Güneş paneli fiyatlarındaki artış eğilimi, bu yıl ikinci kez duraklama dönemine girdi. Çeşitli teknoloji sınıflarındaki modül fiyatları, önceki aya kıyasla genel bir artış göstermedi. Tam siyah ve düşük maliyetli panellerde fiyat hareketleri ihmal edilebilir düzeyde kalırken, diğer segmentlerdeki değişimler de oldukça sınırlı seyretti. Güç sınıflarının çoğunda tedarik durumu belirgin şekilde iyileşirken, %24’ün üzerinde verimliliğe sahip arka temaslı (back-contact) güneş hücreli paneller, arzın talebi karşılayamaması nedeniyle piyasada istisna oluşturmaya devam ediyor.
Piyasadaki genel eğilim, fiyatların istikrara kavuştuğu yönünde. Özellikle TOPCon teknolojisine sahip panellerde fiyatlar dengelenmiş durumda ve hafif bir düşüş eğilimi gözlemleniyor. Buna karşın, arka temaslı güneş hücreli modüllere olan yoğun talep ve sınırlı arz, bu segmentteki fiyatların sabit kalmasına veya hafif yükselmesine neden oluyor. Bu durum, konut tipi çatı sistemlerinde kullanılan paneller ile ticari veya arazi tipi kurulumlarda kullanılan paneller arasındaki fiyat farkının yeniden açılmasına yol açabilir.
Arka temaslı güneş hücreleri şu an için niş bir pazar olsa da, büyük Asyalı üreticilerin bu teknolojiye yönelik yatırımları hızla artıyor. Birçok üretici, üretim hatlarını yakın zamanda optimize ettikleri TOPCon teknolojisinden dönüştürme konusunda çekimser kalsa da, AIKO, Longi ve TCL gibi şirketler bu alanda seri üretime geçmiş durumda. Sektördeki patent anlaşmazlıkları ve üretim kapasitesini verimli kullanma zorunluluğu, üreticileri stratejik kararlar almaya itiyor.
Sektörün bir sonraki büyük hedefi ise perovskite teknolojisi olarak öne çıkıyor. %30’un üzerinde verimlilik potansiyeli sunan bu teknoloji, hem bina entegreli şeffaf modüllerde hem de kristal silikon hücrelerle birleştirilen tandem modüllerde büyük umut vadediyor. Üretim zorlukları ve uzun vadeli dayanıklılık testleri sürse de, Oxford PV gibi firmalar pilot ürünlerini piyasaya sunmaya başladı. İlk ticari perovskite ürünlerinin 2027 sonu veya 2028 başında pazara girmesi bekleniyor.
Üreticiler, bir yandan mevcut üretim tesislerinden elde ettikleri yatırımları geri kazanmaya çalışırken, diğer yandan yeni nesil teknolojiler için sermaye arayışını sürdürüyor. Pazarın durgun veya sınırlı büyüme gösterdiği bir ortamda, üretim kapasitelerinin yüksek verimlilikle kullanılması zorunluluğu, arz fazlası ve fiyat baskısı gibi riskleri de beraberinde getiriyor. Bu hassas denge, güneş enerjisi sektöründeki teknolojik dönüşümün önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğini belirleyecek temel faktör olmaya devam ediyor.