Türkiye enerji sektörü, Mart 2026 itibarıyla mevzuat ve yargı kararlarıyla şekillenen köklü bir değişim sürecine girdi. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinden arazi teminine, elektrikli araç şarj altyapısından akaryakıt piyasası denetimine kadar geniş bir alanda yeni düzenlemeler hayata geçirildi. Özellikle yüzer güneş paneli sistemleri ve rüzgâr enerjisi projeleri için ÇED eşikleri yeniden belirlenirken, acele kamulaştırma yetkisinin doğrudan EPDK’ya devredilmesi arazi süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin YEKA yarışmaları ve lisans bedellerine yönelik iptal kararları, sektörün hukuki altyapısında yeni bir dönemi başlattı.
Mevzuat tarafındaki en kritik değişikliklerden biri ÇED Yönetmeliği’nde gerçekleşti. Yeni düzenlemeyle “ÇED Gerekli Değildir” kararı tamamen kaldırılarak, projeler için daha kapsamlı bir denetim mekanizması getirildi. Özellikle rüzgâr enerjisinde tek bir türbinin dahi ÇED sürecine dahil edilmesi ve yüzer güneş paneli projeleri için 2 hektarlık alt sınırın belirlenmesi, çevresel hassasiyetlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Ayrıca, biyokütle tesislerine yönelik istisnaların kaldırılması ve içme suyu havzalarının koruma kapsamına alınması, hidroelektrik santral projeleri başta olmak üzere birçok yatırımı doğrudan etkileyecek bir yapısal dönüşümü işaret ediyor.
Arazi temini süreçlerinde de yatırımcılar için önemli kolaylıklar ve tartışmalı hukuki başlıklar bir arada sunuldu. Yenilenebilir enerji projelerinde acele kamulaştırma kararı alma yetkisi, Cumhurbaşkanlığı aşaması devre dışı bırakılarak doğrudan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na (EPDK) devredildi. Bu adımın bürokratik süreçleri kısaltması beklenirken, mülkiyet hakkına müdahalenin orantılılığı açısından yargıda yeni tartışmaların kapısını aralayabileceği öngörülüyor. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı konusunda ise izin süreçleri sadece tesis alanıyla sınırlı kalmayıp, yollar ve şantiye sahaları gibi yardımcı unsurları da kapsayacak şekilde genişletildi.
Elektrikli araç şarj hizmetleri piyasasında kullanıcı deneyimini ve şeffaflığı artıracak adımlar atıldı. Yeni düzenlemeyle şarj ağları arasında ortak dolaşım (roaming) sistemi zorunlu hale gelirken, DC şarj ünitelerinde güç bazlı fiyat farklılaştırması uygulamasına son verildi. Otoyollardaki istasyonlarda doğrudan ödeme altyapısı kurma yükümlülüğü getirilirken, işletmecilerin bilgi güvenliği ve hizmet kalitesi standartlarına uyumu için sıkı takvimler belirlendi. Akaryakıt piyasasında ise istasyon stok verilerinin 30 dakikalık periyotlarla izlenmesini öngören otomasyon sistemi güncellenerek, sektördeki kayıt dışılığın ve belirsizliğin minimize edilmesi hedefleniyor.
Yargı kanadında Anayasa Mahkemesi, enerji yatırımlarının geleceğini etkileyecek kritik iptal kararlarına imza attı. YEKA yarışma usullerinin belirlenmesinde bakanlığa verilen geniş yetkiler ile lisanssız üretimden lisanslıya geçişteki “lisans alma bedeli” ibaresi Anayasa’ya aykırı bulundu. Öte yandan, Mart ayı lisans verileri sektörün rotasının tamamen yenilenebilir enerjiye döndüğünü teyit etti. Verilen 12 yeni üretim lisansının tamamı yenilenebilir kaynaklara dayanırken, bunların yarısına yakını depolamalı güneş enerjisi santrali projelerinden oluştu. Bu veriler, Türkiye’nin enerji dönüşümünde depolama teknolojileri ve güneş enerjisi entegrasyonuna verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.
Bosca Law tarafından hazırlanan raporu okumak için yukarıdaki PDF ikonuna tıklayın.