Almanya Enerji Depolama Birliği (BVES), ülkenin hazırladığı Elektrik Arz Güvenliği ve Kapasite Yasası’nın (StromVKG) depolama teknolojilerini dışladığı gerekçesiyle Avrupa Komisyonu’na şikayette bulunmaya hazırlanıyor. Hükümetin kömürden çıkış sonrası arz güvenliğini sağlamak amacıyla tasarladığı 9 GW’lık kapasite ihalesi, mevcut haliyle yalnızca doğal gaz santrallerinin karşılayabileceği katı teknik şartlar içeriyor. Sektör temsilcileri, bu düzenlemenin rekabeti kısıtladığını, teknoloji tarafsızlığı ilkesiyle çeliştiğini ve depolama projelerinin piyasaya girişini haksız yere engellediğini savunuyor.
BVES, yasa tasarısındaki en büyük sorunun, depolama tesislerinin kapasitelerini birleştirerek tek bir büyük santral gibi hizmet vermesine izin verilmemesi olduğunu belirtiyor. Ayrıca, projelerin en az 10 saat kesintisiz elektrik sağlayıp, bir saatlik toparlanma süresinin ardından tekrar 10 saat çalışma zorunluluğu, batarya sistemlerini fiilen devre dışı bırakıyor. Birlik, bu kısıtlamaların depolama teknolojilerinin maliyet avantajlarını ve esnekliğini göz ardı ettiğini vurguluyor.
Almanya Yenilenebilir Enerji Birliği (BEE) de benzer endişeleri dile getirerek, tasarının doğal gaz lehine haksız bir rekabet ortamı yarattığını ifade ediyor. BEE, özellikle projelerin bileşenlerinin en az yüzde 50’sinin Avrupa menşeli olması şartını eleştiriyor. Doğal gaz santralleri için benzer bir yerlilik şartı aranmazken, depolama projelerine bu kısıtlamanın getirilmesi çifte standart olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, tasarıda gaz santrallerinin gelecekte yeşil hidrojen veya biyometana dönüşümü için bağlayıcı bir yol haritasının bulunmaması, uzun vadeli fosil yakıt bağımlılığı riski taşıyor.
Öte yandan, Almanya gaz endüstrisi temsilcileri tasarıyı genel hatlarıyla olumlu bulsa da bazı noktalarda düzenleme talep ediyor. Sektör, 173 Euro/kW olarak belirlenen tavan ödeme miktarının proje maliyetlerini ve risklerini tam olarak karşılamayabileceğini savunuyor. Gaz endüstrisi ayrıca, atalet hizmetlerinin kapasite mekanizması yerine iletim sistemi operatörleri tarafından ayrı bir süreçle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Yatırımcılar, yasal belirsizliklerin giderilmesini ve izin süreçlerinin hızlandırılmasını bekliyor.