Son günlerde bilim kulislerinde “buzul çağı” teorileri yeniden hararetle tartışılmaya başlandı. Bir yanda rekor kıran küresel sıcaklıklar ve Süper El Nino ihtimali, diğer yanda ise kapıda olduğu söylenen sert bir soğuma dalgası… Peki işin aslı ne?
Cevap, haritalarda Grönland’ın hemen güneyinde beliren, adeta devasa bir mavi leke gibi duran gizemli bir bölgede saklı: “Cold Blob” (Soğuk Leke).
İklim değişikliğinin geldiği noktada, gezegenimizin hemen her noktası cayır cayır yanarken, yeryüzünde tuhaf bir şekilde istikrarlı olarak soğuyan TEK bir alan var. Yıllardır iklim bilimciler bu bölge üzerine ikiye bölünmüştü. Bir grup bu lokal soğumayı atmosferik rüzgarlara ve bulut sirkülasyonlarına bağlıyordu. Ancak bu konuya ömrünü adamış olan ekibin yayımladığı son çalışma tartışmaya net bir nokta koymaya çok yaklaştı. Uydulardan, deniz şamandıralarından ve gemilerden gelen son 150 yıllık devasa gözlem verilerini inceleyen ekip, soğuma emarelerinin sadece okyanus yüzeyinde kalmadığını, tam 1000 metre derinliğe kadar indiğini kanıtladı. Bunun anlamı net ve bir o kadar önemli: Karşımızdaki durum geçici bir hava olayı veya doğal bir döngü değil, okyanusun derinliklerindeki devasa bir motorun teklemeye başlaması.
Dünyanın Isı Dağıtım Mekanizması Felç Oluyor
Bahsettiğimiz bu motor, kısa adıyla AMOC (Atlantic Meridional Overturning Circulation). Ekvatorun o sıcak, tuzlu ve hayat veren sularını Kuzey Atlantik’e ve Avrupa’ya taşıyan; orada soğuyup dibe çökerek sistemi devridaim ettiren devasa bir derin okyanus nehri diyebiliriz.
Eskiden ana akım iklim modelleri, bu sistemin tamamen çöküşünü ya da kırılma noktasına gelmesini “yüzyılın sonuna doğru” beklenen uzak bir senaryo olarak görüyordu. Ancak yeni veriler takvimin fena halde şaştığını gösteriyor.
Burada asıl korkutucu olan, sistemin bir “tipping point” yani devrilme noktasına yaklaşıyor olması. İklim biliminde bu gibi devrilme noktaları geri dönüşü olmayan uçurumlardır; sistem bu eşiği bir kez geçti mi, insanlık karbon salınımını tamamen durdursa bile domino etkisiyle kendi kendine çökmeye devam eder ve yeni bir iklim çağını kalıcı olarak kilitler.
Nitekim son paylaşılan verilere göre AMOC’un tamamen durma (shutdown) riski, insanlığın karbon salınım tercihine göre korkunç oranlara ulaşıyor: Eğer mevcut yüksek emisyon (high emissions) düzeninde devam edersek sistemin çöküş ihtimali ~%70 gibi hayli yüksek bir seviyede. İyimser bir senaryoyla emisyonları orta düzeyde tutsak bile risk ~%37, en düşük emisyon (low emissions) senaryosunda ise risk sıfırlanmıyor ~%25 civarında seyrediyor. Yani karbon salınımını tamamen durdurduğumuz en mükemmel senaryoda bile artık dörtte bir oranında bir çöküş riskiyle karşı karşıyayız.
2040 Alarmları: Tehlike Sandığımızdan Çok Daha Yakın Olabilir
İşte tam bu yüzden, AMOC sistemini diri tutan ve besleyen lokal bir motorun, yani Kuzey Atlantik Girdabı’nın (Subpolar Gyre) durumu kritik. Bu konuyu çalışan bilim insanlarının bulgularına göre bu girdap, kendi devrilme noktasını geçmek üzere. Eğer bu gerçekleşirse, yüzyılın sonunu beklememize gerek kalmayacak; sadece 10-15 yıl içinde, yani 2040’lar gibi çok yakın bir tarihte başta İngiltere ve Batı Avrupa olmak üzere ölümcül soğuk hava dalgaları tetiklenebilecek.
Tabi bu senaryo sadece Avrupa’nın donmasıyla sınırlı kalmıyor. Isının okyanusta düzgün dağılamayıp ekvator ve çevresinde sıkışması, dünyanın geri kalanında da zincirleme bir reaksiyon başlatma potansiyeline sahip. Muson yağmurlarının yön değiştirmesi küresel tarımı felç edebilir, Akdeniz kuşağı gibi bölgelerde benzeri görülmemiş kuraklıkları, çölleşmeyi ve bir yanda da okyanus sıcaklık dengesizliklerinden beslenen ani, yıkıcı süper fırtınalarına zemin hazırlayabilir.
Özetle; karşımızda Hollywood senaryolarını aratmayacak kadar büyük, on binlerce yılda bir görülebilecek cinsten bir kritik kırılma riski var. Dünya bir yandan küresel ısınma ile kaynarken, diğer yanda sistemin sigortası olan okyanus akıntıları dipten duruyor. Avrupa’nın ve aslında yakın coğrafyadaki çoğu ülkenin iklimsel geleceği için kritik, geri sayımın çoktan başladığı bir dönemeç diyebiliriz.
Yazar: Kutay Mıhlıardıç – WeatherX