Türkiye elektrik piyasasında Nisan ayı ortalama fiyatları, megavatsaat başına 20 dolar seviyesine gerileyerek serbest piyasa tarihinin en düşük noktasına ulaştı. Yüksek yağış oranları ile rüzgar ve güneş paneli kurulu gücündeki artışın tetiklediği bu düşüş, sektör temsilcileri tarafından hem bir fırsat hem de bir risk olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, idari müdahalelerle baskılanan fiyatların uzun vadede arz güvenliğini tehlikeye atabileceği konusunda uyarırken, hane halkının korunmasıyla birlikte piyasa mekanizmalarının ekonomik gerçeklere uygun şekilde serbest bırakılması gerektiğini vurguluyor.
Nisan ayında elektrik fiyatlarının tarihi seviyelere gerilemesi, sektörde üretim maliyetlerinden ziyade iletim maliyetlerinin ön plana çıktığı bir dönemi başlattı. Mevcut sistemde 32 GW hidroelektrik, 15 GW rüzgar ve 27 GW güneş paneli kurulu gücü bulunması, bol yağışlı mevsimlerle birleşince düşük fiyatları kaçınılmaz kıldı. Ancak bu durumun sürdürülebilirliği ve piyasa gerçeklerini ne ölçüde yansıttığı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Yaz aylarında artacak talep ve azalacak hidroelektrik katkısı ile sistem dengelerinin tamamen farklı bir noktaya evrileceği öngörülüyor.
Piyasa uzmanlarına göre, fiyat sinyallerinin idari araçlarla suni şekilde baskılanması, orta vadede ciddi bir arz güvenliği sorunu doğurabilir. Tavan fiyat uygulamaları gibi geçici müdahalelerin sorunu çözmek yerine yalnızca ertelediği ve piyasanın yönünü kaybetmesine neden olduğu belirtiliyor. Bu noktada, hane halkı ve küçük işletmelerin sosyal politikalarla korunması desteklenirken; büyük tüketiciler ve üreticiler için fiyatların gerçek maliyetleri yansıtması gerektiği ifade ediliyor. Risk yönetimi için uzun vadeli ikili anlaşmalar, ikili kontratlar ve finansal koruma (hedge) mekanizmalarının piyasanın doğal bir parçası haline getirilmesi öneriliyor.
Sektörün geleceği için sunulan çözüm önerileri arasında, kamu kurumlarının piyasadaki rolünün yeniden tanımlanması kritik bir yer tutuyor. EÜAŞ’ın gelir tavanı sistemine geçmesi, enerji tedarik fiyatlarının seviyelendirilmiş enerji maliyeti tabanlı belirlenmesi ve kurumun piyasa fiyatlarını baskılamak yerine su yönetimi ile arz güvenliğine odaklanması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, 2000’li yılların başında temelleri atılan enerji piyasası modelinin, 2053 vizyonu doğrultusunda tüm bileşenleriyle birlikte yeniden tasarlanmasının artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldiği belirtiliyor.
Kaynak: Enerjisa Üretim AŞ CEO’su İhsan Erbil Bayçöl
https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7458846427415236608/