adımlarla, sadece bir enerji tüketicisi değil, aynı zamanda gelecekte enerji üreten ve ihraç eden bir aktör olmayı hedefliyor.

Karbon fiyatlamasının iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir araç olduğunu belirten yetkililer, orta ve uzun vadede düşük karbonlu üretim modellerinin ve elektrikli ulaşımın hızla yaygınlaşacağını ifade etti. İlk aşamada elektrik üretimi, demir-çelik, çimento, gübre ve alüminyum gibi sektörlerin dahil edileceği Emisyon Ticaret Sistemi ile karbonun ekonomik bir değere dönüşeceği vurgulandı. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması karşısında Türkiye’nin uzun süredir devam eden hazırlıklarının, kamu ve özel sektör iş birliğiyle güçlü bir noktaya ulaştığı belirtildi.

Türkiye’nin enerji stratejisinde fosil yakıtlar ve yenilenebilir kaynaklar arasında dengeli bir geçiş süreci izlendiği ifade edildi. Dünyadaki mevcut petrol, doğal gaz ve kömür rezervlerinin varlığı göz önüne alındığında, enerji dönüşümünün fosil yakıtların tamamen terk edilmesi değil, düşük karbonlu teknolojilerle entegre bir süreç olduğu kaydedildi. Bu kapsamda, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) hem yurt içi hem de yurt dışındaki arama faaliyetleri, günlük 1 milyon varil üretim hedefine ulaşma vizyonuyla stratejik bir önem taşıyor.

Hidrojen ekonomisi ve dijitalleşme de Türkiye’nin enerji gündeminin merkezinde yer alıyor. Yeşil hidrojenin depolama ve doğal gaz şebekesine entegrasyon konularında kilit rol oynayacağı belirtilirken, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin Avrupa Birliği’nin 2030 yılı ithalat hedefleriyle uyumlu olduğu ifade edildi. Ayrıca, elektrikli araç sayısının 450 bini, şarj noktası sayısının ise 45 bini aşması, Türkiye’nin enerji piyasalarındaki dijital dönüşümün bir göstergesi olarak değerlendirildi. Akıllı sayaçlar ve dinamik fiyatlandırma gibi uygulamalarla tüketicilerin “omnisumer” yani hem üreten hem tüketen aktif aktörlere dönüşeceği bir döneme girildiği vurgulandı.

Son olarak, Türkiye’nin kurulu gücünün yüzde 62’sinin yenilenebilir kaynaklardan oluşması, ülkenin enerji piyasalarındaki başarısının somut bir kanıtı olarak öne çıkarıldı. Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği (ERRA) bünyesindeki yeni görevlerle birlikte Türkiye’nin, uluslararası enerji düzenlemelerinde ve dönüşüm süreçlerinde daha etkin bir rol üstlenerek küresel iş birliklerini artırmaya devam edeceği belirtildi.

KAYNAK