Fraunhofer ISE ve ortakları tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, araçlara entegre edilen güneş teknolojilerinin Avrupa elektrik şebekesi üzerindeki yükü önemli ölçüde hafifletebileceğini ortaya koyuyor. 23 farklı araç tipine ait 1,3 milyon kilometrelik sürüş verisinin analiz edildiği çalışmada, binek otomobillerin yıllık enerji ihtiyaçlarının %55 ila %80’ini araç üstü güneş panelleri ile karşılayabileceği belirlendi. 2030 yılına kadar yeni tescil edilen araçlarda bu teknolojinin kullanılması, yıllık şebeke elektriği talebinde 15,6 TWh seviyesinde bir düşüş sağlayabilir. Bu veriler, sürdürülebilir ulaşım için kritik bir inovasyon olan araç üstü güneş enerjisi sistemlerinin, elektrikli araçların artan enerji gereksinimlerine karşı yapısal bir çözüm sunduğunu gösteriyor.
SolarMoves projesi kapsamında TNO, Sono Motors, Lightyear ve IM Efficiency ile iş birliği yapılarak gerçekleştirilen çalışmada, uydu ve meteorolojik veriler kullanılarak farklı ulaşım türlerinin güneş enerjisi potansiyeli değerlendirildi. Binek araçlarda elde edilen güçlü sonuçların yanı sıra, lojistik sektörü de yüksek potansiyelli bir alan olarak öne çıktı. Güneş panelleri için daha geniş yüzey alanına sahip olan elektrikli kamyonların günlük sürüş menzillerinin %15’e kadar artırılabileceği tespit edildi. Ayrıca, güneş panelleriyle donatılmış tır dorseleri, çatı ve yan yüzeylerin kullanılması durumunda günlük 110 kWh’ye kadar elektrik üreterek soğutma üniteleri gibi temel yardımcı ekipmanların çalışmasını sağlayabiliyor.
Fraunhofer ISE, öngörülen 15,6 TWh’lik şebeke talebi düşüşünün, yaklaşık 2.200 adet 3 MW’lık karasal rüzgar türbininin yıllık üretimine eşdeğer olduğunu vurguluyor. Proje yöneticisi Lenneke Slooff-Hoek, elektrifikasyon sürecinin enerji tüketimini yapısal olarak düşüren yeniliklerle desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu dönüşümü hızlandırmak isteyen araştırma konsorsiyumu, araç üstü güneş enerjisi sistemlerinin “Dünya Çapında Uyumlaştırılmış Hafif Araç Test Prosedürü”ne dahil edilmesini talep ediyor. Ayrıca, bu teknolojinin sağladığı CO2 emisyonu düşüşü ve enerji tasarrufunun, Yenilenebilir Enerji Direktifi kapsamında resmi olarak tanınması için bir Avrupa çerçevesi oluşturulması çağrısında bulunuluyor.